Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar  

Go Back   Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar > Eski Kitaplarım Genel Bölüm > Kutlama Mesajları


Cevapla
 
Seçenekler
Alt 4 Hafta önce   #181
cepbook
 
cepbook - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2015
Mesajlar: 2.124
User ID: 33774
Tecrübe Puanı: 214748370
Reputation: 2147483647
cepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üyecepbook Süper Üye
Standart

Alıntı:
heyula Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
Haberimiz olmadığı bu mevzudan haberdar ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Her an her dakika hayati nitelikte haberlerle dolu şu günlerimizde Mori bulundu haberini heyecanla okuyan kendime teessüf ederim. Koyun can derdindeeee cepbook ne derdinde.

O günler de gelecek. Falan romandaki ev şudur. Haydi Abbas ile yapılan röportaj budur diye haberleri okuyacaz.
 
__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek/ Yolu yok, Don Kişot'um benim, yolu yok/ Yel değirmenleriyle dövüşülecek.
cepbook isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 3 Hafta önce   #182
Elon Man
 
Elon Man - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Mesajlar: 3.535
User ID: 17722
Tecrübe Puanı: 214748373
Reputation: 2147483647
Elon Man isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart

Fiyatlar diğer sitelere göre yüksek, fakat en çok Hepsiburada, Teknosa, D&R, İdefix, Kitapyurdu gibi siteler etkilenecektir...


 
Elon Man isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 3 Hafta önce   #183
heyula
 
heyula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2015
Mesajlar: 1.196
User ID: 36160
Tecrübe Puanı: 214748369
Reputation: 2147483647
heyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üye
Standart

Sevdiğim bir fotoğraf:

 
heyula isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 3 Hafta önce   #184
heyula
 
heyula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2015
Mesajlar: 1.196
User ID: 36160
Tecrübe Puanı: 214748369
Reputation: 2147483647
heyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üye
Standart

ENVER GÖKÇE İLE BİR NİCE YIL

Enver'le epeydir yazisamiyorduk. Mektuplarima ya iki satirla karsilik veriyor, ya hiç vermiyordu. Son haberini Pertev Hoca'dan almistim. Enver'i Huzur Evi'nde ziyaret etmis. Oturup eski günleri anmislar, benim de kulaklarimi çinlatmislar. Enver iyi imis, yaralari kapanmis. Ayten'in evine kadar yürüyormus. Iyimserlikle, umut dolu, "Egin Türküleri"ni yayina hazirlamaktaymis. Hoca böyle yaziyordu. Ben de, ne iyi diyordum, yaza Ankara’ya varirim, Enver’i Huzur Evi’nden alir, Kocatepe’ye dogru yürürüm. Aramizda büyüyen sessizligi belki bu sefer kirariz. Onbes yil var ki, yani Enver hasta olali beri, ne vakit bulussak karsilikli susuyoruz. Saatlerce iki söz etmeden bakisiyoruz. Enver eskiden de az konusurdu. Ama hastaliktan sonra, bana öyle gelir ki, Enver düsünemiyordu da.

Amerikalilarin hindi günüydü… Aklima nerden esti bilmem, kitapliga ugrayip Türkçe gazetelere bakmak istedim… Cumhuriyet gazetesinin ilk sayfasinda Enver’in resmini gördüm. Iyilik haberlerine öyle inanmistim ki, ilkin, belki bir kitabi filan çikmistir diye düsündüm. Meger ölmüs Enver. Gurbetteyim. Dalgin dalgin yollari arsinlamaktan baska bir sey yapamadim. Cenazesine katilamadim, tabutunu tutamadim Enver’in, topraginin önünde saygi ile egilemedim. Bundan olacak, Enver ölmemis gibi. Eskisinden daha diri, daha canli bende…

