Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar  

Go Back   Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar > Atatürk Köşesi > Atatürk Köşesi > Atatürk Makaleleri


Cevapla
 
Seçenekler
Alt 09-11-2013   #1
Kaptan
 
Kaptan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2012
Mesajlar: 1.055
User ID: 62
Tecrübe Puanı: 184641354
Reputation: 1846413469
Kaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper Üye
Standart Atatürk'ün Liderlik Özelliği



Atatürk, Millî Mücadele'de millî birliği temin eden eşsiz bir lider, muharebe
meydanlarında efsanevî bir kumandan, devlet kuran büyük siyaset adamı, milletin
çehresini değiştiren kudretli bir inkılâpçıdır. Bu vasıflarıyla, insanlık tarihinin
tanıdığı en büyük adamlardan biri olduğunda şüphe yoktur. Kahramanlık ve yüksek
insanlık meziyetlerini en yüksek seviyede taşıdığında dünya tarihçileri ve fikir
adamları tereddütsüz birleşmektedir. Tarihin büyük tanıdığı şahsiyetlerle
mukayesesi yapıldığı zaman türlü bakımlardan bariz üstünlükleri göze çarpmaktadır.

Bir kere bütün bu dehalara üstün tarafı, hem fikir hem hareket adamı oluşudur. O,
fikri ve hareketi kişiliğinde birleştirmiş bir lider idi. Fikir ve düşüncelerinin
özünü oluşturan Atatürkçülük, her türlü dogmatik unsurdan sıyrılmış akılcı bir
dünya görüşüdür. Memleket gerçeklerinden kaynaklanan, problemler karşısında aklın
ve ilmin rehberliğini kabul eden bu gerçekçi görüş, gerek Türk Bağımsızlık

Savaşı'nın gerekse onu izleyen Türk çağdaşlaşma hareketinin esasını
oluşturmaktadır.

Atatürk, milletin tarihî seyrini değiştirebilecek üstün meziyetleri sayesinde,
memleketi askerî ve siyasî zaferlerle uçurumun kenarından kurtarmıştır. Dünya
tarihinde, her türlü imkânsızlığa rağmen inandığı fikri tatbik sahasına dökmüş. "Ya
istiklâl, ya ölüm!" parolası ile bir Millî Mücadele kazanmış, arkasından yepyeni
hüviyette bir çağdaş millet ve devlet yaratmış adam azdır. İçinde bulunduğu
şartları değerlendirmede, engelleri ortadan kaldırmada gösterdiği büyük başarı

Atatürk'ün ayrı bir özelliğini teşki1 etmektedir. Diyebiliriz ki Atatürk, Türk
toplumunda sadece çağdaşlaşma gereğini gördüğü için değil, bu çağdaşlaşmayı en kısa
zamanda gerçekleştirecek yolu gösterdiği için ve nihayet çağdaşlaşmaya engel olan
etkenleri cesaretle bertaraf ettiği için büyüktür. Esasen "Modern Türkiye'nin
Kurucusu" sıfatını da işte bu büyüklüğünden almaktadır.

Büyük Nutkun sonlarında, Türk gençliğine hitaben çizdiği tablo, aslında, kendisi
mücadeleye atıldığı zaman, memleketin içinde bulunduğu tablodur. Atatürk, en güç
şartlar altında bile, her şeyin bitti zannedildiği bir zamanda bile, Türk milletine
güven hissinin kaybolmaması gerektiği gerçeğini, eseriyle ispatlamış bir millî
kahramandır; onun için sembol olmuştur, onun için bayrak olmuştur.Atatürk gerçeğin
adamıdır; sağduyunun ve ince görüşün adamıdır. Nerde ne yaptı, neye karar verdi ise
daima en iyisini yapmış, en hayırlısına karar vermiştir.Halkın eğilimlerini çok iyi
sezen ve ruhlara sızmasını bilen usta inkılâpçılığı sayesindedir ki müşterek arzu
ve eğilimler kolayca millî ülkü haline gelebilmiştir.Giriştiği mücadelenin başından
sonuna kadar Türk milletinin yüksek vasıflarına güvenmiş, kazanılan her türlü
zaferin milletin eseri olduğunu söylemiştir. Bütün teşebbüslerinde millet sevgisine
dayanmış, kudretli kişiliği ve gerçeği sezişe dayanan ikna kuvvetiyle kütleleri
sürükleyebilecek bir lider olduğunu göstermiştir. Millî kurtuluşa bayrak olan
fikirleri, görüşleri ve ölmez eseriyle, tesirleri memleket sınırlarını aşmış,
mazlum milletlerin bağımsızlık ve hürriyet mücadelesinde manevî kuvvet olmuştur.

