Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar  

Go Back   Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar > E-Kitaplar - Mizah Dergileri - Dergiler - Cizgi Romanlar > Cumhuriyet Gazetesi Dünya Klasikleri


Cevapla
 
Seçenekler
Alt 12-14-2016   #1
taramaci
 
taramaci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2016
Mesajlar: 700
User ID: 46517
Tecrübe Puanı: 184390112
Reputation: 1843901113
taramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üye
Standart George Sand - Şeytanlı Göl (32)




DÜNYA KLASİKLERİ : 32

Şeytanlı Göl
George SAND
Çeviri : Kemal DEMİRAY
3 mb
Tıpkı çekim - siyah beyaz - Sayfa altı metin PDF
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
 

Konu taramaci tarafından (01-16-2017 Saat 20:51 ) değiştirilmiştir..
taramaci isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-14-2016   #2
ada
 
Üyelik tarihi: Aug 2012
Mesajlar: 4.296
User ID: 2669
Tecrübe Puanı: 114772400
Reputation: 1147723916
ada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üyeada Süper Üye
Smile Teşekkürler

Teşekkürler
 
ada isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-14-2016   #3
medetres
 
medetres - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 4.129
User ID: 1327
Tecrübe Puanı: 214748373
Reputation: 2147483647
medetres Süper Üyemedetres Süper Üyemedetres Süper Üyemedetres Süper Üyemedetres Süper Üyemedetres Süper Üyemedetres Süper Üyemedetres Süper Üyemedetres Süper Üyemedetres Süper Üyemedetres Süper Üye
Standart

Paylaşımınız için teşekkürler.
 
__________________
Dünya Osmanlı'nın Adaletine Muhtaç....
medetres isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-14-2016   #4
zamangezgini
 
zamangezgini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2012
Mesajlar: 913
User ID: 268
Tecrübe Puanı: 214748369
Reputation: 2147483647
zamangezgini Süper Üyezamangezgini Süper Üyezamangezgini Süper Üyezamangezgini Süper Üyezamangezgini Süper Üyezamangezgini Süper Üyezamangezgini Süper Üyezamangezgini Süper Üyezamangezgini Süper Üyezamangezgini Süper Üyezamangezgini Süper Üye
Standart

Alnının teriyle,
Zavallı yaşamını kazanacaktın,
Uzun bir çalışma ve didinmeden sonra, İşte ölüm seni bekliyor.

Holbein, Hans (1490-1543): Ausburg'da doğmuş ve hemen hemen bütün yaşamını İngiltere'de geçilmiş bir portre ressamıdır. Bale kentinde bir mezarlıkta bulunan “ölülerin Dansı” adlı freski ünlüdür.

Holbein'ın bir kompozisyonunun altındaki, eski Fransızca’yla yazılmış bu dörtlük, yalınlığı içinde derin bir üzüncü anlatır. Resim, bir tarlada çift süren bir çiftçiyi betimler. Uzakta geniş bir ova, bu ovada yoksul kulübeler göze çarpar. Güneş, tepenin ardında batıyor. Çetin bir iş gününün sonudur. Köylü, üstü başı eski püskü, bodur ve yaşlı bir adamdır. Çift sürdüğü atlar zayıftır, bitkindir; saban engebeli ve sert bir toprağa saplanmıştır. Bu ter ve didinme sahnesinde yalnızca bir yaratık neşeli ve çeviktir. Bu, ürkmüş atların yanı sıra, saban izleri içinde koşan ve atları kamçılayarak yaşlı çiftçiye yamaklık eden düşlemsel bir kişi, kamçılı bir iskelettir. Holbein'in felsefesel ve dinsel olduğu denli üzücü ve gülünç konularının arasına simgesel olarak kattığı bu ürkütücü hayal ölümdür ve Ölümün Simgesi adını almıştır.

Bu koleksiyonda ya da daha doğrusu, her sayfasında rolüne rastlanan ölümün asıl bağ ve düşünce olduğu bu geniş kompozisyonda, Holbein, hükümdarı, dinsel önderleri, âşıkları, kumarcıları, sarhoşları, rahibeleri, fahişeleri, haydutları, yoksulları, savaşçıları, keşişleri, Yahudileri, gezginleri, döneminin ve dönemimizin bütün insanlarını gösterir; her yerde ölümün düşlemi sırıtır, meydan okur ve zafer kazanır. Yalnızca bir tabloda yoktur: Bu da, zenginin kapısında gübre yığını üzerine uzanmış zavallı Lazar'ın, kuşkusuz yitirecek hiçbir şeyi bulunmadığı ve yaşayışının ölümden ayrımı olmadığı için, ondan korkmadığını söylediği tablodur.