Yil 1940. Dil Tarihteyim. Dil Tarih dedikleri bir büyük yapi, bir sanli yapi. Türk Dili kitapliginin önünde Enver’le karsilasiyoruz. Gözlüklü. Bana baka kisa ve tiknaz. Biyiklari ile gülen tatli bir oglan Enver. O vakit bir gözünün takma oldugunu bilmezdim. Suna bak, bugün bile neden oldugunu bilmiyorum. Sormayi bile akil etmemistim. Ama bu yüzden Enver çürüge çikarildi, askerlik yapmadi. Egin’in Çit köyündenmis. Ben de Gemerek’tenim. Edebiyat ögrencileriyiz. Dilimizde Karac’oglan, Yahya Kemal, Orhan Veli, Mehmet Akif birbirine dolasik. Hemen kaynasiyoruz. On yil Ankara’da içtigimiz su ayri gitmeyecek. "Kalem yazmaz bir nice sevda". Umutlarin, acilarin, deli gibi sevinmelerin ve zulumlarin içinden beraber geçecegiz. 1950 yilinda yollarimiz ayrilana kadar, her Allahin günü, ya Enver benim kapimi “fâilatün”ün bir uzun, bir kisa ve iki uzun darbesi ile vuracak, ya da ben onunkini. Tikirtilardan gelenin kim oldugunu anlayacagiz.

1940 yilinin baharindayiz. Kocatepe o vakit küçük ve sirin bir agaçlik. Baharda ilik topragin üstüne oturdun mu, bozkirin Ankara’yi çevreleyen tepelerini görürsün. Daha gecekondular konmamis bu tepelere. Agaçlarin dibine uzanip Enver’le ‘Daglar ve Rüzgâr’i okuyoruz:

“Burda bahar açmiyor,
Yildizlar isik saçmiyor,
Geçmiyor günler geçmiyor.”

Enver Gökçe, halk türkülerini iyi bilirdi. Küçük ama tatli ve dokunakli bir sesi de vardi. Çok üstelersek bize Egin Elagözlüleri söylerdi. Uzun nefes isteyen bu gurbet türkülerini sürdüremez, sigara içtiginden nefesi tez kesilirdi. Ancak Enver’in sanatinda halk siirinin etkisi dogrudan olmadi. Araya Sabahattin Ali’nin bu küçük, ama içli kosmalari girdi. Enver bu kosmalari çok sevdi. Gördü ki, çagdas bir yazarin dilinde kosma, diyelim hapishane duygularini yolunca anlatmada ise yariyor. Ilk kosmalarini Enver bunun üzerine yazdi. Bunlar köy insaninin fukaraligini, çaresizligini yansitan kisa siirlerdi. Yakin zamanlara kadar bunlardan bir iki dörtlük aklima gelirdi. Simdi hiçbirini çikaramiyorum. Ama bu kosma taklitçiliginden Enver tez siyrildi. Sonra yazdigi siirlerde, bu ilk denemelerinden imgeler, söz kaliplari yer alacaktir. Enver kosmayi terkeyledi ama, halk türküsünün yalin anlatimini ve ari Türkçesini bulmustu bir kez. Bu kaynagi, sanatinda sonuna kadar kullandi. Bitirme tezini Egin Türküleri’ne ayirdi. Dede Korkut hikâyelerini bugünkü dille yeniden yazdi. Birkaç da masal yayimladi…

Kocatepe ondan sonra bizim ugrak yerimiz oluyor. Nice kitaplari, daktilo edilmis çevirileri ve brosürleri orada, Enver’le birlikte okuyoruz. Hepsini Enver bulup getiriyor. Nerden buluyor diye sormuyorum. Kitapliklardan almadigi belli.

