Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar

Go Back   Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar > Eski Kitaplarım Genel Bölüm > İstekleriniz - Önerileriniz - Teklifleriniz > Kitap İstekleri


Cevapla
 
Seçenekler
Alt 12-31-2013   #1
halturin
 
halturin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 730
User ID: 18688
Tecrübe Puanı: 214748373
Reputation: 2147483647
halturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üye
Standart Parvus Efendi - Türkiye'nin Mali Tutsaklığı



MAY YAYINLARI, İSTANBUL, 1977, 16 X 24, 279 SAYFA.

Muammer Sencer, Pavrus?un önemini şu sözlerle anlatıyor:

?Yazılanlar önce Duyun-ı Umumiye?nin (Osmanlı Borçlar İdaresi) ve Reji?nin (Tekel şirketi) devleti nasıl düpedüz aldatarak borçtan kurtulamaz duruma getirdiğini açığa koyması açısından önemli. Türk Yurdu dergisinin Parvus?un yazılarına başlarken yayınlamış olduğu sunum yazısında da üzerinde durduğu gibi Türk ekonomicileri, Türkiye?nin sorunlarına o güne değin değil çare aramak, bir açıklık kazandırma savaşı bile vermemişler. Parvus çıkana değin uzun yıllar devletin nasıl soyulduğu ve politikacıların beceriksizliği, bilgisizliğinden yararlanılarak borçtan sıyrılamaz bir ortama sürüklendiği kamuoyundan gizli kalmış.?

---------

ARAMAKTAYIM...
 
__________________
"Minerva?nın baykuşu ancak gün batarken uçmaya başlar.? (Hegel)
halturin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 01-01-2014   #2
börklücemustafa
 
Üyelik tarihi: Jun 2012
Mesajlar: 1.944
User ID: 907
Tecrübe Puanı: 214748375
Reputation: 2147483647
börklücemustafa Süper Üyebörklücemustafa Süper Üyebörklücemustafa Süper Üyebörklücemustafa Süper Üyebörklücemustafa Süper Üyebörklücemustafa Süper Üyebörklücemustafa Süper Üyebörklücemustafa Süper Üyebörklücemustafa Süper Üyebörklücemustafa Süper Üyebörklücemustafa Süper Üye
Standart

Sevgili halturin çok güzel kitaplar istiyorsun Elime geçen olursa tarayacağım.
 
börklücemustafa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 01-01-2014   #3
halturin
 
halturin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 730
User ID: 18688
Tecrübe Puanı: 214748373
Reputation: 2147483647
halturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üye
Standart

isteyenin bir yüzü kara - isteklerimiz devam edecektir
 
__________________
"Minerva?nın baykuşu ancak gün batarken uçmaya başlar.? (Hegel)
halturin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 01-09-2014   #4
ikutluay
 
Üyelik tarihi: Sep 2013
Mesajlar: 192
User ID: 22615
Tecrübe Puanı: 21474846
Reputation: 214748376
ikutluay Süper Üyeikutluay Süper Üyeikutluay Süper Üyeikutluay Süper Üyeikutluay Süper Üyeikutluay Süper Üyeikutluay Süper Üyeikutluay Süper Üyeikutluay Süper Üyeikutluay Süper Üyeikutluay Süper Üye
Standart

Parvus Efendinin kitabı devletin nasıl soyulduğuna örnek olsa da bazı tarihi gerçeklerinde bilinmesinde fayda vardır. Ayrıca onun meselelere hangi gözle baktığıda bilinmezse tanıtım metnide gördüğüm veya başka sitelerde okuduğum düşünceleri adamı büyük yanılgıya düşürebilir.

Kırım Harbinden sonraki dönemde Abdülhamit Han göreve gelip ipleri eline alana kadar devletin soyulduğu yadsınamaz bir gerçektir. Ancak Düyun-u Umumiye'nin kurulduğu ortamda Fransa donanması alacaklarının tahsilini sağlamak üzere topraklarımızı işgale hazırlanmaktadır...

