Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar  

Go Back   Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar > E-Kitaplar - Mizah Dergileri - Dergiler - Cizgi Romanlar > Yazarlar - Hayatları ve Eserleri


Cevapla
 
Seçenekler
Alt 10-12-2013   #1
Alladierre
 
Alladierre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2013
Mesajlar: 419
User ID: 22064
Tecrübe Puanı: 214748368
Reputation: 2147483647
Alladierre Süper ÜyeAlladierre Süper ÜyeAlladierre Süper ÜyeAlladierre Süper ÜyeAlladierre Süper ÜyeAlladierre Süper ÜyeAlladierre Süper ÜyeAlladierre Süper ÜyeAlladierre Süper ÜyeAlladierre Süper ÜyeAlladierre Süper Üye
Standart Stanisław Lem


Alıntı:
Stanisław Lem (12 Eylül 1921; Lwów, Polonya - 27 Mart 2006, Krakow), bilim kurgu türünün en tanınmış yazarlarından, Solaris’in yaratıcısıdır.

1941 yılına kadar Lwow’da tıp öğrenimi gördü. Lem, II. Dünya Savaşı yıllarında otomobil tamirciliği, elektrik teknisyenliği ve kaynakçılık yaptı.

Lem, savaş döneminde Nazi kamplarında kaldı. 1946'da Krakow'a yerleşti ve tıp eğitimini tamamlayarak doktor oldu. Aynı yıllarda şiir yazmaya ve bilimsel yöntem üzerine kuramsal araştırmalara başladı. 1950’lerde bilim kurgu türüne yönelen Lem’in ilk kitabı ‘Kazanılan Zaman’ 1955’te yayımlandı. Bilimkurgu kitapları yazdığı ilk yıllarda modern bilimle hümanist ahlakı birleştirmeye çalıştı. Daha sonraları "Yıldız Günceleri-1957" gibi kitaplarıyla parodik metinler üretti.

Yazarın başyapıtı sayılan Solaris, Andrei Tarkovski tarafından 1972’de, Steven Soderbergh tarafından da 2002’de filme çekildi. ‘Solaris’te, iletişimin ne olduğunu sorgulayan Lem’in metinlerindeki ortak nokta “ironi” duygusu oldu.

Ursula K. Le Guin ve Philip K. Dick’le birlikte bilim kurgu edebiyatının “ciddiye alınmasını sağlayan” yazarlar arasında sayılan Stanislaw Lem, felsefeye ve dilbilime esin kaynağı olarak görülen metinler üretti.

Lem’in Lehçe yazdığı kitaplar 40’tan fazla dile çevrildi ve yaklaşık 27 milyon adet sattı. Türkçede eserleri İletişim Yayınları ve Pinhan Yayıncılık tarafından yayımlanmaktadır.

Stanislaw Lem, 84 yaşında 27 Mart 2006'da Krakow'da öldü.
Alıntı:
Forumumuzda Paylaşılan Kitapları;
  1. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
  2. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
  3. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
  4. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
  5. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
  6. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
  7. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
  8. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
  9. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
  10. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
 
__________________
FK* Kitaplığı
j.ALL
Alladierre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-13-2013   #2
musti34
 
musti34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 2.178
User ID: 11601
Tecrübe Puanı: 95208957
Reputation: 952089503
musti34 Süper Üyemusti34 Süper Üyemusti34 Süper Üyemusti34 Süper Üyemusti34 Süper Üyemusti34 Süper Üyemusti34 Süper Üyemusti34 Süper Üyemusti34 Süper Üyemusti34 Süper Üyemusti34 Süper Üye
Standart

 
musti34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-17-2013   #3
telgraf
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 459
User ID: 1367
Tecrübe Puanı: 214748369
Reputation: 2147483647
telgraf Süper Üyetelgraf Süper Üyetelgraf Süper Üyetelgraf Süper Üyetelgraf Süper Üyetelgraf Süper Üyetelgraf Süper Üyetelgraf Süper Üyetelgraf Süper Üyetelgraf Süper Üyetelgraf Süper Üye
Standart

 
telgraf isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-17-2013   #4
aytor
 
aytor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2013
Mesajlar: 534
User ID: 21455
Tecrübe Puanı: 206737876
Reputation: 2067378722
aytor Süper Üyeaytor Süper Üyeaytor Süper Üyeaytor Süper Üyeaytor Süper Üyeaytor Süper Üyeaytor Süper Üyeaytor Süper Üyeaytor Süper Üyeaytor Süper Üyeaytor Süper Üye
Standart

Bilimkurgunun Yapısal Çözümlemesi Üzerine - Stanislaw Lem

Edebî gelişmenin ilk dönemlerinde, edebiyatın farklı dalları, belli bir soydan türeyen tipler, açık ve hatasız bir biçimde birbirlerinden ayrılabilmekteydi. Zamanla melezlikler ortaya çıktı. Bununla birlikte, bu melezleşmelerin bir kısmının yasaklanmasından sonra, ensest yasağı denebilecek temel bir edebî yasa doğdu; soy çizgisine bağlı ensest tabusudur. Edebî bir yapıt, baştaki kurallarla son bulan bir oyunun oynanması olarak düşünülebilir. Oyun boş ya da anlamlı olabilir.

