Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar  

 

Eskikitaplarim.com'a destek olmak için, aşağıdaki paketlerden birini seçebilirsiniz.

50 TL Destek Paketi

100 TL Destek Paketi

150 TL Destek Paketi


Go Back   Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar > Eski Edebiyat > Eski Sözlük


Cevapla
 
Seçenekler
Alt 07-27-2017   #1
cepbook
 
cepbook - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2015
Mesajlar: 2.187
User ID: 33774
Tecrübe Puanı: 214748370
Reputation: 2147483647
cepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üye
Standart istibdat

teşekkürler. bi nüshası da burada dursun müsadenizle. Aslı şurada [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Alıntı:
Elon Man Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster



BURHAN FELEK - İstibdat nedir?

TARİH kitaplarında, bilhassa İkinci Abdülhamid devri için, "İstibdat Devri? denilir. Bunu işitenleriniz olduğu gibi, belki işitmemiş olanlarınız vardır. Biz bugün size, bu "Devr-i İstibdat? denilen devrin ne olduğunu anlatırken, kelimelerin manalarını da vermeye ve bu ismin neden verildiğini de izaha mecburuz.

"İstibdat? demek, lügat kitaplarına göre, kanun tanımayan, karakuşî dediğimiz keyfî idare demektir. Gerçekten de Abdülhamid devri böyle bir devirdi. Durup dururken, kimbilir hangi jurnalcinin ihbarı üzerine bir adamı alırlar, sürgüne gönderir, mallarını müsadere eder, ocağını söndürürlerdi. İşte ben ve benim gibiler o devirden bugünkü cumhuriyet cennetine gelebilmiş bahtiyarlardan olduğumuz için, her şeye rağmen bu devri hiçbir şeye değişmeyiz.

Şimdi, "istibdat Devrî'nın başlıca vasfı neydi? İstibdat Devri sessizlik rejimidir. Kimsenin sesi çıkmaz. Havadan, sudan, ? Kalem?deki işlerden, müdür beyin halinden, odacının faizcilik yaptığından bahsedilir. Sabahleyin çıkıp "Kalem?e gidilir, akşam "Kalem den çıkıp eve dönülür. Yolda, vapurda daima havadan, sudan, dairedeki işlerden konuşulur. Ama memlekette neler olup bittiğinden bahsedilemez. Zaten birçok kimsenin de bundan haberi olmazdı. Pek kulağı delik olanlar da, birbirlerinin kulağına fısıldarlardı. Dikkat ettinizse, ?kalem? kelimesini burada büro manasına kullandım. O devirde bu kelime gerçekten büro manasına kullanılırdı. Resmî dairelerde işi olanlara umumiyetle kâtip denildiği gibi, bu dairelere, ?kalem? denilir ve bu kâtiplere, ?kalem efendisi? tabir olunurdu. İnsanlar devletten bir şey istemek için bugün dilekçe dediğimiz kâğıtlarla müracaat ederlerdi. Bunun o devirde adı, resmî dilde istida, halk arasında arzuhal idi. Halkın fakir tabakası okuma-yazma bilmediği için, meselâ İstanbul'da Yenicami musluklarının karşısında arzuhalciler vardı. Bunlar, küçük bir para mukabilinde dilekçeyi yazar, sahibine de biraz akıl öğretirdi. O devirde dilekçelere pul yapıştırılırdı. 15 kuruşluk damga pulu ile bir de sonradan ilâve edilen Hicaz demiryolu iane pulu... O devirde insanlar bu arzuhallerin peşinde, aylarca o kalem senin, bu kalem benim sürünür dururdu. Hiç kimse mesuliyet alıp bir şeye kesin karar veremezdi. Nemelâ- zımcılık, yani yalnız kendini düşünmek bu devrin başlıca vasıflarındandı.