Düyun-u Umumiye kurulduktan sonra devletin o güne değil ödediği faiz oranları düşmek dışında birde kaynakların kontrolü devlet adamlarının dışına çıkınca "Pinti" diye lakap yapmış olan Abdülhamit Han'ın tutumlu davranışları sonucu devletin borçları hızla düşmeye başlamış ve on yıllar sonra ilk defa artı verecek düzeye gelmiştir.

Gönül isterdi ki bunlar hiç olmasın ancak realite ile hayal farklıdır. Düyun-u Umumiye'nin temel amacı borçların tahsilş olduğu için Osmanlı hazinesini gereksiz harcamalardan ne olursa olsun kaçındırıp paralarını tahsil etmişlerdir. Ancak bu onların lehine görünse bile bir noktada da Osmanlı Devletinin borçlarını azaltıp giderek rahat nefes almasını sağlamıştır.

Abdülhamit Han ha'l edilerek görevden alındıktan sonraki on yıl içinde onun 30 yılda 300 milyondan 30 milyona düşürdüğü borçlar, 400 milyona çıkmıştır.

Üstelikte ne olur ne olmaz diye birktiriği ve yıllarca dokunmadığı savaş hazinesinin yeri zorla söyletilerek saklanan milyonlarca altında gaps edilmişti.

O görevden alındıktan sonra göreve gelenlerin en önemli üç icraatından bahsedecek olursak;

1. Filistinde toprak satıını serbest bırakıp Adbülhamit Han'ın şahsi mülklerini bile sattılar.

2. Adana'da Abdülhamit Han'ın Ermenistan kurulması hazırlıklarını sezerek ilan ettiği 1milyon 100 bin dönümlük mercimek çiftliğide 75 yıllığına fransızlara satıldı.

3. Kiliseler kanunu çıkarıldı ve Balkan Savaşlarının başlamasına adeta çanak tutuldu.


Not : Asıl acı olay ise Osmanlı Kırım savaşında ilk borcunu Rostchilds'lerden alıyor. Bu aileye bulaşıpta hayatta kalan ise maalesef görülmemiştir. Osmanlı ile işleri biraz uzun sürüyor çünkü Abdülhamit Han onların beklemediği kadar dişli çıkıyor.

Parvus Efendi'nin tutarsızlığına gelince kendisi bir Alman ajanı olup asıl görevi İttihat ve Terakki'nin ihtiraslarını köpürtmektir.

Devletin borçları nedeniyle zor durumda olduğunu savunan Parvus Efendinin hizmet ettiği Almanya ise bize 1. dünya savaşına girmemiz karşılığında faiziyle geri almak üzere borç vermiştir.

Dikkat arkadaşlar. Hibe değil. Faizi ile borç...
 

Konu ikutluay tarafından (01-09-2014 Saat 02:55 ) değiştirilmiştir..
ikutluay isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 01-09-2014   #5
halturin
 
halturin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2013
Mesajlar: 730
User ID: 18688
Tecrübe Puanı: 214748373
Reputation: 2147483647
halturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üyehalturin Süper Üye
Standart

Parvus'un "tarafsız" bir gözlemci olmadığına, İttihatçıların Alman emperyalizmine kazanılmasında işlevsel olduğuna vb. şüphe yoktur. Ancak Alman emperyalizmine borçlanma konusunda "Abdülhamit Han" da pek geri kalmamıştır İttihat'çılardan. Bu konuda özellikle başarısız "Berlin-Bağdat Demiryolu" projesi görkemli bir örnektir.