Boş bir oyunun yalnızca içsel bir semantiği vardır, çünkü tam anlamıyla yalnızca oyunun oynandığı nesneler arasında oluşan ilişkilerden türemiştir. Örneğin satranç tahtasında, şahın oyunun kurallarıyla bir anlamı vardır (satranç tahtasının sınırları dışındaki dünyada bir hiçtir). Edebî oyunlarda hiçbir zaman çok büyük ölçüde semantik boşluklar bulunmaz, çünkü anlamca her zaman gerçek nesnelerin dünyasına yönelen doğal dilin içerisinde oynanırlar. Yalnızca matematik gibi dışsal semantiği olmadan yapılandırılan dillerin içinde boş oyunlar oynanabilir.

Herhangi bir edebî oyunda kurallar iki türlüdür: Dışsal semantik işlevleri oyunun açıkladığı biçimde gerçekleştirenler ve bu açıklamayı mümkün kılanlar. Açıklamayı mümkün kılan ikinci türün fantastik kuralları, gerçek dünyada gerçekleşmesi olanaksız bir olayı gösterseler bile böyle duyumsanmaları zorunlu değildir. Örneğin, ölen bir adamın düşüncelerini okumak ve onları dil içinde yeniden üretmek olanaksız, hatta fantastik olduğu halde, ölmüş birinin düşünceleri sık sık, enikonu gerçekçi kurmacalarda ayrıntılı biçimde anlatılır. Bu tip durumlarda yazarla okur arasında basit bir anlaşma, örtülü bir sözleşme vardır. Sözün kısası, edebî oyunların, gerçekçi olayların sunulması için gerçekdışı anlamlara (örneğin düşünce okumaya) izin veren kuralları vardır...


Edebî oyunlar, dışsal semantik işlevleri gerçekleştiren kuralların farklı yönlere yönelmesi nedeniyle karmaşıklaşır. Edebî yaratının temel tipleri farklı ontolojiler belirler. Bununla birlikte, klasik bir peri masalının yalnızca özerk içsel anlamları olduğuna ve gerçek dünyayla hiçbir ilişkisi olmadığına inanırsanız yanılırsınız. Dış dünya yoksa, peri masalının da hiçbir anlamı yoktur. Bir mitte ya da peri masalında gerçekleşen olaylar, kaderin,anlatılan dünyanın sakinleri için buyurdukları ile bağlantılıdır, yani mitin ya da peri masalının dünyası kendi sakinleri için ya düşmancadır ya da dostçadır, nötr değildir; böylece ontolojik olarak, amaçsız, anlamsız, mesajsız, bizi hasta etmeyen ya da iyileştirmeyen, tam oldukları yerde olan çeşitli nesne ve süreçlerden oluştuğunu söyleyebileceğimiz gerçek dünyadan ayrılır. Mitin ya da peri masalının dünyası tuzaklar ya da mutluluk verici evrenler gibi yaratılır. Amaçsız bir dünya olmasaydı -yani gerçek dünya olmasaydı- bizim için mitin ya da peri masalının differentia specifica'sını, benzersizliğini algılamak olanaksız olurdu.

Edebî yapıtların aynı zamanda çeşitli semantik ilişkileri vardır. Peri masalları için içsel anlam, gerçek dünyanın ontolojik özellikleriyle arasındaki karşıtlıktan türer, ama peri masalı olmayan, örneğin en kötü çocuğun mutlu yaşadığı, iyi ve güzelin de sonuçta öldürücü bir tükenişe uğradığı Mark Twain'inki gibi anti-peri masalı hikâyelerde, anlama klasik peri masalları paradigması baş aşağı döndürülerek ulaşılır. Başka bir deyişle, semantik ilişkinin ilk göndergesi gerçek dünya değil, onun yerine, edebî oyunların tanınmış türlerinin tipolojisidir. Mark Twain'de olduğu gibi temel oyunun kuralları ters çevrilebilir, böylece yeni bir kuşak, yeni bir kurallar kümesi ve yeni bir edebî yapıt türü yaratılır.

Yirminci yüzyılda edebî kuralların genel çizgisindeki evrim yazara hem yeni özgürlükler verdi hem de aynı zamanda onu yeni kısıtlamalarla sınırlandırdı. Bu evrim tamamen antinomiktir. Önceleri yazarın Tanrı'nın bütün niteliklerine sahip çıkmasına izin verilmişti: Kahramanı ilgilendiren hiçbir şey ondan saklanamazdı. Fakat bazı kurallar Dostoyevski'yle değerini yitirdi ve Tanrı-gibi yarattığı dünya konusunda her şeyi bilmek yazara yasaklandı. Madem ki insan olarak bizler tamamlanmamış bilgiler temelinde oynuyoruz, öyleyse bu yeni kısıtlamalar daha gerçekçidir. Yazar bizden biridir; Tanrı'yı oynaması yasaklanmıştır. Aynı zamanda gerçek dünyanın mutlaka aynısı olması gerekmeyen, ondan sapmaların değişik türlerini gösterebilen daha içsel dünyalar yaratmasına izin vardır.

Bu yeni sapmalar çağdaş yazar için çok önemli. Mitler ve peri masalları da gerçek dünyadan sapmışlardır, ama bireysel olarak yazarlar nasıl yazacaklarını bizzat keşfetmezler; bir peri masalı yazarken bizzat keşfetmediğiniz belirli aksiyomları kabul etmelisiniz, yoksa peri masalı yazamazsınız. Bununla birlikte, genel edebiyat eğilimleri çerçevesinde, anlattığınız dünyaya kişisel, özel buluşlarınızın sözde-ontolojik niteliklerini yükleyebilirsiniz. Anlatılan dünya içerisinde, gerçek dünyadan bütün sapmaların mutlaka bir anlamı olduğu için, bu sapmaların toplamı uygun bir strateji ya da semantik buluş oluşturur (ya da oluşturmalıdır).

