Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar  

Go Back   Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar > E-Kitaplar - Mizah Dergileri - Dergiler - Cizgi Romanlar > Makaleler


Cevapla
 
Seçenekler
Alt 08-19-2013   #1
Derviş
 
Derviş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2013
Mesajlar: 379
User ID: 20977
Tecrübe Puanı: 114619474
Reputation: 1146194693
Derviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper Üye
Wink Kitapları ne zaman terketmeli?

KİTAPLARI NE ZAMAN TERKETMELİ?

Dücane Cündioğlu

1 Mayıs 2005


Zaman zaman öyle kimseler görüyorum ki hakikata vâsıl olmak için ilmin gerekli olmadığını, talibi hakikate taşıyacak aracın aşk bineği olduğunu söylüyorlar.
Üstelik olur olmaz yerde, aşk yeter, diyorlar aşk-ı hakikînin yanına bile hiç uğramadıkları halde.

Düşünmenin meşakkatlerine katlanma azmini yitirmiş olanların, hele hele düşünmenin bedelini ödemeye yanaşmak istemeyen bazı gençlerin bu tür hafifliklere itibar ettikleri de ne yazık ki bilinen vakalardan.

Hakikate ilim'le vâsıl olunamaz!

Bu yargı yanlıştır ve şu şekilde düzeltilmesi gerekir:

Hakikate sadece ilim'le vâsıl olunamaz!

Bu düzeltilmiş yargıya açıklık kazandıralım ve ilim'le ne kastedilebilir, önce bu hususa açıklık getirelim:
İlim sözcüğünü iki şekilde Türkçeleştirebiliriz.
İlki masdar mânâsıyla bilmek.
İkincisi ise hâsıl-ı masdar veya ism-i masdar mânâsıyla bilgi.
Bu ikinci anlamıyla ilim sözcüğüne bu sefer karşıtlarından hareketle yine iki farklı anlam verebiliriz.
Birincisi cehlin karşıtı olarak.
İkincisi zannın karşıtı olarak.
İlkinde sadece bilgi demek yeterli olabilecekken, ikincisinde olmaz. Bu durumda kesin bilgi denmesi gerekir.


Demek ki gerek bilgi anlamında olsun, gerekse kesin bilgi anlamında olsun, her halukârda âşık, ilim sahibi olmak veya ilimle birlikte âşık olmak zorundadır. Çünkü âşık cahil olmaz. İlah aşkın sahibi kör olmaz. Marifet yolunda talib, kesin olmayan bilgilere dayanarak âşık olmayı da beceremez!
Niçin?
Çünkü, hakikate ilimle vâsıl olunamaz, aşk gerek, diyenler, ya ilim sahibidirler, ya değillerdir.
İlim sahibi değillerse, bilgileri dahilinde olmayan bir konuda iddiada bulunmuş olmaktadırlar ki kendilerine itibar etmemekte her halde mazuruz, zira aşk konusundaki ısrarları ilimsizlikten neşet ediyor demektir. Yok eğer ilim sahibi iseler, zaten ilmin eşlik ettiği bir aşktan söz etmek durumunda sayılırlar ki bu takdirde de daire tamamlandığından ilmin eşlik ettiği aşka kim karşı çıkmaya cüret edebilir?

Nâdanın bugün ilim ile aşk arasında bulmaya çalıştığı bu sözde karşıtlık, tarihimizde bazıları tarafından medrese ile tekke arasında bulunmaya çalışılıyordu. Oysa ehl-i hakikat ısrarla böylesi sözde karşıtlıkları reddetmişler ve ilim olmadan ortaya konan aşk gösterilerine aslâ itibar etmemişlerdir. Nitekim Şeyh-i Ekber hazretlerinin, mücahede olmadan müşahede olmaz şeklindeki uyarısı, bu aşk gösterilerine müteveccihtir.

Bu ifade de geçen mücahede sözcüğü ilme, müşahede sözcüğü de şühuda delâlet eder. Bilenler ayrı görenler ayrı olmamalı, bilenler görmeli görenler bilmeli, bilmeden görmenin görmeden bilmenin eksiklik sayılacağı hiçbir surette unutulmamalı. [Bir de mükaşefe var ki müşahede'den farkı, ilki (her talib tarafından) görülecek olanı görmek demek iken, ikincisi görülemeyeni görmek demektir.]