Görünüşe göre, bu devirde padişaha dua, devlete dua, büyüklere duadan başka bir şey yapmayanlar rahat gibi görünürdü. Ama kazın ayağı öyle değildi. Hiçbir kanunda ve kitapta yazılı olmayan birtakım yasaklar vardı. Halk bu yasaklara dikkat etmeyenlerin âkibetini göre-işite, kendini rejime göre şartlandırmıştı. Bu İstibdat Devri?nde bazı hareketler, bazı sözler, bazı kitaplar yasaktı. Hiç unutmam, galiba Mizancı Murat Bey?in Tarih-i Umumî'sinin Medhal kısmım havi bir kitabı babam evimizde sandıkların dibine saklardı. Bu arada Avrupa'ya veya Mısır?a gitmek ve bunu istemek pek şüpheli bir hareket ve teşebbüs olurdu. Nitekim, büyükbabam Çolak Süleyman Bey, (sol bileğinde Rus Harbi?nde aldığı bir kurşun yarasının bıraktığı sakatlık yüzünden Alay Bey?i Süleyman Bey?e çolak demişler.) vefat edince babaannem, iki çocuğunu, babamla amcamı alıp Mısır?da iyi bir işi olan kardeşi İshak Bey?in yanına gider. Babam, Mahmut Ziya Bey ve büyükannem Hasibe Hanım Mısır'ın havasıyla pek imtizaç edemezler ama, amca Haşan Dilâver Bey orada hemen bir iş bulup kalır. Merhum amcam 85 yaşında Mısır?ın Tanta şehrinde vefat ettiği zaman emekli olmuş bir büyük memurdu. Babamın Mısır'la münasebeti oluşu, daima onun için memuriyette ilerlemeye engel olmuştu.

istibdat Devri'nde evlerde veya kulüp gibi yerlerde toplanmak yasaktı. Hemen hafiyeler basarlar ve olanları yakalarlardı. Bunların âkibetleri, yaptıkları veya yaptıklarını hükümetin şüphe ettiği suça göre değişirdi. Sürgünden kalebentliğe kadar giderdi.

İstibdat Devri?nde birtakım isimler yasaktı. Bir kere Murat ismi yasaktı. Çünkü Murat, hastalandığı için tahtından indirilerek gözaltına alınan V. Murat?a mensup olmak gibi şüpheler uyandırırdı. Yalnız bu iş nereye kadar giderdi? Hâlâ elimde bulunan ve 1904'de Paris?te intişar etmekte olan ?Edueation Phipique" (Beden Terbiyesi) isimli Fransızca mecmuada o tarihte İstanbul?da Safvet Tiyatrosu?nda tertip edilmiş bir güreş müsabakalarının neticelerini yazarken, pehlivanlardan Deli Murat adında bir başpehlivanın ismi mecmuada mürekkeple karalanmış Olarak Türkçe'ye çevrilmiş. Kimliklerde bu dereceye kadar tetkikat yapılırmış. Bu kitap hâlâ Milliyet Spor Servisi'ndedir. Reşat adı da yasak isimlerdendi. Ne kadar Reşat varsa, hepsi Neş?et veya Neşat olmuştu. Çünkü Sultan II. Abdülhamid'in veliahdı, yani yerine geçecek olan zat, kardeşi veliaht Reşat Efendiydi.

Osmanlı tarihinde Sultan Abdülmecid kadar evlâdları padişah olmuş hünkâr yoktur. V. Murat, II. Abdülhamit, V. Mehmet (Reşat) ve VI. Mehmet (Vahdettin). Yakın tarihin en iyi ve yenilik taraflısı padişahı Sultan Abdülmecid'di. Son derece dindar, fakat gece-gündüz işrete mütpelâ idi. Yaşı 40 ı bulmadan vefat etmiştir. Saray masraf defterlerinde o zaman çıkan gazetelerin abone bedelleri yazılı olduğuna göre, lisan bilir ve bunları okurmuş.

İstibdat Devri'ni anlatırken yakın devrin Osmanlı tarihine ilişmemek mümkün olmuyor. Biz gene devam edelim. İsimlerden yasak olanlar olduğu gibi, meselâ ?yıldız? kelimesi de yasaktı. Çünkü, Sultan Hamit ?Yıldız Sarayî?nda otururdu. Buranın adını ağıza almak, bir şeye isim takmak, meselâ yıldız şehriyesi demek yasaktı. Acaba bütün bunları padişah mı emrediyor veya istiyordu? Onu bilmek kabil değildi. Yalnız şurayı itirafa mecburum ki, İstibdat Devri?nde insanların hangi taraftan olduğunu bilmek, pek kolaydı. Saraya ve padişaha yahut hafiye zümresine dahil olanların fesleri tablalı kalıp ve açık kırmızı olurdu. Bunu gördünüz mü, o zatın kurenadan, yani padişaha yakın olduğunu anlar, ona göre konuşurdunuz.

Bu arada çok şayan-ı dikkat bir zatı zikretmeden geçmek mümkün değildir. O da serhafiye ?galiba? Celâl Paşa adındaki halûk ve hayırhah kimsedir. Celâl Paşa, kırmızı fesiyle eski Tokatlayan Sokağı'na bakan kahvesinde oturur, Beyoğlu?nu seyreder ve pek çok olan ahbaplarıyla görüşürdü. Sultanhamit?in bu zata hem itimadı, hem de hürmeti vardı.