Bu nedenle iki tür edebî fantezi vardır: Peri masalı ve bilimkurgudaki nihaî fantezi ile Kafka'daki gibi geçici fantezi. Bilimkurgudaki akıllı dinozorların varlığı genellikle gizli bir anlama işaret etmez. Dinozorların, hayvanat bahçesinde zürafalara duyduğumuz hayranlığa benzer bir hayranlıkla beğenildikleri anlamına gelir; anlatımsal bir semantik sistemin parçası olarak değil de, deneysel bir dünyanın parçası olarak tasarlanmışlardır. Öte yandan Dönüşüm'de insanın fantastik bir mucize sonucu bir böceğe dönüştüğünü kabul etmemiz beklenmez. Kafka'nın nesnelerle ve onların deformasyonlarıyla bir sosyo-psikolojik durum çizdiğini kabul etmeliyiz. Bu dünyanın yalnızca dış kabuğu acayip bir olguyla biçimlenmiştir, içsel özünde katı, fantastik olmayan bir anlam vardır. Yani, bir hikâye dünyayı olduğu gibi çizebilir ya da onu yorumlar (ona değerler yükler, adlar takar, onu yargılar, ona güler vs.) veya çoğu zaman aynı anda her ikisini birden yapar.

Çizilen dünya insana olumlu biçimde yönelmişse, bu fiziğin ahlâkça denetlendiği klasik peri masalının dünyasıdır, çünkü bir peri masalında, birinin ölümüyle sonuçlanan, olumlu kahramana onulmaz zararlar veren hiçbir fiziksel olay yoktur. Çizilen dünya insana olumsuz biçimde yönelmişse, bu mitin dünyasıdır. (Ne istersen yap, çoktan babanı öldürmekten ve enseste teşebbüsten suçlusun.) Söz konusu yönelim nötrse bu gerçek dünyadır -gerçekçiliğin çağa özgü biçimiyle anlattığı ve bilimkurgunun uzam-zaman düzleminde öbür noktalarını anlatmaya çalıştığı dünya.

Deneysel ve ussal olarak yorumlanabileceği kural olarak gösterilebilen her şey bilimkurgunun öncülüdür. Bilimkurguda açıklanamaz mucizeler, aşkınlıklar, şeytanlar ya da canavarlar olmayabilir, hatta olup bitenler hakikat gibi görünmelidir.
Şimdi bir güçlükle karşı karşıyayız, olup bitenlerin hakikat gibi görünmesi ne anlama gelir? Bilimkurgu yazarları, bilimin her şeye gücünün yettiğini ve bir bütün olarak kozmosun sonsuzluğunu hatırlatarak bize şantaj yapmaya çalışırlar. Olabilecek her şey ve bundan ötürü başımıza gelen her şey bilimkurguda temsil edilebilir.
Saf matematiksel anlamda bile her şeyin olabileceği doğru değildir, çünkü pek çok farklı ve sonsuz güç vardır. Matematiği bir yana bırakalım. Bilimkurgu, gerçek bilimkurgu ya da sözde-bilimkurgu olabilir. Kafka gibi yalnızca fantezi üretirse bu sözde-bilimkurgudur, çünkü o gönderilen içeriği yoğunlaştırmaktadır. Anne öldü. Cenaze pazartesi yazılı telgraf ile telgraf aygıtının yapı ve işlevi arasında ne gibi anlamlı ve bütünsel bir ilişki bulunur? Hiç. Aygıt sadece mesajı göndermemizi sağlar, insanın böceğe dönüşmesi gibi fantastik doğanın semantik olarak yoğun nesnelerini de yine gerçekçi iletişimle gönderir.

Tehlike anında trenleri durdurmayı emreden, yanıp sönen kırmızı ışıkları doldurulmuş ejderhalarla değiştirseydik, işaret olarak fantastik nesneler kullanmış olurduk, yine de bu nesnelerin gerçek, fantastik olmayan işlevleri bulunurdu. Ejderhaların gerçek amaçla ve işaret yöntemiyle ilişkisi yoktur, mesele budur.

Yaşamda olduğu gibi, gerçek sorunları var olmayan varlıkların imgeleri yardımıyla çözebiliriz; böylece edebiyatta gerçek sorunların varlığını, görünüşte olanaksız olaylar ve nesneler yardımıyla gösterebiliriz. Anlattığı olaylar bütünüyle olanaksız da olsa, bir bilimkurgu yapıtı anlamlı, hatta ussal sorunlar belirtebilir. Örneğin, uzay yolculuğuna ilişkin toplumsal, psikolojik, politik ve ekonomik sorunlar bilimkurguda gerçekçi biçimde çizilebilir -anlatılan uzaygemilerinin teknolojik parametreleri iyiden iyiye fantastik olsa, yani bu parametrelerle bir uzaygemisi yapmak kesinlikle olanaksız olsa dahi.

Peki ya bilimkurgu yapıttaki her şey fantastikse? Yalnızca nesnelerin değil, sorunların da hiçbir zaman gerçekleşme şansı yoksa, zaman yolculuğu makineleri olanaksızken hangi olanaksız zaman yolculuğu paradoksları ortaya konacaktır? Bu tür durumlarda, bilimkurgu boş bir oyun oynar.

