Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar  

Go Back   Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar > Atatürk Köşesi > Atatürk Köşesi > Atatürk Makaleleri


Cevapla
 
Seçenekler
Alt 09-11-2013   #1
Kaptan
 
Kaptan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2012
Mesajlar: 1.054
User ID: 62
Tecrübe Puanı: 182031431
Reputation: 1820314248
Kaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper ÜyeKaptan Süper Üye
Standart Atatürk ve Matematik



Atatürk'ün yaşamında (1881-1938) ilk olağanüstü başarısı, 1893 yılında, çocukluk

çağında, orta öğrenimi döneminde matematik dersinde olmuş ve bunun sonucu olarak

dersin öğretmeni O'nun adına "Kemal" ismini eklemiştir. Atatürk, Selanik Askeri

Rüştiyesinde" geçen bu olayla ilgili anısını şöyle anlatıyor:

"... Rüştiyede en çok matematiğe merak sardım. Az zamanda bize bu dersi veren

öğretmen kadar belki de daha fazla bilgi edindim. Derslerin üstündeki sorularla

uğraşıyordum, yazılı sorular düzenliyordum. Matematik öğretmeni de yazılı olarak

cevap veriyordu. Öğretmenimin ismi Mustafa idi, bir gün bana dedi ki:
-"Oğlum senin de ismin Mustafa benim de. Bu, böyle olmayacak, arada bir fark

bulunmalı. Bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun."
O zamandan beri ismim gerçekten Mustafa Kemal oldu.

Öğretmen sert bir adamdı. Sınıfta birinci, ikinci tanımıyordu. Bir gün bize:
"Aramızda kendine kimler güveniyor kalksınlar, onları müzakereci (çalıştırıcı)

yapacağım" dedi.Önce duraksadım. Ayağa öyleleri kalktı ki ben kalkmamayı tercih

ettim. Bunlardan birinin çalıştırıcılığı altına girdim, çalışmanın ortasında daha

fazla dayanamadım. Ayağa kalkarak:
-"Ben bundan daha iyi yaparım" dedim, bunun üzerine öğretmen beni çalıştırıcı

yaptı. Eski çalıştırıcıyı benim müzakerem altına verdi.Askeri Rüştiyeyi

bitirdiğimde matematik merakım epeyce ilerlemişti. Manastır Askeri İdadisinde

matematik pek kolay değildi. Bununla uğraşımı sürdürdüm... İdadide iken bıkmaksızın

çalışıyorduk. Sınıfta birinci, ikinci olmak için hepimizde şiddetli bir gayret

vardı. Sonunda idadiyi bitirdim. Harbiyeye geçtim, burada da matematik merakı

sürüyordu..." Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesindeyken, matematik öğretmeni

yüzbaşı Mustafa efendi sınıfa gelmediğinde, onun yerine birçok kez bu dersi

vermiştir.

Atatürk, yaşamının askeri öğrenim sonrası dönemlerini, ulusal ve uluslar arası

büyük savaş ve devrim olayları içinde, aklın ve bilimin kılavuzluğunu izleyen Büyük

Asker, Ulusal ve Çağdaş Devlet kurucusu, "Yirminci Yüzyılın Gerçek Önderi" olarak

geçirdi. O'nun bu dönemlerde, ölümünden yaklaşık birbuçuk yıl öncesine değin

matematikle ne ölçüde uğraştığını bilmiyoruz.Bu konuda, Türk Dil Kurum Başuzmanı

A.Dilaçar'ın 10.11.1971 tarihli bir yazısı çok ilginç bilgiler vermektedir. Bu

yazıdan öğrendiğimize göre,
"Atatürk ölümünden birbuçuk yıl kadar önce, üçüncü Türk Dil Kurultayından (24-31

Ağustos 1936) hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında kendi eliyle Geometri adlı

bir kitap yazmıştır".Atatürk, bunu, birtakım Fransızca geometri kitaplarını

okuduktan sonra hazırlamış ve yapıt ilk kez 1937 yılında "Geometri öğretenlerle, bu

konuda kitap yazacaklara kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca yayınlanmıştır".

Bu 44 sayfalık yapıttaki boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesek kesit, yay,

çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, çekül,

yatay, düşey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar,

paralelkenar, yanal, yamuk, artı, eksi, çarp, bölü, eşit, toplam, oran, orantı,

türev, alan, varsayı, gerekçe gibi terimler Atatürk tarafından

türetilmiştir.Yapıttaki tanımların tümünü Atatürk yazmıştır. Her tanım, ilgi

kavramı tüm öğeleriyle eksiksiz ve açık biçimde anlatmakta, özel ve temelli

nitelikleri içermektedir. Gerekli ve yeterli örnekler de verilmiştir. Tanınmış

bilim tarihçisi Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı, tam bir yetkiyle, bu Geometri

kitabını, "küçük fakat anıtsal bir yapıt" diye nitelendirmiştir.

