Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar  

Go Back   Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar > Eski Edebiyat > Düz Yazılar > Sizin Yazılarınız


Cevapla
 
Seçenekler
Alt 02-21-2013   #11
Ben fakir
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 227
User ID: 18646
Tecrübe Puanı: 57389080
Reputation: 573890737
Ben fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper ÜyeBen fakir Süper Üye
Standart

Alıntı:
boybat Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kuşak farkının tek sorumlusu olarak dili görmek doğru mu? Her çocuk anne babasından çok daha farklı bir dünyaya doğmuyor mu? Bilinenler, ayrımında olunanlar arttıkça kuşaklar arası uçurum genişlemiyor mu?

Dili yaşar kılan da anlam kaymaları değil mi? Her kuşak her sözcüğü yeniden yorumlamıyor mu?

Sorun yorumda mı, yeni durumlara karşılık gelebilecek sözcükleri üretebilmekte mi? Üretemiyorsak bizden öncekilerin yaptığı gibi dışardan mı getirmeliyiz? Dışardan getirdikçe üretebilme yeteneğimizi her gün daha da kısıtlamıyor muyuz?

Dil işitsel (temelde) olsa da, görsel bir çevrime uğramıyor mu insan beyinde. Sözcüklerin anlamı 'görülmüyor' mu? Beyin önce kökü, sonra ondan türetilen anlamı çözümlemiyor mu? En azından Türkçe'de işler böyle yürümüyor mu? O yüzden de dilimiz dediğimiz bu yığında içinde kökü içimizde olanlara gereksinimimiz yok mu? İşlevsel olanlar onlar değil mi? Kökünü göremediğimiz sözcüklerden düşünme süreçleri içinde yararlanabiliyor muyuz?

Konuştuğumuz dil bizimle o dili konuşanlar arasındaki bağdır özde. Bir tür ilişkinlik kurar. Zenginlik diye abur cubur atıştırmaya devam edersek ne yerimizden kıpırdayacak halimiz kalacak, ne yerinden kıpırdamayı düşünecek durumumuz. İşte o yüzden 'etmek' ve 'yapmak' gibi koltuk değnekleri ile desteklediğimiz yabancı sözcükleri dilden atmak, uyuşmuş bacaklarımızı yeniden işler durumu getirmek gerek.

Dilde arınma ve öztürkçe sözcük türetme çabalarına daha ılımlı bakılması dileğiyle...
Ben babamı, oğlum beni anlamıyor derken kuşak farkı değildi kastettiğim, dil idi.

"Abes" ile "muktebes"in kafiye (uyak) olup olamıyacağının tartışıldığı görsellikten geldiğimiz yere bakın, sosyal medyada yutulan harflerden yazılanı anlamaz hale geldik.

Ben kelime türetilmesine karşı değilim; türetilen kelimelerin zorla dayatılmasına karşıyım. Arapça ya da Farsçayı yabancı sayıp Fransız ya da İngilliz dillerinden alıntılar yapılmasına karşıyım.

Bugün sıradan bir lise öğrencisi Aristo'dan iyi mantık, Hipokrat'dan iyi tıp bilgisine sahiptir de, dedesi kadar diline sahip değildir. İkiyüz kelimeyle konuşan bir topluluk olduk, onu da yanlış konuşuyoruz.

Oysa, dilde iyileştirme ve sadeleşmeleri doğal seçim yoluna hak tanıyarak yapma sabrını gösterebilen kurumlar ve yöneticiler olsaydı, inanıyorum ki bu sefaleti tartışmazdık.

Bakın, bir önceki paragrafta "radikal" sözcüğünü kullanmak istemedim, hoşlanmadığım için; "zecrî" kelimesini kullanamadım, belki bilmeyebilirsiniz!.. "Zoraki" desem, tam oturmuyor anlam bakımından!.. Kısıtlanmak değilse nedir bu hal?

Görüş ve düşüncelerinizi saygı ile okuyorum, her yazdığınızı da aynı saygı ile okumaya devam ederim... Ama kabul etmem mümkün değil!..

Kim bilir, belki de yaşlılığın verdiği "kuru inat" dedikleri bu olsa gerek...

İyi günler dilerim.
 
Ben fakir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-21-2013   #12
Tedirgin
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 38
User ID: 1969
Tecrübe Puanı: 3534230
Reputation: 35342224
Tedirgin Süper ÜyeTedirgin Süper ÜyeTedirgin Süper ÜyeTedirgin Süper ÜyeTedirgin Süper ÜyeTedirgin Süper ÜyeTedirgin Süper ÜyeTedirgin Süper ÜyeTedirgin Süper ÜyeTedirgin Süper ÜyeTedirgin Süper Üye
Standart

Ben Fakir'in yazdığına katılıyorum; işin içine devletin katılması çok büyük bir hata olmuştur. Halbuki Tanzimat'la başlayan dilde sadeleşme hareketleri gayet başarılı bir şekilde ilerliyordu. Dilimiz kaç bin yıllık geçmişe sahip bir dildir, kimsenin oyuncağı değildir. Kendi mecrasında akmalıydı, böyle müdahaleler (ki ben ideolojik olduğunu düşünüyorum) yüzünden işte o sefaletin içindeyiz.

Yeni nesiller okumadığı için eskileri bilmez, halbuki ben Türkçe'yi Ahmet Haşim, Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sait Faik, Cemil Meriç okuyarak tanıdım, sevdim. Düşünüyorum da okuma kültürünün, zevkinin varolamamasında, millet olarak sözlü kültürün bizde daha hakim olmasından başka, dile yapılan bu müdahalenin de büyük rolü olduğuna inanıyorum.