Boş oyunların saklı anlamları olmadığı, bu gibi oyunlar hiçbir şeyi temsil etmediği, hiçbir şeyi öngörmediği ve gerçek dünyayla hiçbir ilişkileri olmadığı için, bizi yalnızca mantık bulmacaları, paradokslar, entelektüel cambazlıklar gibi mutlu ederler. Değerleri özerktir, çünkü semantik referansları yoktur, bu nedenle oyun gibi değerli ya da değersizdirler. Peki, boş oyunların değerini nasıl belirleyeceğiz? Basit bir biçimde, bilimsel nitelikleriyle. Sayısız kuralı olmalıdır, şık, doğru, nükteli, kesin ve özgün olmalıdır. Dolayısıyla en azından minimum bir karmaşıklık ve içsel tutarlılık bulunmalıdır; bu, oyun oynarken oyunu kolaylaştırmak için kuralları değiştirmeyi yasaklamaktır.

Yine de bilimkurgunun boş oyunlarının yüzde doksan-doksan sekizi çok ilkel, çok naif, tek parametreli süreçlerdir ve pek çok durumda bir ya da iki kurala dayanırlar: Bu, yaratma yöntemi haline gelen ters çevirme kuralıdır. Böyle bir hikâye yazmak için mevcut kavram çiftlerinin bazılarını ters çeviririz. Örneğin, bizim için insan bedeni gayet güzeldir, ama Uzaydan Gelenler için bizler hep canavarlarızdır. Sheckley'in Olduğunuz Her Şeyinde insan kokusu Uzaydan Gelenler için zehirlidir ve insan derisine dokunanlarda kabarcıklar çıkmaktadır vs. Bizim için normal görünen yabancılar için anormaldir -Sheckley'in hikâyelerinin neredeyse yarısı bu ilkeyle yapılandırılmıştır. Tersine çevirmenin en basit türü tesadüfî hatalardır. Bilimkurgunun en gözde konusu, bu tip hatalardır: Zamanımıza ait olmayan bir şey kaza eseri (yanlış bir zamana yollanarak) buraya gelmiştir.

Tersine çevirmelerdeki değişim dünyanın temel bir özelliğindeyse, ilgi çekicidir. Zaman yolculuğu hikâyeleri bu biçimde oluşturulur, tersine dönmez bir şey olan zamana tersine çevrilebilirlik kazandırılır. Öte yandan, bütün kısmî tersine çevirmeler ilkeldir (dünyada insanlar en yüksek biyolojik varlıklarken, bir başka gezegende insanlar akıllı dinozorların sığırlarıdır; biz albüminden oluşmuşuzdur, yabancılar silikondan vs.). Yalnızca kısmî olmayan tersine çevirmelerin ilgi çekici sonuçları vardır. Biz dili iletişim aygıtı olarak kullanırız, ilke olarak her aygıt, mucidinin iyiliği ya da kötülüğü için kullanılabilir. Bu nedenle dilin, Delany'nin Babel-17'sinde olduğu gibi kölelik aygıtı olarak kullanılması, dünya görüşleri ile kavramsal aygıtların bağımsız olduğu hipotezinin -tersine çevirmenin ontolojik karakteri nedeniyle- genişlemesi bakımından ilginçtir.

Virgo Immaculata'nın hamileliği, 100 metreyi 0.1 saniyede koşmak, 2x2'nin 7 olması, bütün kozmik fenomenlerin pan-fizikselliği, Stapledon tarafından önerilmişti: Bunlar fantastik türün dört çeşididir.

İlke olarak, hatta ampirik olarak, embriyonun bir bakirenin yumurtasında başlaması, her ne kadar bugün olanaksızsa da olasıdır, bu durum gelecekte ampirik bir karakter kazanabilecektir.

Bir insanın 100 metreyi 0.1 saniyede koşması her zaman olanaksızdır çünkü bunu başaracak insanın bedeni etten ve kandan olmamak üzere bütünüyle yeniden yapılandırılmalıdır, bu nedenle bir insanın böylesine hızlı koştuğunu öne süren bir öncüle dayanan hikâye, fantezi yapıtı olacaktır, bilimkurgu değil.

2x2, hiçbir zaman 7 olmaz. Genellersek, mantıksal olanaksızlığı gerçekleştirmek olanaksızdır. Örneğin, mantıksal olarak, Tanrı'nın varlığına ya da yokluğuna kanıt getirmek olanaksızdır, böyle bir önermeye dayanan düşsel edebiyat fantezidir, bilimkurgu değil.

Stapledon'un pan-fizikselliği ontolojik bir hipotezdir. Bilimsel anlamda hiçbir zaman kanıtlanamaz. Deneysel olarak kanıtlanan aşkınlığın, aşkınlığı sona erer, çünkü aşkınlık ampirik olarak kanıtlanamaz. Ampirizme indirgenen Tanrı, Tanrı değildir; kader ile bilgi arasındaki sınır bu nedenle hiçbir zaman bozulmaz.

Bu durumların her biri ya da aynı kuralın herhangi bir durumu, gerçekten olduğunu iddia etmek için değil de, yalnızca, bunları işaret-nesne olarak kullananlar tarafından, böyle durumlar vasıtasıyla bazı semantik karakterlerin içeriği olarak yorumlansın diye anlatılırsa, bütün sınıflandırıcı argümanlar güç kaybederler.

Bu nedenle, bilimkurguda temelde yanlış olan şey, kategorik karakteri olan farkların ortadan kaldırılmasıdır; çeyrek bilimsel hipotezler ya da bunların sonuçları için mitlerin ve peri masallarının, kehanet olarak arzulu düşlerin, dehşet öykülerinin ortadan kalkması; ölçülebilir olarak ölçülemeyenin önerilmesi, ampirik karakteri olmayan olası görevlerdeki başarıların çizilmesi, çözümsüz sonuçlarda hileli çözüm.