İstibdat Devri?nde dediğim gibi, beş kişiden fazla kimsenin bir yerde toplanması istibdat zaptiyesini kuşkulandırırdı. Bunları da, ekseri komşuları haber verirlerdi. O sebepledir ki, mahalleliler ve eş-dost, mahalle kahvelerinde veya kıraathanelerde toplanıp sohbet ederlerdi. Meselâ bizim İhsaniye Mahallesi?nin toplantı yeri, Çiçekçi Kahvesi'ydi. Oranın devamlı müşterileri babam Şair Talât Bey, Seryaver Halil Paşa, Hattat ve Tuğrakeş Hakkı Bey ve onun pederi Hattat İlmi Efendi (bu zat Âli Paşa?nın kütüphane memuru imiş) Adliye Evrak Müdürü Memduh Bey, Hastalar Ağası Hacı Raşit Bey?in damadı Selahattin Bey, vs. Bunlar da yatsı ezanı okundu mu evlerine giderlerdi. Düğün ve sünnet düğünü gibi kalabalık toplantılar evvelden haber verilip izin alınırdı. Orada da yemek- içmekten, çalıp-oynamaktan başka şey yapılmazdı. Zaten kapılar da herkese açık olurdu.

Bu yazımızı bitirirken, ?İstibdat Devri? denilen keyfî idare devirlerinin ayırıcı vasfının sessizlik olduğunu hatırdan çıkarmayın. Nerede de sessizlik varsa, orada istibdat, yani keyfî idare bulunduğuna tereddütsüz hükmediniz. Biz, o devri yaşamış olanların çocukları olduğumuz için, bugünkü şu karmakarışık, fakat her şeyin söylendiği ?hatta lüzumundan fazla sesli? devri nimet olarak vasıflandırırız. "Cefayı çekmeyen âşık, safanın kadrini bilmez?... Elhak öyledir. Biz, cefa çekenlerdeniz. Onun için de İstibdat Devri?nin tarihçesini bilerek yazarız. Okuyup ibret alanlara ne mutlu!

Bu yazımızı Ziya Paşa?nın Terkib-i Bend?inden şu beyit ile bitirelim:
?Zalimlere bir gün dedirir Hazret-i Mevlâ.
Tallahi likad aserek Allâhi aleyna. ?
 
__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek/ Yolu yok, Don Kişot'um benim, yolu yok/ Yel değirmenleriyle dövüşülecek.

Konu cepbook tarafından (07-28-2017 Saat 08:43 ) değiştirilmiştir..
cepbook isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-28-2017   #2
salavat
 
salavat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2012
Mesajlar: 1.784
User ID: 2563
Tecrübe Puanı: 214748372
Reputation: 2147483647
salavat Süper Üyesalavat Süper Üyesalavat Süper Üyesalavat Süper Üyesalavat Süper Üyesalavat Süper Üyesalavat Süper Üyesalavat Süper Üyesalavat Süper Üyesalavat Süper Üyesalavat Süper Üye
Standart

Çok makbûle geçti. Ömrünüze bereket
 
salavat isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-28-2017   #3
ada
 
Üyelik tarihi: Aug 2012
Mesajlar: 7.889
User ID: 2669
Tecrübe Puanı: 145762055
Reputation: 1457620413
ada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üye
Smile Teşekkürler

Teşekkürler
 
ada isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-15-2018   #4
s.cemil
 
Üyelik tarihi: Jun 2016
Mesajlar: 746
User ID: 44220
Tecrübe Puanı: 64424514
Reputation: 644245115
s.cemil Süper Üyes.cemil Süper Üyes.cemil Süper Üyes.cemil Süper Üyes.cemil Süper Üyes.cemil Süper Üyes.cemil Süper Üyes.cemil Süper Üyes.cemil Süper Üyes.cemil Süper Üyes.cemil Süper Üye
Standart

Çok teşekkürler
 
s.cemil isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Serbest Kürsü cepbook Kutlama Mesajları 194 2 Hafta önce 00:57
Mizancı Mehmed Murad - Hürriyet Vadisinde Bir Pençe-i İstibdat mukan43 Kitap İstekleri 0 05-11-2015 10:19
BİR ACAİP NESNE GÖRDÜM... İSYAN GÜNLERİNDE AŞK / Cengiz Gündoğdu bilgistan Düz Yazılar 1 08-18-2014 18:58


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:03.

Forumumuz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan, yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, forum yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, ekyasal@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.