1950'lerde yazılan çoğu kitabın sonraki baskılarına bakarsanız, defalarca sadeleştirilmiş olduğunu görürsünüz, nedir bu şimdi? Kendi yolunda ilerleyen bir dil bu kadar hızlı değişir mi, durmadan değişen bir dille nasıl köklü bir şeyler yapabilirsiniz, hangi kavramları ve düşünceleri bir temele oturtabilirsiniz?

Dünyada hangi dil gerçekten öz? Yanlış hatırlamıyorsam Cemil Meriç Fransızcanın %40'nın dışarıdan alınan kelimeler olduğunu söylüyordu.

Üstelik TDK'nın ürettiği kelimelerin çok büyük çoğunluğu tadsız tuzsuz, ahenksiz, zevksiz kelimeler. Onun için de benimsenmiyorlar.
 
Tedirgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-12-2017   #13
akymaiden
 
Üyelik tarihi: Oct 2014
Mesajlar: 2.143
User ID: 31427
Tecrübe Puanı: 47123624
Reputation: 471236177
akymaiden Süper Üyeakymaiden Süper Üyeakymaiden Süper Üyeakymaiden Süper Üyeakymaiden Süper Üyeakymaiden Süper Üyeakymaiden Süper Üyeakymaiden Süper Üyeakymaiden Süper Üyeakymaiden Süper Üyeakymaiden Süper Üye
Standart

tdk kime hizmet ediyor ki, türk milletine mal olmuş deyimlerimizi silme cüretini gösteriyor?!
 
akymaiden isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-10-2019   #14
steinbeck
 
steinbeck - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 485
User ID: 1454
Tecrübe Puanı: 56322496
Reputation: 563224882
steinbeck Süper Üyesteinbeck Süper Üyesteinbeck Süper Üyesteinbeck Süper Üyesteinbeck Süper Üyesteinbeck Süper Üyesteinbeck Süper Üyesteinbeck Süper Üyesteinbeck Süper Üyesteinbeck Süper Üyesteinbeck Süper Üye
Standart

DİL FAKİRLİĞİ

Bir tartışma programı izleyemiyorum.
Hayranlıkla dinlediğim bir konuşmacı yok.
Sürüklenerek okuduğum bir kitap yok.
Sinirlenmeden okuyabileceğim bir gazete yok.
Sebebi: Türkçemizin, anadilimizin günden güne rahatsız edici, kaba, düşüncesiz, hissiz, kandırmacalı, aldatıcı, boş, şuursuz, samimiyetsiz, sevimsiz, ahenksiz bir yöne gitmesi.

Aşağıda, bazı kelimeler, ifade tarzları sıralıyorum. Bunlar, ne manasını tarif edebiliyor, ne manasına işaret edebiliyor, ses değil, söz değil, mana hiç değil. İfade gücü olmayan, nüansları bulunmayan, sun'i ve hastalıklı, yanlış ve gülünç, çirkin sesler. Kuş dili bile değil. Bunlardan bazısını ben de kullanmış olabilirim, o halde hepimiz hatalıyız. Meseleyi daha etraflıca, dilin geçmişini, kaidelerini, özleştirme ve canlı dil tartışmalarını bir başka yazıda anlatacağım.

Sevmediğim kelimeler, ifadeler:

ezber bozmak, korkunla yüzleş, neyin kafası, lokasyon, parasal, çok net, ölmeden önce şunu şunu yap, ılımlı, çok daha fazlası, yeminle, sorgula, vizyon, ortaya çıktı, sistem çöktü, renkli görüntüler, sürdürülebilir, etkili çevreler, atıyorum, dikkat çekti, can pazarı, dağıtım bedeli, tarımsal, keşfet, en, süper, fenomen, hiç kuşkusuz (elbette mi, muhakkak mı, mutlaka mı hangisi ve neden bu kadar eminsin), yerel, katkı payı, aymaz, imge, anlak, tinsel, koşul, bu bağlamda, konjonktür, aynen, noktasında, bilinmektedir (nedir, kim biliyor? bilinen ne, bize de anlat da bilelim!), sorunsal, inovasyon, son çeyrekte, start, saniye saniye, algı operasyonu, üst akıl, ölü sayısı yükseldi, hayatını kaybetti, son tahlilde, tırnak içinde (en son CNN Int.'de görmüştüm, ellerini kaldırıp bir de parmaklarıyla tırnak işareti yapmıştı sunucu),çalışma başlattı, farkındalık, yaşanmışlık, sıkıntı yok, atıyorum, yapısal-işlevsel, lansman, trend, açık ve net, ironik, özdek, stratejik, adamsın, irdelemek, destinasyon, piyasaların nabzı, kırmızı çizgiler, çok keyifli, inanılmaz, içsel yolculuk, global, sayıştay, eğitsel, çalıştay, açıkçası, başyapıt, diye düşünüyorum, kensel dönüşüm, anıt, yanıt, hükümlü, dekolte, sanrı, argüman, yadsıma, ussal, satır arası okuma, altını çizme, Türkiye'nin dinamikleri, güncelle, ezber bozmak, sözün bittiği yer, stabil, aktivite, rekor kırdı, torba yasa, duruşu sağlam, şoke, büyük resmi gör, konsensus, çözüm süreci, stratejik ortaklık, paradigma, söylem, sorunsal, tarihi an, öncelikle, bayan, neo.

Sosyal medya denilen yerlerde kullanılan dilimize tamamen aykırı birçok kelimeye yer vermedim bile, çok çirkin sesler. Uzatmak istemedim. Ayrıca entelektüellerin, akademisyenlerin kullandığı itici dile de başka bir yazıda temas edeceğim.
 
steinbeck isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:59.

Forumumuz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan, yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, forum yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, ekyasal@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.