Yine de, bir zamanlar mitler, peri masalları, sagalar, fabllar kozmik kilitlerin anahtarları olarak çok değerli bulunurken, neden bu tür süreçlerin yanlış olduklarını varsayalım? Bu zamanın ruhudur. Kanserin tedavisi yokken büyü kimya kadar değerlidir; büyü ile kimya bütünüyle değersiz olmada eştirler. Kanser konusunda gerçekçi bir zafer umudu yükselirse, o anda eşitlik bozulur, olası ve işe yarayabilir olan olanaksız ve işe yaramaz olandan ayrılır. Bu, hüsnüniyetle gerçeklik arasındaki ayrımı doğuracak olguların yönlendirilmesine izin veren, ussal bir bilimin varlığıyla mümkündür. Böyle bir bilgi için kaynak yokken, bütün hipotezler, mitler ve düşler eşittir; böyle bir bilgi birikmeye başlarsa, başka bir şeyle ikame edilir olmaktan çıkar, çünkü yalnızca yalıtılmış bir olguyu kuşatmaz, gerçekliğin bütün yapısını kuşatır. Uzay yolculuğunu yalnızca düşlerseniz, teknik olarak ne kullandığınız önem taşımaz; gemiler, balonlar, uçan halılar ya da uçan daireler. Ama uzay yolculuğu bir olgu haline gelirse, artık gerçek yöntemler dışında dilediğinizi seçemezsiniz.
Böyle gereklilikler, kısıtlamalar bilimkurguda sık sık ortaya çıkmaz. Bilimsel olgular, bütün değerlerini yitirdikleri noktaya kadar basitleştirilmezse, ontolojik olarak gerçek dünyadan farklı kategorik dünyalara koyulurlar. Bilimkurgu geleceği ve Uzaydan Gelenleri resmettiği için, bilimkurgunun dünyası mutlaka gerçek dünyadan sapar ve bu sapmanın biçimleri bilimkurgunun özü ve anlamıdır. Bununla birlikte, genellikle bulduğumuz, yarın ne olacağı değil, hiçbir zaman olmayacak olandır, gerçek değildir, peri masalı gibidir. Gerçek dünya ile fantastik dünya arasındaki ayrım derece derece, adım adım yükselir. Bu saçlı bir kafanın kelleşme süreci gibidir, yüz ya da bin tel saçınız da gitse kel kalmazsınız; fakat ne zaman başlar kellik? 10.000 tel mi, 10.950 tel mi yitirmek gerekir?

Bütünsel ideal ortalamanın örneği olamayacağı için kel kafa paradoksu gerçekçi kurmacada da ortaya çıkar, ama burada en azından kılavuzumuz var, olasıyı olanaksızdan ayırmayı sağlayan, kafamızın içindeki aygıt. Geleceği ya da galaktik imparatorlukları okurken bu kılavuzları yitiririz. Bilimkurgu, okurun eleştirel aygıtının felce uğramasından yararlanır, çünkü fiziksel, psikolojik, toplumsal, ekonomik ve antropolojik olguları basitleştirirken üretilen yanlışlar, anında ve hatasızca anlaşılmaz. Okuma sırasında bir insan genel bir rahatsızlık hisseder, bir başkası doyumsuzluk, çünkü biri nasıl olabildiğini bilmektedir, öteki çoğunlukla açık ve belirli bir eleştiri getirememektedir.

Bilimkurgu peri masalı kurgusundan öte bir şeyse, peri masalı dünyasını ve onun kurallarını göz ardı etme hakkı olduğu içindir. Gerçekçilik de değildir ve bu nedenle gerçekçi anlatımın yöntemlerini de göz ardı etme hakkı vardır. Soykütüksel tanımsızlığı varlığını kolaylaştırır, çünkü edebî yapıtların normal olarak yargılandıkları ölçütlerle hüküm altına alınamaz. Alegorik değildir: Der ki, alegori beni işim değil. Bilimkurgu ve Kafka, yaratmanın çok farklı iki türüdür. Bilimkurgu gerçekçi değildir, gerçekçi edebiyatın bir parçası da değildir. Gelecek? Ne sık reddeder bilimkurgu yazarları kehanette bulunma niyetini. Sonuçta XXI. yüzyılın miti denir. Oysa mitin soykütüksel karakteri ampirik değildir ve her ne kadar teknolojik uygarlığın kendi mitleri olabilse de, o kendisi bir mit biçimlendirmez. Çünkü mit yorumlamadır, comparatio'dur, açıklamadır ve önce sizin açıklanacak bir nesneniz olmalıdır. Bilimkurgu yaşıyor, ama bu antinomik varoluş durumundan da çıkmaya çabalıyor.

Bilimkurgudaki hastalığın genel belirtileri sıradan edebî döngülerle bilimkurgunun döngüleri karşılaştırılarak bulunabilir. Çağdaş dünya edebiyatında bugün bir belirsizlik var, bütün geleneksel anlatım tekniklerine güvensizlik, yeni yaratılar karşısında duyulan tatminsizlik, anlatımını her tür yeni girişim ve deneylerde bulan genel bir huzursuzluk; öte yandan bilimkurguda da genel bir tatminsizlik, halinden hoşnutsuzluk, kibir var; bu tür karşılaştırmaların sonuçları bize düşünmek için bazı veriler sunar.