Atatürk, yaşamının önemli bir kesimini tarihin en büyük savaşlarından birinin

içinde, ulusal ve evrensel sorumluluklar yüklenerek geçirdikten yıllarca sonra,

düzenli bir mantık ve bilgi disiplini kesinlikle gerektiren matematik alanında,

yeni türettiği terimlerle böylesine özlü bir yapıtı yazmakla, dil ve matematikteki

üstün yeteneğini kanıtlamıştır. Atatürk'ün yaşamında çok belirgin bir örneğini

izlediğimiz gibi, aslında dil ile matematiksel kültür arasında sıkı bağıntı vardır.

Atatürk'ün dehasında, dil ve matematik gibi aklın değişik disiplinleri birbirini

karşılıklı olarak hep olumlu yönde etkilemiş ve geliştirmiştir. Atatürk, "Fen

terimleri o suretle yapılmalı ki anlamları ancak istenilen şeyi ifade

edebilsin"demiş ve bunu, Osmanlıca çok sayıda terimin yerine öz Türkçe

karşılıklarını türetirken üstün bir başarıyla gerçekleştirmiştir.Atatürk'ü,

"Geometri" adlı yapıtını yazmaya zorlayan nedenleri, O'nun dil çalışmalarını

yakından izlemek olanağını bulabilen tanınmış dil uzmanı A. Dilaçar şöyle

açıklıyor:

" ... Atatürk hep matematikle uğraşırdı. Eski geometri terimleri çok ağdalı idi.

Gen bile, uzun uzun bu terimleri okuduğum halde, şimdikiler Imışısında güçlüğünü

daha iyi anlıyorum. Pedagojide bir gerçek var: Fıkır yolunun açık olması, bir ip

ucunun bulunması lazımdır. Yoksa bir külçe gibi çöker. Müselles kelimesini ele

alalım. Arapça okullarımızdan kaldırılmıştır. Sülüs'ten müştak (türetilmiş) bir

kelime olduğunu öğrenin nasıl bilsin? Arapça soğurucu bir dildir. Örneğin

"müsteşrik" "şark" kelimesinden gelmiş bir kelimedir. Önüne, ortasına, arkasına

birtakım heceler eklenmiş. Bunun aslını bulmak bir Arapça gramer meselesidir,

Okullarımızdan Arapça, Farsça kaldırılmış olduğundan, öğren id "müselles"i küde

kelime olarak karşısında görecektir. "Uç" aklına gelmeyecektir. Ama müselles yerine

"üçgen" dersek, hır üç var. "Gen". Atatürk'e göre "genişlikten" alınmıştır. Bir

ipucu var. "Dörtgen" dörtten gelmiştir. Bir ipucu vardır. "Eşit", denk anlamında

olan "eş"ten gelmiştir. Ama müsavi Arapça bir kelimedir. Bu sebeple Atatürk'ün

prensipleri burada da doğru idi. On im için bu en ağdalı olan bu bilim dalını ele

aldı ve kitabı örnek olarak bıraktı..."

Atatürk'ün matematik terimlerini türetme ve bunları öğretime yerleştirme

çalışmaları konusunda Prof. Dr. Vecibe Latıpoğlu, şu bilgilen veriyor:" ...

Atatürk, matematiği iyi bildiği ve sevdiği için, terim devrimine matematikten

başlamıştır, denilebilir. Çünkü Türk Dili (Belleten)'in Şubat 1937 tarihli

yayınından bir ay sonra, Atatürk, ceyb (sinüs) ve tece^b (koşmuş)'m Türkçe

karşılıklarının bulunması için 29 Mart 1937 tarihli Ulus Gazetesine ilan verdirerek

bir yarışma açtırmıştır... Sonunda hazırlanan bütün terimler, Türk Dili (Belleten)

dergisinin Ekim 1937 tarihli sayısında yer almıştır. Terimler, Türkçe-Osmanlıca,

Osmanlıca-Türkçe, Fransızca-Türkçe olmak üzere sıralanmış ve ön sırayı matematik

terimleri almıştır...

Atatürk terim çalışmalarının ülkedeki etkisini öğrenmek için, 1937 yılı

sonbaharında, Sivas'a giderek, vaktiyle Sivas Kongresini topladığı lise binasında,

dokuzuncu sınıfın geometri dersine girmiştir''. Bu derste eski terimlerle öğrenimin

zorluğunu birkez daha saptayan Atatürk, "Bu anlaşılmaz terimlerle, öğrencilere

bilgi verilemez" diyerek kitabı atmış ve sonra tahta başına geçip "dili" yerine

"kenar", "müselles" yerine "üçgen", "müselles mütesaviyül adla" yerine "eşkenar

üçgen", "zaviye" yerine "açı" terimlerini kullanarak ünlü Pisagor teoremini

öğrencilere anlatmıştır"'. Atatürk, bu inceleme gezisinde yanında bulunan Kültür

Bakanı Saffet Arıkan'a tüm okul kitaplarının yeni terimlerle, hemen yarılması

emrini vermiş ve Türkçeleştirilmiş terimlerle iki ayda hazırlanan kitaplar bütün

okullara Kültür Bakanlığınca gönderilmiştir' .