Atatürk yaratıcısı, yapıcısı olduğu "Türk İnkılâbı"nı ifade ederken: "Bu inkılâp,
yüksek bir insanî ülkü i1e birleşmiş vatanperverlik eseridir. Çocuklarına bütün
güzellikleri ve bütün büyüklükleri görmek ve aynı zamanda bütün sefaletlere acımak
sanatını öğretmektedir" diyordu. Kendisi de yarattığı inkılâbın imanlı bir yapıcısı
sıfatıyla bütün dünyaya açık yürekle, samimiyetle ve dostlukla bakıyordu.

Gerçekten, "Ne Mutlu Türküm diyene!" vecizesiyle kalplere millî iman perçinleyen

Atatürk, aynı zamanda insanlık idealinin ve insan sevgisinin de sembolü idi.

Yabancıların, "Düşmanlarınız kimlerdir?" sorusuna, "Biz kimsenin düşmanı değiliz;
yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız!" cevabını veriyordu. İşte bu
insancıl yönü iledir ki tamamen millî nitelik taşıyan "Atatürk İnkılâbı" aynı
zamanda bütün insanlığın hayranlığını da üzerinde toplamaktadır.

Atatürk'ün insanlık değerlerine içten ve büyük saygısı vardı. O, bütün insanlığın
asırlar boyu övdüğü ııe övündüğü meziyetleri üstün kişiliğinde toplamıştı. Hayatı
boyunca gösterdiği davranışlar bu meziyetleri sergiliyordu. Şöyle ki:

• Muzaffer Başkomutan olarak İzmir'e girdiği gün, önüne serilen düşman bayrağını,
"Bayrak bir milletin bağımsızlık alâmetidir; düşmanın da olsa saygı göstermek
gerekir!" diyerek, onu yerden kaldırtan,

• Bir milleti hürriyet ve bağımsızlığa kavuşturan büyük eserinin haşmeti
karşısında, memleketin büyük sanatkârları, şairleri, tiyatro sanatçıları elini
öpmek istedikleri zaman "Sanatkâr el öpmez; sanatkârın eli öpülür!" cevabını veren ,

• Çanakkale'de kendisine karşı savaşırken bir kolunu kaybeden ünlü Fransız Generali
Gouraud'ya, yıllar sonra Ankara'da karşılaştıkları zaman -Generalin boş kolunu.
işaret ederek- : "Türk topraklarında yatan şerefli kolunuz, memleketlerimiz
arasında son derece kıymetli bir bağdır!"diyen ,

• Çanakkale şehitleri törenine konuşma yapmak üzere giden bir Bakanına, harpte ölen
diğer millet askerleri için de: "Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken
kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz!" diye
not yazdıran,
Mısır elçisine, bir sabah, Çankaya sırtlarından doğmakta olan güneşi göstererek:
"Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız! Şu anda günün ağardığını nasıl
görüyorsam, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışını öyle görüyorum.

Bağımsızlık ve hürriyetine kavuşacak daha çok kardeş millet vardır. Bu milletler,
bütün güçlüklere, bütün engellere rağmen mânileri yenecekler ve kendilerini
bekleyen geleceğe ulaşacaklardır. Müstemlekecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok
olacak ve yerlerini milletler arasında hiç bir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen
yeni bir âhenk ve işbirliği çağı alacaktır!"
Diyen Büyük Atatürk, gerçekten insan sevgisinin ve insanlık idealinin kolay
erişilemeyecek bir örneği idi. Bu davranışlar, belki de insanlık tarihinde eşi
olmayan şeylerdi ve O'nun büyüklüğünü, O'nun genişliğini, O'nun engin hoşgörüsünü
simgeliyordu.

"Yurtta barış, cihanda barış" için çalışmak, Atatürk için dünyamızda yaşayan bütün
insanları birbirine daha çok yaklaştırmak, daha çok sevdirmek yolundaki çabaların
bir parçası idi. O, "İnsan her şeyden önce mensup olduğu milletin varlığı ve
mutluluğu için çalışmalı; fakat başka milletlerin de huzur ve refahını
düşünmelidir" derken, işte bu çabasını dile getiriyordu. Atatürk'e göre "Dünya
milletlerinin mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu
temine çalışmak, demekti". Çünkü, "dünyada ve dünya milletleri arasında sükûn ve
iyi geçim olmazsa, bir millet kendi kendisi için ne yaparsa yapsın huzurdan
mahrumdu". İşte Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesinin kökleri böyle
insancıl bir .düşünceden, böyle insancıl bir idealden kaynaklanıyordu.