1942 yilina Enver’le Divan siiri delisi olarak giriyoruz. Hocamiz Abdülbaki Gölpinarli. Yesile çalan saçlari ve edali yürüyüsü ile Baki Hoca coskulu bir adam…

Baki hoca iyi siir okur. Aruzun ezberlemeyi ne kadar kolaylastirdigini bilmiyoruz daha. Baki Hoca’nin bu kadar siiri aklinda tutmasina sasiyoruz…

Divan siirini seviyoruz. Ama Nef’i’nin böbürlenmesi, Baki’nin gümbürtülü sesi, Fuzuli’nin umutsuz sevgisi bizi pek sarmiyor. Sonra Nedim gelip bas köseye oturunca is degisiyor. Nedim tepeden tirnaga Istanbul. Nedim hovarda adam. Sevgisinde insan, üzüntüsünde de. Üstelik Istanbul Türkçesini çok iyi biliyor. Halk siirine de yakinligi olmali. “Bildigini elden koma” diyor. “Ay aydin hesap belli” diyor. “Tepeden tinaga dek” diyor. “Bas üzre yerin var" diyor. “Gönlü su gibi akti” diyor. Onun, “Serimde gene bir dag-i heves, bagrimda basim var” diye siire girmesi bana hep Yunus’u hatirlatmistir. Nedim’e bayiliyoruz. O vakit Nedim Divani daha yeni yazi ile yayimlanmamis. Eski yazi ile olanlari da ele geçirmek zor. Bulunsa bile ates pahasi. Ben tutup Nedim Divani’ni bastan sona yeni yaziya çekiyorum. Koca bir dosya oluyor. Enver’le Nedim Divani’ni ezberliyor, bir zaman Nedim’in dilinden konusuyoruz…

Divan siirinin etkisi Enver’de kolay sezilmez. Bunun nedeni, genç kusaklarin Divan siirini iyi bilmemesidir. Halbuki, bu siirin ses ve söz dünyasini iyi taniyanlar, Enver’in bu yanini anlamakta güçlük çekmezler. Enver, “gönlümüzce”, “evvel madde, ahir fikir”, “sol aski bilmezlenenler”, “hayal etmesi zor”, ben berceste misrai buldum” derken sadece Divan siirinin usta söyleme gelenegini yansitmaz, onun sözcükleri ile de konusur. Divan siiri Enver’e sözcükteki siir yükünü bulmada çok yardim etti. Bir bilmece oyunu kurmustuk. Divanlari tarar, karsidakinin görmedigi, bilmedigi bir çiftdize (beyt) ayirirdik. Ondan en güzel sözcügü çikarir, birbirimizden bu sözcügü bulup yerine oturtmasini isterdik. Aruzun yardimi ile oraya yakisan bir sözcük bulmak kolay olurdu. Ama tek bir söz vardi ki, o gelip yüzük kasi gibi yerine oturmadikça, “sah beyit” sahligini bulamazdi. Burdan yola çikip, siir yükü yogun sözcükler aradik. En çok pinar adlarinda bulduk. Alim pinari, Gülüm pinari, Kekik pinari, Yavsanli pinar, Kanli pinar… Bunlari yan yana koymak bile cografyamizdaki güzelligi görmeye yetiyordu. Enver’in siirine “Aydin tütün tarlalari, Manisa baglari, Karadeniz’in Rumelikâri tütünü” bu aramalardan geçerek girmistir.