Atatürk'ün türettiği matematik terimleri ve yaptığı geometri tanımlarının hemen

hemen tümü bugüne değin değişmeksizin kullanıla gelmiştir. O'nun türettiklerinden

sadece birkaç terim sonradan küçük ölçüde değiştirilmiştir. Örneğin Fransızca

"hypothese'in karşılığı olan Osmanlıcıdaki" faraziye'nin yerine Atatürk, Türkçe

"varsayı" terimini türetmiş ve sonradan bu terim varsayım" biçimini almıştır. Aynı

şekilde O'nun "tümey açı", "bütey açı" terimlerinin yerini "tümler açı", "bütünler

açı" terimleri almıştır. Çok az sayıda ve sınırlı olan bu terim değişikliklerini,

Atatürk'ün dildeki temel ilkesinin doğruluğunun birer kanıtı saymak gerekir.

Prof. Dr. Afet İnan, Atatürk'ün çalışmalarını yıllarca yakından izleyebilmiş

insanlardan biri olarak, O'nun bilime ve matematiğe verdiği önemi şöyle belirtiyor:
" ... Atatürk, kendi yetiştiği devrin müspet ilimlerini mesleki uzmanlığı

bakımından bellediği vakit, berrak ve müspet bir görüşe sahip olabileceğini ve her

hangi bir meseleyi matematiksel bir kesinlikle çözümlemeyi hedef tuttuğunu

söylerdi."

Prof. Dr. A. İnan, 25.1.1982 tarihli özel bir yazısında' ', bu konuyla ilgili

olarak şöyle diyor:" Bilindiği gibi ilim konusu iki büyük bölümde işlenir ve

bunlardan faydalanılır: Müspet ilimler, Sosyal ilimler.Atatürk gerek öğrencilik

devirlerinde gerekse ömrü boyunca bu her iki ilimden çok faydalanmıştır. Mesela

tarih onun için bir geçmişin hikayesi değil, günümüzde bu olanlardan ders almanın

önemli olduğuna inanmıştır.

Diğer taraftan asıl müspet ilimlerin başında gelen matematik bilgisi Atatürk için

başlıca bir konudur. Çünkü matematik insan topluluklarına müspet yol gösteren re

uygulamasında yarar sağlayan müspet bir ılım dalıdır. İşte Atatürk bu ilime çok

değer verdiği için hem nazarı kısımları çok iyi bellemiş, hem de bunların

uygulamasına her bakımdan önem vermiştir. Hatta matematik terimlerinin bugün

kullandığımı; deyimleri tamamen kendi buluşları ile saptamıştır.

Atatürk bu konuda konuşurken özellikle söylediklerinden şunları anımsıyorum: "Ben

öğrenim devrimde matematik konusuna çok önem ı'ermiş ini dır ve bundan hayatımın

çeşitli safhalarında başarı elde etmek için faydalanmış olduğumu söyleyebilirim.

Onun için herkes matematik bilgisinin çok gerekli olduğuna inanmalıdır."

Matematiksel kühüre böylesine önem veren Atatürk'ün bu konudaki çalışmaları,

tarihte çok az sayıda örneklerine rastlayabildiğimiz Büyük Eğitimci niteliği de

olan devlet adamlarından bin olarak kendisine seçkin bir yer sağutmada etken

olmuştu. O'nun olağanüstü başarılı yaşamı, akademisinin girişine "Matematik

bilmeyen buruya girmesin" diye yazan, antik çağın ünlü filazofu Platon (Eflatun)

(M.Ö. 427-347.)'ün bu dileğinin yararını modern çağda kanıtlamıştır, denilebilir.
 
Kaptan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
atatürk makaleleri, atatürk ve matematik


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Niyazi Ahmed Banoğlu, Nurcihan Kesim - Atatürk Başmuharrir ve Atatürk'ün Kulübesi Kaptan Atatürk Kitapları 6 11-11-2017 19:21
Mustafa Kemal Atatürk - Türk Gencinin El Kitabı - Atatürk Öğütleri Karagöz Atatürk Kitapları 8 09-02-2017 15:41
Matematik 9 DK MEB jean marcel Ders Kitapları 0 05-21-2013 21:12
Matematik 12 DK MEB jean marcel Ders Kitapları 0 05-01-2013 13:23
Matematik 8 DK ADA jean marcel Ders Kitapları 0 04-10-2013 21:51


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:54.

Forumumuz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan, yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, forum yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, ekyasal@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.