Alıntı:
".. Konya ya da Ankara?dan başlayıp, Bağdat ve Basra üzerinden İran Körfezi'ne varan Bağdat demiryolu projesinin gerçekleştirilmesi için yürütülen kampanyanın, 1896 yılında Anadolu hattının bitirilmesinden hemen sonra başlaması kaçınılmazdı. Bu ajitasyonu Reich'in Deutsche Bank?la sıkı ilişkiler içinde bulunan Tahran ve Bağdat temsilcileri başlattı. Gerek Tahran Başkonsolosu Gaertner, gerekse maiyetindeki Bağdat Konsolosu Richarz, Anadolu, Mezopotamya, Arabistan ve Güney İran'da yürütülecek olan hızlı bir Alman yayılma politikasının savunucularındandı. Gönderdikleri raporlardan bu konsolosların, Bağdat demiryolu projesinin gerçekleşmesini, Alman finans kapitalinin Hindistan'a dek uzanan başarılı bir hamlesi açısından, zorunlu bir koşul saydıkları çok açık bir biçimde anlaşılmaktadır. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Marschall von Bieberstein -daha sonra büyükelçi- bu iki konsolosun gönderdiği raporlardan büyük çapta etkilenmişti.

Kayzer'in 1898'de yaptığı yolculuktan sonra «Wilhelmstrasse» [Alman Dış İşleri Bakanlığı], Alman emperyalizmince planlanan doğu yayılmasının başarıya ulaşması açısından, kesinlikle gerekli olan tek koşulun, Küçük Asya?dan geçen hattın mümkün olan en kısa sürede tamamlanması olduğunu görmeye ve Alman subaylarıyla, kapitalistlerinin ve kültür siyasetçilerinin Yakın Doğu ile ilişkin tüm düşüncelerini, Bağdat demiryolu projesine bağımlı kılmaya başladı. Diğer yandan; Abdülhamit daha 1895 martında İstanbul'daki Alman büyükelçisini, 1896 şubatında da II. Wilhelm?i, Bağdat demiryolunun yapımına girişilmesi konusunda Deutsche Bank'la görüşmelerin başlaması için sıkıştırmıştı. Osmanlı ordusunun Yunanistan karşısında sağladığı askerî zafer, Berlin?de Krupp?un Fransız Schneider-Creusot firması ile İngiliz Vickers-Armstrong firması karşısındaki başarısı olarak kutlanmıştı ve bu zafer, Abdülhamit'i ister istemez İmparatorluğu boydan boya aşan hattın en kısa sürede tamamlanmasını istemeye itti. Bu hattın kendi gerici siyaseti açısından taşıdığı stratejik önemi, padişah da çok iyi kavramıştı.

Bu demiryolu projesi açığa çıkar çıkmaz, Rus hükümetince protesto edildi, İngiltere?de geniş bir anti-Alman kamuoyu oluştu, diğer yandan Büyükelçi Marschall 1899 eylülünde Deutsche Bank'la ön anlaşma yapılması konusunda Abdülhamit?i ikna etti. Bu ön anlaşmayla imtiyazın Alman finans kapitaline verilmesi kesinlik kazanıyor ve tehlikeli olabilecek İngiliz rekabeti -o sıralarda Londra'daki büyük bankalar devlet teminatı olmadan çalışmayacaklarını açıklamıştı- saf dışı edilmiş oluyordu. Bunun? üzerine padişah 25 Kasım 1899'da nazırlarıyla sarayda bir toplantı yaptı. Nazırlar Konya'dan Bağdat-Basra'ya dek uzanan hattın yapım imtiyazının, yüksek bir kilometre teminatı ile Deutsche Bank'a verilmesini kararlaştırdılar. Ön anlaşma 23 Aralık 1899'da Siemens tarafından imzalandı. Osmanlı İmparatorluğu'na siyasal ve ekonomik alanda sızma konusunda Alman finans kapitalinin kazandığı bu yeni başarı, Almanya?daki egemen sınıflarca coşkuyla karşılandı. II. Wilhelm daha 28 Kasım 1899 tarihinde Abdülhamit'e bir- telgraf çekmişti; bu telgrafta «Alman sanayiinin gücüne ve sadakatine karşı gösterdiği güvenin bu belirtisinden dolayı», Abdülhamit'e teşekkür ediyordu. Böylece Wilhelm, tekellerin devlet aygıtı üzerindeki etkisinin ne denli güçlü olduğunu açıkça ifade etmişti. Tekeller, devleti tümüyle kendi emirleri altına almaya ve devletin en büyük yöneticisini bir hissedara, bir ticarî temsilciye dönüştürmeye başlamışlardı.