Azizuddin Nesefî hazretleri İnsan-ı Kâmil adlı eserinde şöyle buyurur:

Ey derviş! Kemale muvassıl [ulaştıran] tarik, bir tariktir. O tarik evvelâ tahsil ve tekrar ve nihayeti mücahede ve ezkârdır. Evvelâ medreseye gelmeli ve medreseden hangâha gelmelidirler. Her kim böyle yaparsa caiz ki maksadına vasıl olur. Her kim böyle değilse asla maksada erişmez.

Ey derviş! Her kim medreseye gitmez ve hangâha giderse caiz ki seyr-ilâllah'tan bâ-behre ve bâ-nasib ola! Ve Huda'ya erişir, velâkin seyr-fillah'tan bî-behre ve bî-nasib olur. (s. 96-97)

Bir başka vesileyle bu büyük sûfî ilim ile aşk'ı, medrese ile tekke'yi birbirinden ayırmaya çalışan nâdana ta‘rizen şöyle der:

Malumun olsun ki bu zayıfın indinde maksada olan yol bir tarikten gayrı değildir ve o bir tarik odur ki evvelâ tahsil ve tekrar ve nihayette mücahede ve ezkârdır. İbtidaen medreseye gitmeli, ilm-i şeriattan lâzım olan şeyi öğrenmeli ve lâzım olan şeyden sonra zeyrek olmak, iyi sözü anlamak için ilm-i nâfi okumalı ki sözü anlamak, bab-ı sülukde rükn-i muazzamdır.
Sözü anlamak medresede olur. Ondan sonra tekkeye gelmeli ve bir şeyhin müridi olmalı, ilm-i tarikde lâzım olanı öğrenmeli. Lâzım olan şeyden sonra hikâye-i meşayihi okumalı. Yani riyazattan ve mücahedattan sonra, takvadan ve zühdden ve ahval ve menakıb-ı meşayihten bir şey okumalı. Ondan sonra kitapları terketmeli ve şeyhin münasib gördüğü kâr ile meşgul olmalı. (s. 118)

Kişi sahip olmadığı şeyi terkedemez!

Terketmek için önce sahip olmalı, sonra kişi sahip olduğunu terketmeli, belki terketmek için sahip olmalı.
Mücahedesi olmayanın müşahedesine itibar etmeyiniz, aşkı ilmin üstüne koymak varken aşkı ilmin karşısına koyanları aslâ ciddiye almayınız.
İlimsiz o sözde âşıkların parlak sözlerine de, aşktan nasipsiz o sözde âlimlerin kuru yargılarına da iltifat etmeyiniz.
Rabbim, ilmimi artır, diyen bir elçi'nin takipçileri mücahedesiz müşahede iddialarına kulak asabilirler mi, düşünmenin hakkını vermek suretiyle düşünmeli!

Tûsî'nin dediği gibi diyelim o halde:

O kavimler ki hakikî yolu buldum sandı
Ermeden doğru yola hepsini susturdu ölüm
Öyle bir ukde ki hall etmedi bir kimse onu
Vurdular hepsi düğüm üstüne bir başka düğüm!

VE en nihayet gürültülü bir biçimde susmayı öğrenelim!
 
__________________
Döğene elsüz gerek
Söğene dilsüz gerek
Derviş, gönülsüz gerek
Sen derviş olamazsın.

Konu Derviş tarafından (08-19-2013 Saat 15:31 ) değiştirilmiştir..
Derviş isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-19-2013   #2
spiderh
 
spiderh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2012
Mesajlar: 1.552
User ID: 6440
Tecrübe Puanı: 83583873
Reputation: 835838664
spiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üye
Standart

Bana göre gönülle hiçbir yere varılamaz. İlim yol gösterir, hakikati akıl bulur. İlim bitmemiştir, sürekli gelişme halindedir ve bu yüzden de her zaman için eksiktir. İki tür insan vardır, birisi ilimde bu eksikse o zaman bu yoktur der, diğeri ise ilimde bu eksikse, o zaman bunun olma ihtimali de vardır der. Ben ikinci tip insanlar kategorisine giriyorum herhalde.