Teknolojik gelişmenin, yaşamın bütün alanlarını etkileyen, muhteşem ve köktenci değişimlerindeki sürekliliğinin bilimkurguyu henüz başlamakta olan bir krize soktuğuna inanıyorum. Bilimkurgunun anlatım yapısının, ilk ortaya çıktıklarından bu yana defalarca kullanılan ve artık donmuş, fosilleşmiş paradigmalar haline gelen süreçlerden saptıkça saptığı açık seçik hale geldi. Bilimkurgu, karmaşık sosyopsikolojik süreçlere hipotetik önermeler koyma sanatını içerir. Bu sanatın ilk ustası H.G. Wells unutuldu ve kayboldu. Ama yeniden bu öğrenilebilir.

Bilimkurgu kardeşliğinin ortodoks ve heterodoks kısımları arasındaki çatışma üzücü bir sterillikte ve korkarım, yeni, daha iyi ve daha karmaşık bilimkurgu yapıtları, okurlarını bilimkurgu hayranlarından değil de edebiyatın ana akımının okurlarından kazanana dek daha da sürecek. Dünya edebiyatının en iyi ve en karmaşık yapıtlarını (zorlanmadan) okumadan bu hipotetik, var olmayan ve fenomen olarak iyi bilimkurguyu okumanın mümkün olduğuna inanmıyorum. Bilimkurgudaki devrimci gelişme, bu nedenle, her zaman geniş okur kitlelerince terk edilme tehlikesini taşır. Yazarlar ya da okurlar önümüzdeki yıllarda bu alanda olumlu bir değişimi pek istemezlerse ya da gerçekte hiç istemezlerse, füturolojide karmaşık eğilimin değişimi denilen şey ortaya çıkar ve tekil istek ya da belirlenimlerden çok çevredışı güçlü etkenler olmadıkça böyle değişimler de olmaz.
(çeviren: Behçet Çelik)
 
aytor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 01-28-2014   #5
MeSu
 
Üyelik tarihi: May 2013
Mesajlar: 163
User ID: 20545
Tecrübe Puanı: 214748368
Reputation: 2147483647
MeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper Üye
Standart

Stanislaw Lem’in “Bilimkurgunun Yapısal Analizi Üzerine” adlı makalesini özetlemeye çalışacağım.

Lem makalesinde, başlarda, edebiyatın farklı dalları ve soykütüksel türlerinin şüphe götürmez bir biçimde birbirinden ayrı olduklarına, daha sonraki aşamalarda bir melezleşmeye gidildiğine, bunun söykütüksel bir edebi ensest tabusuna kadar uzandığına değinir. Bir edebi eserin bitirilene kadar, yazıldığı sırada konulmuş kurallara uyularak oynanması gereken bir “oyun” olarak sayılabileceğini, bu oyunların “boş” ya da “anlamlı” olabileceğine değinir. “Boş” nitelemesini de satranç oyunuyla örnekleyerek, onun kapalı, dış dünyaya gönderme yapmayan sadece kural ve sonuçlarının kendi içindeki ilişkileri ile sınırlı kaldığını belirtir.

“Edebi oyunlar ise gerçek dünyanın nesnelerine dair anlamlar barındıran doğal dil ile oynandıkları için, içsel anlam örgüsü asla bu derece yüksek bir yalıtılmışlıkta bulunmaz. Yalnızca, matematik gibi özel olarak kendi dışında kalan dünyayla anlamsal bağlar içermeyecek şekilde inşa edilmiş dille “boş oyunlar” oynamak mümkün olur.”
S:28

Edebi oyunlarda iki çeşit kuraldan söz eder Lem. Bunlardan birincisi, oyun açıldıkça dış dünyaya dair anlamsal örgüleri kurar, ikincisi ise oyunun açılmasını mümkün kılar. Dünyaya ait anlamsal örgüleri kurmanın çok farklı anlamlar içerebileceği, yüklenebileceği gerçeğine değindikten sonra, klasik masalların da sadece kendilerine ait ayrı ve içsel bir anlam taşımadıklarını ve bütünüyle gerçek dünyayla ilintili olduklarını, gerçek dünyanın varlığının onlara bir anlam kazandırdığını vurgular.

“Bir mitte ya da masalda meydana gelen olaylar her zaman kaderin, anlamsal olarak, tasvir edilen dünyanın sakinlerine buyurduklarına bağlıdır. Bu demektir ki, mitin ya da masalın dünyası sakinlerine karşı ya düşmanca ya da dostanedir, ama asla tarafsız değildir. Bundan dolayı masallar, maksattan yoksun anlamı ve mesajı olmayan çeşitli nesneler ve süreçlerden oluşan, bizim ne iyiliğimizi ne de kötülüğümüzü isteyen ve yalnızca öylece var olan olarak tanımlanabilecek bir gerçek dünyadan ontolojik olarak farklıdırlar. Mitin ya da masalın dünyaları ya tuzaklar ya da mutluluk verici evrenler olarak kurulurlar. Eğer mantıksız bir dünya var olmasaydı, yani gerçek dünya diye bir şey olmasaydı, mit ve masal dünyalarının “differenta specifica”sını, yani eşsizliğini algılamak bizim için imkânsız olacaktı.”
S.29

Edebi erserin aynı anda birkaç anlamsal ilişkiye birden sahip olabileceğini, masallarda içsel anlamın kendi dünyasıyla gerçek dünyanın ontolojik özelliklerinin zıtlığından türediğini, anti masallarda ise anlama, klasik masalların paradigmasının tersine çevrilmesiyle ulaşılabileceğine değinir. Mark Twain’in dünyasındaki, iyi ve terbiyeli çocukların mutsuz, en kötü çocukların da mutlu yaşadığı gibi bir örnekle, temel bir oyunun kurallarının tersine çevrilebileceğini ve böylece yeni bir nesil, yeni bir kurallar kümesi, yeni bir eser türü yaratılabileceğini öne sürer.