Alman emperyalizminin Yakın Doğu için verdiği kavgada gösterdiği bu başarı karşısında, Alman sosyal demokrasisinin reformcu unsurları da "emperyalizmin kültür misyonu" üzerine övgüler dizmeye başladılar. Örneğin Ernst Frei, «Sozialistischen Monatshefte» (Aylık Sosyalist Dergi [Başta Bernstein ve izleyicileri olmak üzere Alman sosyal-demokrasisinin "revizyonist" kanadının görüşlerini ortaya koyan Sozialistischen Monatshefte'yi Lenin daha 1904'te, "tutarlı Alman oportünizminin organı" olarak nitelemişti. Dergi 1. emperyalist paylaşım savaşı döneminde açık bir sosyal-şoven konum almıştır.]) de şunları yazıyordu: «Artık geleceğimizi Okyanus'ta aramaktan vazgeçmeliyiz. Çünkü tüm var olma koşullarımız, yani coğrafî durumumuz bize başka bir yönü gösteriyor, Anadolu'daki ihraç olanaklarına işaret ediyor ve bizi, Alman-Avusturya'sını Habsburg monarşisinin her milliyetin bulunduğu karmaşık kitlesinden koparıp, bizim Alman devlet birliğimize almaya itiyor.» 20. yüzyıla geçildiği günlerde Avusturya'nın ilhakını isteyen ve daha sonra. II. Dünya Savaşı öncesinde Nazilerce gerçekleştirilen Pan-Cermen propaganda işte salt bundan ibaretti. Reformcuların içinde oldukları bu durum, I. Dünya Savaşı sırasında sağcı önderlerin işçi sınıfına ve Alman halkına ihanet etmelerine yolaçtı. Yine bu durum, bugün de, Avusturya'yı yutma eğiliminde olan Alman emperyalizmiyle ve militarizmiyle sosyal demokratların kurduğu ittifaka yol açmaktadır." (Lothar Rathmann, Alman Emperyalizminin Türkiye'ye Girişi, Belge Yayınları, s. 72-75)

Öte yanda, Alman sosyalizminin anti-revizyonist, devrimci kanadını temsil eden Rosa Luxemburg ise Alman oportünistlerinin avukatlığına soyundukları Alman emperyalizminin sözde "barışçı kültür misyonu"nun pratikte nasıl bir emperyalist yağma mekanizması olduğunu -ve bu yağmanın Osmanlı'nın çürümüş siyasal ve ekonomik ilişkileriyle nasıl içiçe geçtiğini- şöyle teşhir ediyordu:

"Bu büyük 'barışçı kültür eserleri'nin ardında, Küçük Asya köylülüğünün 'barışçı' yoldan tümüyle harap edilmesi yatmaktadır. Bu büyük girişimlerin maliyetleri, doğal olarak, çok dallanmış karmaşık bir devlet borçları sistemi kanalıyla, Deutsche Bank tarafından sağlanıyordu. Osmanlı Devleti, sonsuza dek Siemens'in, Gwinner'in, Helfferich'in, vb.nin borçlusu olacaktı. Tıpkı daha önce de İngiliz, Fransız, Avusturya sermayesine borçlandığı gibi. Bu borçlu bundan böyle, yalnızca istikrazların faizlerini ödemek için devlet gelirlerinden sürekli büyük meblağlar aktarmak zorunda kalmayacak, bu yolla kurulan demiryollarının gayrı safi kazançları için de teminat vermek zorunda olacaktı. Burada, en modern tesisler ve ulaştırma araçları, son derece geri, büyük bölümü doğal ekonomi koşulları içinde bulunan, en ilkel bir köylü ekonomisine aşılanıyordu. Doğu istibdatı tarafından yüzyıllardan beri acımasızca sömürülen, köylülerin elinde devlete verilen miktardan sonra, kendi geçimleri için hemen hemen yalnızca birkaç ekin sapı bırakan bir köy ekonomisinin kurak topraklarından, demiryolları için gerekli olan ulaşım ve kâr düzeyini sağlamak doğal olarak mümkün değildi. Ülkenin ekonomik ve kültürel yapısıyla ilişkin olarak, meta alışverişi ve insan ulaştırması son derece gelişmemiş bir düzeydeydi ve bu düzey çok sınırlı ölçüde yükseltilebilirdi. Beklenen kapitalist kârın oluşması için kapanması gereken açık, Osmanlı hükümeti tarafından «kilometre teminatı» adı altında, demiryolu şirketine her yıl düzenli olarak ödeniyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa bölgesindeki demiryollarının yapımı sırasında, Avusturya ve Fransız sermayesince kullanılan bu sistem, şimdi Deutsche Bank'ın imparatorluğun Asya topraklarındaki girişimlerin de uygulanıyordu. Bu ek tahsisatın teminat ve karşılığı olarak Osmanlı hükümeti, Avrupa sermayesinin temsilciliğine, yani Düyun-i Umumiye İdaresi'ne Türkiye'deki devlet gelirlerinin ana kaynağından bir dizi vilâyetin aşarını devretti. 1893-1910 yılları arasında Osmanlı hükümeti, örneğin, Ankara demiryolu ve Eskişehir-Konya hattı için 90 milyon Frank "tahsis" etti. Osmanlı hükümetince Avrupalı alacaklılara sürekli rehin edilen ?aşar?, çok eski dönemlerden beri köylülerin doğrudan buğday, koyun, ipek, vb. gibi ürünleri teslim etmesine dayanıyordu. Aşar, doğrudan değil, devrim öncesi Fransa'sındaki ünlü vergi toplayıcıları türünden mültezimler tarafından toplanıyordu. Devlet bu mültezimlere acık arttırma yoluyla, yani en fazla arttırana, her vilâyette tahmin olunan teslimatı peşin para karşılığında önceden satıyordu. Bir vilâyetin aşarı bir madrabaz ya da alacaklılar gurubunca elde edilince, bunlar her sancağın (kazanın) aşarını bir başka madrabaza satar; bunlar da, kendi paylarını daha küçük aracılara devrederlerdi. Herkes yaptığı masrafı çıkarmak ve mümkün olan en büyük kazancı toplamak istediğinden, aşar, köylüye yaklaştıkça bir çığ gibi büyümekteydi... İşte, Avrupa sermayesinin yürüttüğü kültürel çalışma kanalıyla, 'Türkiye'nin iktisaden kalkındırılması'nın iç mekanizması böyledir." (Rosa Luxemburg, Seçilmiş Konuşma ve Yazılar, Cilt I, s. 235-297'den aktaran Lothar Rathmann, a.g.e., 80-82)
 
__________________
"Minerva?nın baykuşu ancak gün batarken uçmaya başlar.? (Hegel)

Konu halturin tarafından (01-09-2014 Saat 15:44 ) değiştirilmiştir..
halturin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
parvus efendi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Afet İnan - Türkiye Halkının Antropolojik Karakterleri ve Türkiye Tarihi (1947) enişte Makaleler 11 09-30-2020 05:17
Derviş Efendi-Zâde Derviş Mustafa Efendi -1782 Yılı Yangınları (haz. Hüsamettin Aksu) akademya Tarih Kitapları 8 07-27-2018 06:16
Bahâyî Efendi - Şeyhülislâm Bahâyî Efendi Dîvân'ından Seçmeler Ka-fa_1500 Tercüman 1001 Temel Eser 6 09-25-2014 15:53
Martin Luther - İrâdenin Tutsaklığı (MOBI) Esege Din Hakkında Kitaplar 0 12-26-2013 22:22
Ahmet Mithat Efendi - Felatun Bey ile Rakım Efendi No Pasaran Kitap İstekleri 3 10-20-2013 15:26


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:15.

Forumumuz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan, yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, forum yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, ekyasal@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.