Fikir gelismemiz bizi Divan siirine karsi çikardi. Ama bu siirin çiftdizelerini hep sevdik. Onlarda insan duygularinin bulunmadigi savi dogru degildir. Pek ince ve pek güzel anlatilmis insan duygulari bu siirde vardir...
1945 yili idi. Baki Hoca, Divan siirini yeren bir kitap yayinladi: “Divan Edebiyati Beyanindadir”. Bu edebiyati çok iyi bilen birisinden gelen kitap bizi etkiledi. Divan siirinden artik söz etmez olduk. Zaten o yillarda Dil Tarih’in koridorlarinda baska bir güçlü siir dalgasi esmeye baslamisti. Bursa Hapishanesi’nden geliyordu. Nazim Hikmet ilk siirlerindeki soyut, ideolojik havayi birakmis, “Memleketimden Insan Manzaralari”na egilmisti. Her gelen siirini ezber ediyor, dikkatle kopya ederek sakliyorduk. Divan siirinin selvi boylu güzelleri, bizim dilimizde de yerini, “Arap kisraginin üstünde taze, yesil selvi gibi, ince uzun duran” yigitlere biraktilar. Nazim’in siiri Enver’i sasirtti. Yaptigi ise güvenini sarsti. Uzun zaman siir yazmadi Enver. “Usta her seyin iyisini söylemis, baska ne yazilir artik?” diyordu. Bu duralama ne kadar sürdü bilmiyorum. Ama bu eziklikten Enver’I Dede Korkut Kitabi’nin kurtardigini biliyorum. Pertev Hoca askerden dönmüstü. Halk edebiyati dersleri veriyordu. Tutuk bir konusmasi vardi. Basladigi cümleleri bitiremeyecek gibi gelirdi bize. Ama her dersin sonunda ne kadar yeni seyler ögrendigimize sasardik. Üstelik de hiçbir cümlesini yarim birakmadi. Enver’le masal derlemeye giristik. Sonra Sabit Müdami’den, Dursun Cevlani’den halk hikâyeleri yaziyor, Fakültede bir Halk Edebiyati arsivi gelistiriyorduk. Bu çaba bize masalin, tekerlemenin, halk hikâyesi anlatiminin dilini ve deyimlerini tanitti. Dede Korkut’u Enver o vakit okudu. Sanatçi sezisi ile hemen ondaki yinelemenin, iç uyaklarin, ari Türkçenin ve bir destan solugu içinde verilen yalin insan duygularinin tadina vardi. Yeniden siir yazmaya koyuldu.

Enver Gökçe, Halk siirinden Divan siirine, Nazim’dan Dede Korkut’a uzanan bu birlesimi 1943’lerde tutturdu. Siir yükü yogun sözcükler seçmede, bunlari dizelemede, destelemede Enver bu geleneklerin hepsinden fayda gördü. Ustaca söylemenin yoluna girmisti. Daha 23 yaslarindaydi. Verimli siir yazma yillari ancak yedi yil sürdü. Sanatini daha da gelistirecek, en olgun eserlerini verecek çaga girmisti. Harbiye mahpusuna düstügü vakit 30 yasinda idi. Yazik ki böyle baslayan ve uzun süren çileli hayat ve hapislik Enver’in yalniz saglikli yasamasinin degil, siir ve sanatçi hayatinin da sonu oldu. Onun 1960’tan sonra yazdigi siirleri ve söylediklerini okudum. Hiç biri Enver degil bunlarin. Çalisamayan, okuyamayan ve en kötüsü artik düsünemeyen bir adamin kesik kesik sözleri bunlar. Enver’i genç yasinda budadilar.

Enver’le yollarimiz 1949 yilinda ayrildi. O Istanbul’a gitti. Ben Tokat Lisesi’ne ögretmen atandim. Birlikte geçirdigimiz bu dokuz yilin bir tek günü Enver’siz degil. Halkevlerinde beraber çalisiyoruz. Ülkü dergisinde beraberiz. Ant’i ve Yagmur ve Toprak’i çikaranlarin içindeyiz…

Bir gün fakültenin önünde yürüyoruz. Ben uzun, Enver kisa ve tiknaz. Yapisi Enver’i andiran bir Türk Dili hocamiz var. Yanimiza geliyor. Ve nükte yapiyor: “Çocuklar yanyana gelmissiniz de on numara olmussunuz.” Hocayi pek sevmeyiz. Enver karsiligi yapistiriyor: “Siz de yanimiza geldiniz, simdi yüz numara olduk hocam.”

Enver az konusurdu. Agir adamdi. Ama eskilerin “nüktedan” dedikleri insanlardandi. Sirasi gelince tasi gedigine kordu. Bu agirlik yüzünden hiçbirimiz Enver’in iç dünyasina giremedik. Bizimle hep siirleri ve yaptiklariyla konustu. Bu yüzden uykusuz geceler boyunca, nelerin çilesini çektigini ben de bilmem. Haftalar geçer, ablasi, annesi ve yegeni ile bir söz konusmazdi. Eve konuk gibi girer çikardi. Içinde devrilen dünyalardan kimsenin haberi olmazdi…

Enver’le 1953 yilinda bir daha karsilastim. Sansaryan Hani’nin üç numarali odasinda Enver duvar yazilari olarak karsima geldi. El yazisindan hemen tanidim. Eline nerden kalem geçirmis de yazmis bilemem. Belki de ifadeni yaz diye vermislerdir. O da firsati kaçirmamis yazmis duvara:

“Yüce dag basinda bir koca kartal
Açmis kanadini dünyayi örter
Bazi yigit vardir ölümden korkar
Ben korkmam ölümden er geç yolumdur.”