Makalenin devamında, 20. yüzyılda ana akım edebiyatın kurallarının evriminden, doğurduğu gelenek dışı sonuçlarından, “Tanrı yazar” ın ölümünden söz eden Lem, yeni kuralların nasıl algılanması gerektiğine, bu yeni sapmaların çağdaş yazar için önemine değindikten sonra, bunun masal ve bilimkurgu dünyasına olabilecek yansımaları üzerindeki düşüncelerini belirtir.

“Bu yüzden iki çeşit edebi fantezi vardır; masallarda ve bilimkurguda olduğu gibi “nihai” fantezi ve Kafka’da olduğu gibi “geçici” fantezi. Bir bilimkurgu hikayesinde, zeki dinozorların varlığı genelde gizli bir anlamın varlığına işaret etmez. Bunun yerine, zeki dinozorlara ancak bir hayvanat bahçesindeki zürafa kadar hayret etmemiz beklenir. Onlar soyut, söylemsel, mecazi bir anlam sisteminin bir parçası değil, sadece empirik dünyanın bir parşası olarak tasarlanmışlardır. Oysaki Dönüşüm’de insanın bir böceğe dönüşmesini fantastik bir mucize olarak kabul etmemiz beklenmez. Aksine Kafka’nın nesneler ve deformasyonlarla bir sosyo-psikolojik durumu tasvir ettiğinin bilincine varmamız gerekir. Bu dünyanın sadece dışsal kabuğu bu garip fenomenle kurulur, içsel çekirdeğin fantastik olmayan katı bir anlamı vardır. Bundan dolayı, bir hikaye dünyayı olduğu gibi betimleyebilir ya da onu yorumlayabilir (ona değerler atayabilir, onu yargılayabilir, ona isimler takabilir ya da ona gülebilir vs) veya çoğunlukla bu ikisini aynı anda yapar.
S:31

Edebi metinlerdeki dünyaların sınıflaması şu şekilde verilir;

Klasik masal dünyası; Fizik ahlak tarafından yönetilir. İnsana olumlu yaklaşılır. Bu dünyada bir “mutlu son” gözetilir.

Mit dünyası; İnsana genelde olumsuz yaklaşır. Babalar öldürülerek suçlu yaşanır, türlü türlü kötülükler ve olumsuzluklar yaşanır. Bu dünyada “mutlu (aşk) yoktur.

Gerçek dünya; Tarafsızdır. Realizm, bu dünyayı günümüzdeki haliyle tasvir eder.

Bilimkurgusal dünya; Uzay-zamanın farklı noktalarında tasvir edilmeye çalışılır. Dayanak noktası, gösterilen her şeyin prensipte ampirik ve rasyonel bir açıdan yorumlanabilir oluşudur. Bilimkurguda açıklanamaz mucizeler, aşkın durumlar, şeytanlar ve iblisler olmaz ve olay örgülerinin, gerçekleşmesi muhtemel durumlar olarak görülmesi gerekir.

Lem devamında “gerçekleşmesi muhtemel durumlar” ve “gerçek bilimkurgu”, “sözde bilimkurgu” kavramlarına değinir. Bilimin mutlak gücünden yola çıkılarak, gelecekte her şey olabilir gibi bir yaklaşımla “gerçek bilimkurgunun” uzaktan yakından bir ilgisi yoktur, Kafka’daki gibi fantastik tarzda, mesajın içeriği üzerine kurulan bir yapı da bununla ilişkilendirilemez. “Sözde bilimkurgu” olarak nitelendirilecek eserler, tersine çevirme kurallarıyla (insan bedeninin güzel olduğunu düşünüp bunu bir uzaylıya çirkin geleceğini düşünmek gibi) gizli anlamları olmayan, derinliğine hiçbir şeyi temsil etmeyen birer “boş oyun”a çevrilmişlerdir, bu nedenle sadece bir “oyun” olarak değerlendirilebilirler.

“Tersine çevirmeler, değişim ancak dünyanın temel bir özelliğinde meydana geldiğinde ilginçtirler. Zaman yolculuğu hikayelerinin kaynağı budur: tersinmez olan zaman, tersinir bir karakter kazanır. Öte yandan, yerel bazdaki tüm tersine çevrimler ilkeldir. (Dünya’da insan en üst biyolojik türdür bir başka gezegende ise zeki dinazorların ev hayvanıdır. Biz proteinden oluşuruz, uzaylılar silikondan gibi) Bu durumda, sadece yerel olmayan bir tersine çevirmenin ilginç sonuçları olabilir: Biz dili bir iletişim aracı olarak kullanırız ve her araç prensipte mucidinin iyiliği veya kötülüğü için kullanılabilir. Bu yüzden Delany’nin Babel-17 kitabında olduğu gibi, dilin köleleştirmek için bir araç olarak kullanılabileceği fikri, dünya görüşümüz ve kavramsallaştırmada kullandığımız araçların birbirlerinden bağımsız oldukları hipotezinin bir uzantısı olarak oldukça ilginçtir. Bunun ilginç olmasının en önemlinedeni, bu tersine çevirmenin ontolojimize yönelik bir sorgulama geliştirmiş olmasıdır.”
S:33

Bilimkurguda arzu edilenle gerçeğin varlığını ayırmada ancak rasyonel bilimin varlığının yol gösterici olması gerektiğine değinen yazar, uzay seyahatlerini hayal edebildiğimiz dönemlerde teknik olarak yüzen gemileri, uçan halıları, balonları kullanmamızın çok da fazla bir şey değiştirmeyeceğini ama uzay yolculuğu gibi bir gerçeğin ortaya çıkışından sonra bunun keyfi olarak seçilemeyeceğini belirtir.