Ve bazıları da vardır ki gerçeği herkes bilemez, bu sadece bazı özel kişilere Allah tarafından verilmiştir, ancak onlar bilir, biz bilmeyiz diyerek kısa yoldan düşünmekten, okumaktan, ilimden kendilerini gayrı tutarlar. Kuran'da böyle tiplerin Allah nazarında pek de hoş karşılanmadığı apaçık belirtilmektedir.

Gönüle gelince, gönül nefis demektir. Gönül istemek demektir. Gönül ilmi tetikler; istemek, öğrenmek, bilmek istemek, bu amaçla yapılan uğraşlara vesile olur. Yani gönül, ya da aşk sadece tetikleyici bir güçtür. Nasıl ki elektirik tek başına bir anlam ifade etmiyor, ancak bir aracı çalıştırarak o makinenin bir şeyler yapmasına vesile oluyorsa, gönül de, yani nefis de o işe yarar ancak. Ama nefsini kontrolden aciz kimseler, istek ve dürtülerini kontrol edemediklerinden, nefs onlarda harekete geçiren bir unsurdan ziyade felakete götüren bir unsur haline gelir. Tıpkı regüle edilmemiş, yani ehlileştirilmemiş elektriğin cihazları çalıştırmak yerine bozduğu gibi. Hani bir zamanlar reklamlarda şöyle bir slogan vardı: "Kontrolsüz güç, güç değildir" diye. İşte bunu nefis için de aynen söyleyebiliriz.
 
__________________
spiderh isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-19-2013   #3
lerzesiz
 
lerzesiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2012
Mesajlar: 727
User ID: 131
Tecrübe Puanı: 214748370
Reputation: 2147483647
lerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üye
Standart

Gönül adamının adı, ariftir.

[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
 
lerzesiz isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-19-2013   #4
birmehmet
 
Üyelik tarihi: Jun 2013
Mesajlar: 55
User ID: 20772
Tecrübe Puanı: 13262196
Reputation: 132621913
birmehmet Süper Üyebirmehmet Süper Üyebirmehmet Süper Üyebirmehmet Süper Üyebirmehmet Süper Üyebirmehmet Süper Üyebirmehmet Süper Üyebirmehmet Süper Üyebirmehmet Süper Üyebirmehmet Süper Üyebirmehmet Süper Üye
Standart

Kuran aklı da gönlüde ihmal etmez

ikisini kullanana, ulul elbab adını vermiştir.


tek başına gönül pozitif anlamda ilerleme sağlamaz, tek başına gönülsüz akıl atom bombası yapar ve kullanır. esas olan faydalıya - gönül, kalp destekli - ilimdir.
 
birmehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-19-2013   #5
lerzesiz
 
lerzesiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2012
Mesajlar: 727
User ID: 131
Tecrübe Puanı: 214748370
Reputation: 2147483647
lerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üye
Standart

Engin ol gönül, engin ol!

[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Gel ha gönül havalanma
Engin ol gönül engin ol
Dünya malına güvenme
Engin ol gönül engin ol

Şu dünyanın hali böyle
Yalan yahşi geçer şöyle
Söyledikçe engin söyle
Engin ol gönül engin ol

Gökte uçar huma kuşu
Bilmeyenler atar taşı
Enginlik gönülün işi
Engin ol gönül engin ol

Teslim Abdal özüm haktır
Sözümün yalanı yoktur
Engin söyle büyüklüktür
Engin ol gönül engin ol
 
lerzesiz isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-20-2013   #6
mecnûn-ı kütüb
 
mecnûn-ı kütüb - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2012
Mesajlar: 60
User ID: 8174
Tecrübe Puanı: 22790022
Reputation: 227900169
mecnûn-ı kütüb Süper Üyemecnûn-ı kütüb Süper Üyemecnûn-ı kütüb Süper Üyemecnûn-ı kütüb Süper Üyemecnûn-ı kütüb Süper Üyemecnûn-ı kütüb Süper Üyemecnûn-ı kütüb Süper Üyemecnûn-ı kütüb Süper Üyemecnûn-ı kütüb Süper Üyemecnûn-ı kütüb Süper Üyemecnûn-ı kütüb Süper Üye
Standart