Enver orada olmaliydi. Kapiya fâilatün’le vurdum. Biraz sonra 12 numaradan da kapiya ayni ölçü ile vurdular. Enver’in 12 numarali hücrede kaldigini böylece ögrendim. Bir de Divan edebiyatinin islevi bitmis derler. Ondan sonra Enver 5 yil da hapis yatti. Romatizmalari eskiden de vardi. Ama hapiste iyice artti. Enver hapisten posasi kalmis bir insan olarak çikti. Artik yasamayacakti. Onun en çileli yillari bundan sonra basladi. Ben de bu yillarda Türkiye’den ayrildim.

Enver’den kötü haberler geliyordu. Yürüyemiyormus, pantolonunu çekemiyormus. Kisin Çit köyüne dönüp eski evlerinde vakit geçiriyor, yazin Istanbul’da ya Sirkeci otellerinde ya Ihsan’in yaninda kaliyormus. Dostlarinin çogu aramaz olmuslar. Yazamiyor, okuyamiyor, is göremiyormus. 1967’de Türkiye’ye dönüsümde ilk isim Enver’i aramak oluyor. Yusuf Atilgan’in evinde kaliyormus, evi de Yasar Kemal biliyormus. Yasar’a ugruyorum. Enver’in odasina variyoruz. Enver bir yer yatagina bagdas kurup oturmus. Yatagin yaninda, yerde bir sigara tablasi var. Izmarit dolu. Geceyi gene uykusuz geçirmis olmali. Kucaklasip aglasiyoruz. Enver sandigimdan da kötü, elleri titriyor. Ayaga kalkamiyor, kalksa ayakta duramiyor. Enver bitmis… Ertesi gün Sirkeci’de bulusmak üzere ayriliyoruz. Sirkeci’de bir lokantaya giriyoruz. Enver yürüyemedigi için baska bir yere gidemiyoruz. Enver eski dostlardan dert yaniyor.

“Bunlar halkçi degil balikçi, kardesim” diyor. “Sen burda olsan ben bu hallere düsmezdim.” …

Enver’in evinde peynir ekmek yiyerek, onun fasülyesini ve tursusunu paylasarak sanat hayatina adimlarini atan nice dost köse baslarindalar. Iyi de para kazaniyorlar. Ama Enver’e Yusuf Atilgan bir oda göstermese, Enver hasta basi ile yatacak yer bulamayacakmis.

Enver’in bu kötü yillari ölümüne dek sürdü. Son birkaç aydir iyilik haberlerini aliyordum. Ama iyi günlerini ben göremedim. 1970’lerin sonuna dogru sanat çevrelerimiz Enver’i yeniden buldular. Eski dostlari geç de olsa, onu hatirlar oldular. Siir kitaplari, çevirileri basildi. Enver’in eline para da geçer oldu. Ama o asil, yeniden taninmasina seviniyor, yeni kusaklarin ilgisinden onur duyuyordu. Yeniden dirilmenin Enver’e faydasi olmadi degil. Hele Huzur Evi’ne girdikten sonra yavas yavas kendini toplamaya baslamisti. Sonunu getiremedi…

Türkiye’de olsa Enver’in tabutunu Dogu Ekspresine koydurur, Kemaliye’nin Çit Köyüne yollatirdim. Bir yerlere de onun siirini yazardim:

“Beni sehir sehir beni
Beni köy kent beni
Beni usul, beni yolca götür
Kardeslik treni!”