Atatürk'e göre "Milletleri idare edenlerin vazifesi, hayatı mutlu kılmak hususunda
milletlerine yol göstermekti. Bütün insanlığın varlığını kendi şahıslarında gören
adamlar mutsuzdu. Hayatta mutluluk, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı ve
huzuru için çalışmakla mümkündü. Hatta bir devlet adamı böyle hareket ederken
"Benden sonra gelecekler, acaba böyle bir ruhla çalıştığımı fark edecekler mi diye
bile düşünmemeliydi."

O, karşılık beklemeksizin, insanlığın mutluluğuna hizmet edebilecek adam
yetiştirmenin, en büyük zevk olduğunu söylüyor ve şöyle diyordu: "Bahçesinde çiçek
yetiştiren insan, bu çiçekten bir şey bekler mi? Adam yetiştiren insan da, çiçek
yetiştirendeki hislerle hareket etmelidir. Ancak bu tarzda düşünen ve çalışan
adamlardır ki memleketlerine, milletlerine ve bunların geleceğine faydalı
olabilirler".

Atatürk'e göre, milletler arasında düşmanlıkların yerini akrabalık bilinci almalı
idi. Kıt'alar ve milletler arasında ırkçı ve şoven yaklaşımlar, yerini bütün

insanlığın paylaştığı bazı ortak değerlere terk etmeli idi. "İnsanları mesut edecek
yegâne vasıta, onları birbirine yaklaştırarak, onları birbirlerine sevdirecek
karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerji idi.

Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ideal yolcularının
çoğalması ve muvaffak olmasıyla mümkün olacaktı. Dünya vatandaş(arı kıskançlık,
açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmeli, insanlığın bütününün refahı,
açlık ve baskının yerini almalıydı." Bütün milletlerin çağdaş uygarlık düzeyinde
birleşmesi, bu ortak uygarlığa dahil olması Atatürk'ün en samimî arzusu idi. Çünkü
O, insanlığın hepsini bir vücut ve her milleti bunun bir organı sayıyordu.
Atatürk'e göre, insanlar arasında artık hiçbir renk,
din ve ırk ayırımı tanımayan bir ahenk ve işbirliği çağı açılmalı,
milletler bağımsızlıklarını,
millî
niteliklerini, millî kültürlerini kaybetmeksizin,
her türlü emperyalist görüşün
dışında, insanlığın ortak değerlerinde birleşmeli idi.
Bu ortaklaşa değerlerin
kıtaları birbirine bağlaması, insanları renk, ırk ve din farkı gözetmeksizin
birbirine yaklaştırması lâzımdı. Çünkü insanlığın yükselmesi, insanlık idealinin
gerçekleşmesi bu şuurun ayakta tutulmasına bağlı idi. İşte Atatürk, görüş ve
düşünceleriyle, bu yönüyle de insanlık tarihi önünde aşılamayacak bir büyüklüğü
temsil etmektedir.

Son söz olarak diyebiliriz ki, Atatürk'ün hayatı, şahsiyeti ve eseri incelendiği
zaman, insanoğlu, hayranlığını gizleyememekte; bu millî kahramanı kutlamakta, bu
kutsal mücadelenin önünde saygı ile eğilmektedir.
 
Kaptan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
atatürk köşesi, atatürk makaleleri, atatürk'ün liderlik özelliği


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Niyazi Ahmed Banoğlu, Nurcihan Kesim - Atatürk Başmuharrir ve Atatürk'ün Kulübesi Kaptan Atatürk Kitapları 6 11-11-2017 19:21
Mustafa Kemal Atatürk - Türk Gencinin El Kitabı - Atatürk Öğütleri Karagöz Atatürk Kitapları 8 09-02-2017 15:41
Atatürk Albümü metehan35 Atatürk Fotoğrafları 7 06-04-2015 22:51
ATATÜRK'ün Yaverinden Bir Anı ozkann05 Atatürk konuları 1 05-15-2012 16:37
ATATÜRK ve Güreş ozkann05 Atatürk konuları 0 05-15-2012 14:24


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:34.

Forumumuz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan, yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, forum yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, ekyasal@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.