Arkadaşlar hakikaten soruyorum. Hiç düşündünüz mü bilmem ama öyle aklıma geliverdi. Gönül nedir? Yeri neresidir? Sevmek, nefret etmek, üzülmek, darılmak... hakikaten bunların gönülle bir alakası var mıdır? Aslında bu hisslerin tamamı beyinde oluşmuyor mu? Mesela iman kalp işi midir? Yoksa akıl mı? Büyük çoğunluk iman kalple ilgilidir der. Peki neden aklını yitirmiş birisi dinen mükellef sayılmıyor? Yani hakikaten, varlık olarak, gönül-kalp diye birşey var mı? Yoksa çeşni olsun diye bizlerin uydurduğu isimler mi?
 

Konu mecnûn-ı kütüb tarafından (12-23-2013 Saat 11:38 ) değiştirilmiştir..
mecnûn-ı kütüb isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-20-2013   #7
Derviş
 
Derviş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2013
Mesajlar: 379
User ID: 20977
Tecrübe Puanı: 114619474
Reputation: 1146194693
Derviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper ÜyeDerviş Süper Üye
Standart

Alıntı:
mecnûn-ı kütüb Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Arkadaşlar hakikaten soruyorum. Hiç düşündünüz mü bilmem ama öyle aklıma geliverdi. Gönül nedir? Yeri neresidir? Sevmek, nefret etmek, üzülmek, darılmak... hakikaten bunların gönülle bir alakası var mıdır? Aslında bu hisslerin tamamı beyinde oluşmuyor mu? Mesela iman kalp işi midir? Yoksa akıl mı? Büyük çoğunluk iman kalple ilgilidir der. Peki neden aklını yitirmiş birisi dinen mükellef sayılmıyor? Yani hakikaten, varlık olarak, gönül-kalp diye birşey var mı? Yoksa çeşni olsun diye bizlerin uydurduğu isimler mi?
Kalp, gönül ve yürek kelimelerinin ifade ettiği mana üzerine kısa bir deneme için bakınız;

[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
 
__________________
Döğene elsüz gerek
Söğene dilsüz gerek
Derviş, gönülsüz gerek
Sen derviş olamazsın.
Derviş isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-20-2013   #8
spiderh
 
spiderh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2012
Mesajlar: 1.552
User ID: 6440
Tecrübe Puanı: 83583873
Reputation: 835838664
spiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üyespiderh Süper Üye
Standart

Alıntı:
mecnûn-ı kütüb Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Arkadaşlar hakikaten soruyorum. Hiç düşündünüz mü bilmem ama öyle aklıma geliverdi. Gönül nedir? Yeri neresidir? Sevmek, nefret etmek, üzülmek, darılmak... hakikaten bunların gönülle bir alakası var mıdır? Aslında bu hisslerin tamamı beyinde oluşmuyor mu? Mesela iman kalp işi midir? Yoksa akıl mı? Büyük çoğunluk iman kalple ilgilidir der. Peki neden aklını yitirmiş birisi dinen mükellef sayılmıyor? Yani hakikaten, varlık olarak, gönül-kalp diye birşey var mı? Yoksa çeşni olsun diye bizlerin uydurduğu isimler mi?
Gönül, Kuran'da nefs olarak geçmektedir. Kısaca istemek, arzu etmek manasını verebiliriz.

Evet, her şey beyinde meydana gelir. Arzu ve istek duyguları kalbi hızlandırdığı ve kalp çarpıntısına neden olduğu için gönül kalp ile ilişkilendirilmiştir tarih boyu. Bir de gönülü insanın karakteri ve niyetiyle de ilişkilendirirler çoğu zaman.