“Bilimkurgunun Ortodoks ve hetorodoks çevreleri arasında süregiden tartışma maalesef ilgili tarafların dışına çıkmamıştır ve bu durumun böyle süreceği aşikardır. Oysa yeni, daha iyi ve daha karmaşık bir bilimkurgudan faydalanabilecek olan okurlar, hayranlar arasından değil, ancak ana akım edebiyat okurları arasından çıkabilir. Çünkü daha önce dünya edebiyatının en iyi ve karmaşık eserlerini keyifle (yani zorlanmadan) okumadıysanız, bu bahsettiğim varsayımsal, henüz var olmayan ama olgusal olarak iyi olan bilimkurgunun okunmasının mümkün olacağına inanıyorum ben. Bu yüzden bilimkurgunun devrimsel gelişimi her daim, geniş okur kitleleri tarafından terk edilme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ve yazarlar da, okurlar da istemezse, önümüzdeki yıllarda bu sahada olumlu bir değişimin gerçekleşme ihtimali çok düşüktür, aslında neredeyse sıfırdır. Çünkü eğer gerçekleşirse bu, gelecekbilimin “karmaşık eğilimlerin değişimi” olarak adlandırdığı durum olur ve böylesi olaylar dış çevrede güçlü etkenler ortaya çıkmadan, sadece birkaç bireyin isteği ve belirleyiciliği ile meydana gelmez.
S:37

Lem, teknolojik gelişimin yaşamın tüm alanlarında yarattığı değişimin, zamanında ve yeterince değişemeyen bilimkurguyu; anlatım yapılarının gerçeklikten uzaklaşmaya sürüklediğinden, donmuş, fosilleşmiş paradigmalara dönüştürdüğünden söz eder. Bilimkurgunun varsayımsal önermeleri sosyo-psikolojik olayların çok karmaşık akışı içine yedirebilme sanatını kullandığını, zamanla bundan uzakta kalındığını vurgular.

Alıntılar: LE GUIN, LEM, ORWELL, vd. Başka Dünyalar Mümkün – Bilim Kurgu, Siberpunk ve Siyaset, (Der.: K. Murat Güney; Çev.: Canay Özden, Elif Çopuroğlu vd.), İstanbul: Varlık Yayınları, 2007.
 
MeSu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 06-21-2014   #6
MeSu
 
Üyelik tarihi: May 2013
Mesajlar: 163
User ID: 20545
Tecrübe Puanı: 214748368
Reputation: 2147483647
MeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper ÜyeMeSu Süper Üye
Standart

Alladierre'e Stanislaw Lem için açtığı konu için teşekkür ederim öncelikle. Bilimkurgunun süren "makus" gidişini değiştiren, ona edebi felsefi tatlar katan yazarlardan biri Lem.

Bilime felsefeye ilgi duyanların, eninde sonunda bilimkurgunun bu özel yazarına ilgi duyacakları kanısındayım. Günümüzde bilimkurgu daha yoğunluklu olarak sinema üzerinden ilgi görse de, Stanislaw Lem, Ursula Le Guin (Yazarı tek bu yazın kategorisine sokmak yanlış bence), Philip K. Dick, Arthur Clarke ve adını anmadığım yazarlar, türün yüz akı olmayı sürdürüyor.

Aytor'un; Bilimkurgunun Yapısal Çözümlemesi Üzerine adlı makale paylaşımını, daha önce, Başka Dünyalar Mümkün adlı, K. Murat Güney derlemesinde okumuştum. Derlemede, bilimkurgunun genel bir tanımı, ütopya, siberpunk gibi konuların yanında, türün önemli yazarlarının konu ile ilgili görüşlerini de içeren makaleler vardı. (İlk fırsatta paylaşacağım kitabı.)

Formda Lem'in kitaplarının çoğu paylaşılmış. Bu sevindirici. Göründüğünce kitaplara ilgi de azımsanmayacak derecede.

Bunun yanında; Fiyasko, Dünyada Barış, Yıldızlardan Dönüş, Küvette Bulunan Günce adlı eserler ne yazık ki ortalarda yok. Bunları bulup paylaşabilsek ne kadar iyi olurdu, diye düşünmekten edemiyor insan.

Bol kitaplı günler.
 
MeSu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-06-2016   #7
sincesu
 
Üyelik tarihi: Jul 2016
Mesajlar: 115
User ID: 44804
Tecrübe Puanı: 2
Reputation: 10
sincesu Yeni Üye
Standart

Emeğinİze sağlık teşekkürler
 
sincesu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 3 Hafta önce   #8
nicholai
 
Üyelik tarihi: Aug 2012
Mesajlar: 7
User ID: 2433
Tecrübe Puanı: 0
Reputation: 10
nicholai Yeni Üye
Standart

Çok teşekkürler. Elleriniz dert bulmasın.
 
nicholai isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
indeks, stanisław lem, stanislaw lem


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:32.

Forumumuz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan, yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, forum yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, ekyasal@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.