Enver’i kötü günlerinde adi haritalarda bile bulunmayan bir köy arkalamis, yaralarini bu köy sarmistir. Enver’in mezari en çok oraya yakisacaktir.

Enver hayati boyunca kendisi için hiçbir sey istemedi. Hep baskalarinin agrisini, sizisini tasidi. Enver, kardesim, dilerim “incinmesin kollarin, ayaklarin, ellerin…”

İlhan Başgöz (İmece dergisinin Ocak 1999 tarihli 7. sayısından)
 
heyula isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 3 Hafta önce   #185
Müverrihanım
 
Müverrihanım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2018
Mesajlar: 238
User ID: 76011
Tecrübe Puanı: 128849024
Reputation: 1288490235
Müverrihanım Süper ÜyeMüverrihanım Süper ÜyeMüverrihanım Süper ÜyeMüverrihanım Süper ÜyeMüverrihanım Süper ÜyeMüverrihanım Süper ÜyeMüverrihanım Süper ÜyeMüverrihanım Süper ÜyeMüverrihanım Süper ÜyeMüverrihanım Süper ÜyeMüverrihanım Süper Üye
Standart



"1-5 Ekim tarihleri arasında Ankara Green Park Otel’de düzenlenecek olan #18.TürkTarihKongresi programı ilan edilmiştir."

Kongre programı: [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
 
Müverrihanım isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 2 Hafta önce   #186
heyula
 
heyula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2015
Mesajlar: 1.196
User ID: 36160
Tecrübe Puanı: 214748369
Reputation: 2147483647
heyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üye
Standart

Ölürüz içmeyince bir dem mey
Ve minel mâi küllü şey'in hay

 
heyula isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 1 hafta önce   #187
Elon Man
 
Elon Man - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Mesajlar: 3.535
User ID: 17722
Tecrübe Puanı: 214748373
Reputation: 2147483647
Elon Man isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart

 
Elon Man isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 2 Gün önce   #188
heyula
 
heyula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2015
Mesajlar: 1.196
User ID: 36160
Tecrübe Puanı: 214748369
Reputation: 2147483647
heyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üye
Standart

 
heyula isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 2 Gün önce   #189
heyula
 
heyula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2015
Mesajlar: 1.196
User ID: 36160
Tecrübe Puanı: 214748369
Reputation: 2147483647
heyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üyeheyula Süper Üye
Standart

Not: Fotoğraf bana ait değil. Bu manzara karşısında düşüp bayılırdım ben.
 
heyula isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 2 Gün önce   #190
Acem
 
Üyelik tarihi: Aug 2013
Mesajlar: 1.102
User ID: 22343
Tecrübe Puanı: 214748371
Reputation: 2147483647
Acem Süper ÜyeAcem Süper ÜyeAcem Süper ÜyeAcem Süper ÜyeAcem Süper ÜyeAcem Süper ÜyeAcem Süper ÜyeAcem Süper ÜyeAcem Süper ÜyeAcem Süper ÜyeAcem Süper Üye
Standart

Alıntı:
heyula Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Not: Fotoğraf bana ait değil. Bu manzara karşısında düşüp bayılırdım ben.
Algıda seçicilik bu olsa gerek: Bu kadar vakit geçiririm kitapçılarda, bu adları ilk defa duyuyorum/görüyorum. Hele bir de o kapaklarda yazan tirajlar doğru ise, benim "Türk edebiyatı" bahsindeki cehaletim hepten tescillenmiş olur.
Aferin bana!
 
Acem isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Memet Fuat - Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi cepbook Kitap Özetleri 5 11-24-2017 17:52
Hale Dwoskin - Sedona Yöntemi İle Serbest Bırakmanın Mucizesi zemanek Kitap İstekleri 0 04-24-2015 08:59
Yasaklı Yayınevleri Sitemizde Artık Serbest mişmiş44 Duyurular 7 04-01-2014 23:24
Bu eserlere dokunmak serbest... krmz Resimler 5 07-04-2012 20:07


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:06.

Forumumuz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan, yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, forum yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, ekyasal@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.