İman işi akıl işidir, en azından Kuran'a göre. Çok defa bundan bahseder. O yüzden aklı olmayanın imanı da olmaz derler. İslam'ın birinci şartı akıldır. İlk inen ayette oku diyerek ve pek çok yerde düşünme ve onun önemi üzerinde durarak bunun en büyük erdem olduğundan ve inancın kaynağı olduğundan bahseder. Zaten düşününce, görmediğimiz bir şeyi aklımız dışında başka ne şekilde kavrayabilir ya da hissedebiliriz ki. Beş duyu organımıza hitap etmiyor, bir de aklımız da yoksa Allah'ın bizim için ne anlamı olurdu ki? Ya da onu nasıl kavrayabilirdik? Akli melakesi yerinde olmayanlara baktığımızda, ağızlarında Allah sözünü geveleseler bile Allah'ın ne manaya geldiğini bilmezler. Sadece onlara dışarıdan ezberletilmiş şeyleri bizlere aynen aktarırlar, ki çoğu zaman bunu bile doğru dürüst yapamazlar.

Kısaca aklımız olduğu için şükretmemiz gerek.
 
__________________

Konu spiderh tarafından (08-20-2013 Saat 04:24 ) değiştirilmiştir..
spiderh isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-20-2013   #9
lerzesiz
 
lerzesiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2012
Mesajlar: 727
User ID: 131
Tecrübe Puanı: 214748370
Reputation: 2147483647
lerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üye
Standart

"Son yıllarda yapılan çalışmalar kalbin düşündüğümüzden daha akıllı olduğunu gösteriyor. Kalp beyinden sinyal alıyor evet ama kendisi de vagus siniri yoluyla beyne bilgi gönderiyor. Beyne gönderdiği sinyallerle beynin entelektüel işlevleri yerine getiren bölümünü uyarabiliyor veya tamamen devre dışı bırakabiliyor. Kalp kendi hormonlarını üretip vücuda bırakıyor, beyinden binlerce kat daha güçlü bir manyetik alan yayıyor. Kalbin üzerinde yer alan sinir hücreleri, tıpkı beyin gibi yapılanıyor. Kalbin beyni, kendi dopaminini salgılayabiliyor. Bu sinirsel iletici, davranışlarımız üzerinde kuvvetli etkileri olan bir bileşik.

..................
Kalp, hem idrak eden hem de idrak edilen hususiyette bir yapıya sahiptir. İnsan; ruhuna, cismine, aklına onunla girer. Kalp, Ruhun Gözü gibidir. Basiret kendi dünyasına göre onun nazarı; akıl ruhu, irade de iç dinamizmidir.
Umumiyet itibariyle biz ”gönül” derken bu ikinci kalbi kasdederiz. Gönül ve kalp, gönül ve kalp farklılığı, bunların birbirinin yerine kullanılması bir yana, bu ruhani latife cismani kalple sımsıkı alakalıdır (3).
İnsanların en çoğunun akılları bu ruhani kalp ile, cismani kalbin arasındaki ilişkiyi idrak etmek hususunda hayrete düşmüştür. Çünkü rabbani kalbin (akleden kalp), cismani kalple olan irtibatı tıpkı renklerin cisimlerle; sıfat ve niteliklerin mevsuflarla olan irtibat ve ilişkisine benziyor. Veya aleti kullananın aletle ilişkisi gibidir. Ve yahut da oturanın mekânla ilişkisine benzer." diyor, Sait Çamlıca.

[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
 
lerzesiz isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-20-2013   #10
lerzesiz
 
lerzesiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2012
Mesajlar: 727
User ID: 131
Tecrübe Puanı: 214748370
Reputation: 2147483647
lerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üyelerzesiz Süper Üye
Standart

Nefs, nedir? Nefs, sadece istemek, arzu etmek anlamına gelmez.

[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
 

Konu lerzesiz tarafından (08-20-2013 Saat 04:56 ) değiştirilmiştir..
lerzesiz isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
kitapları ne zaman terketmeli?


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
H. G. Wells - Zaman Makinesi (ePub) ladyfantasy Fantastik ve Bilimkurgu Kitapları 8 09-24-2017 17:52
Cahit Külebi - Şiir Her Zaman Kaptan Araştırma ve İnceleme Kitapları 5 07-21-2017 10:04
Zaman Makinası :) sezinn Karikatürler 7 12-04-2012 19:26
Meraklı Papağan - O zaman niye yapıyosun? 25Temmuz Fıkralar 2 05-29-2012 22:01


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:44.

Forumumuz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan, yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, forum yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, ekyasal@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.