Yarı putatapar Rönesans Hristiyanlığının bu stoacı düşünüş biçimi, insana yeterince avuntu verir mi; dindar ruhlar aradıklarını onda bulurlar mı? Yaşamı kötü kullanan hırslı, hileci, acımasız ve sefih insanlar, ölümün saçlarından sımsıkı yakaladığı bütün o gururlu günahlılar, kuşkusuz cezaya çarpılacaklardır; ama kör, dilenci, deli, zavallı köylüler, ölümün yalnızca kendilerine özgü bir kötülük olmadığı düşüncesiyle çektikleri sürekli sürünmenin avuntusunu bulurlar mı? Hayır! Sanatçının yapıtına, hep amansız bir üzünç, korkunç bir yazgı egemendir. Bu, insanlığın kara yazısıdır.

Bu, Holbein'ın gözleri önündeki toplumun gerçek betimlemesi, acıklı yergisidir. Cinayetle yıkım; onu etkileyen işte bunlardır. Ama başka bir dönemin sanatçıları olan bizler, neyi betimleyeceğiz? Şimdiki insanlığın ödülünü, ölüm düşüncesinde mi arayacağız? Bunu haksızlığın cezası ve acının karşılığı olarak mı göreceğiz?

Hayır, bizi artık ölüm değil, yaşam ilgilendiriyor.

Biz mezarın ötesindeki yokluğa da, zorlama bir özveriyle elde edilmiş esenliğe de inanmıyoruz. Verimli olmasını dilediğimiz içindir ki, yaşamın mutlu olmasını istiyoruz. Zenginin ölümüne yoksulun sevinmemesi için, Lazar gübrelikten kurtulmalı. Kimilerinin mutluluğunun suç sayılmaması ve Tanrının ilencine uğramaması için, herkes mutlu olmalıdır. Çiftçi buğdayını ekerken, yaşam denen yapıt için çalıştığını bilmeli; çevresinde ölümün dolaşmasına sevinmemeli. Sonunda ölüm, ne gönencin cezası, ne de acının avuntusu olmalı. Tanrı ölümü, yaşamı cezalandırmak için de, ödüllendirmek için de vermiş değildir. Çünkü ona göre yaşam kutsaldır; işte bunun için mezarın, mutlu olması istenmeyen insanların gönderileceği bir sığınak olması gerektir.

Zamanımızın kimi sanatçıları, çevrelerine ciddi bir gözle bakarak üzüntüyü, yoksulluğun kötülüğünü, Lazar'ın gübreliğini betimlemeye çalışıyorlar. Bunlar, sanat ve felsefenin konuları olabilir; ama, yoksulluğu öylesine çirkin, aşağılık, kimi zaman da kötü ve canicesine betimlemekle amaçlarına ulaşmış oluyorlar mı? Ve bunun etkisi, umdukları gibi yararlı mıdır? Bu konuda bir yargıya varamayız. “Ölülerin Dansı” yapıtının yaratıldığı dönemde, kötü yürekli zengine, açık duran mezarında onu iğrenç kollarıyla kavramaya hazır ölümün gösterilmesi gibi; şimdi de gösterişin çürük zemini altında kazılmış uçurumu göstererek onun korkutulduğu söylenebilir. Bugün ona, kapısını maymuncukla açan haydudu ve uyanmasını gözleyen katili gösteriyorlar. Açık söyleyelim ki, zenginlerin aşağı gördükleri insanlıkla nasıl bağdaşacaklarını; kendilerine kaçak kürek yargılısı ve gece soyguncusu gibi gösterildiği için ürkütüldükleri yoksulun acılarına karşı, onlarda acıma duygusunun nasıl yaratılacağını anlayamıyoruz. Holbein’ın ve ondan öncekilerin resimlerinde dişlerini gıcırdatan korkunç ölüm, bu biçimiyle ahlak düşkünlerini doğru yola getirmemiş, mutsuzları avutamamıştır. Yazınımız, biraz Ortaçağ ve Rönesans sanatçıları gibi davranamaz mıydı?

Holbein’ın ayyaşları, kendilerine içki sunan ve gözleriyle göremedikleri ölümü unutmak için, kadehlerini sanki öfkeyle doldururlar. Sanatın toplum düzenine saldırma anını kollayarak sessiz sessiz çalışırken duyumsattığı ayaklanmayı önlemek için, günün kötü zenginleri, top ve tüfek istiyorlar. Ortaçağ kilisesi, yeryüzünün baskıcı egemenlerine karşı, umarsız insanlara “Tanrı’nın bağış belgesi”ni satarak yanıt verirdi. Bugünün hükümetleri, zenginlerin kaygısını, onlara, jandarma, gardiyan, süngü ve hapisane giderlerini ödeterek yatıştırıyor.

Albrecht Dürer, Michelangelo, Holbein, Callot, Goya dönemlerinin ve ülkelerinin kötülüklerinden güçlü yergiler yarattılar. Bunlar, ölmez yapıtlardır; tartışılmaz değerde tarih sayfalandır. Öyleyse biz, sanatçının, toplumun yaralarını deşme ve onları bütün çıplaklığıyla gözlerimizin önüne serme haklarını yadsımak istemiyoruz. Ama şimdi, korkunç ve korkutucu resim yapmaktan başka uğraşacak iş yok mudur? Yetenek ve düşlem gücünün moda durumuna getirdiği bu gizem ve kaygı yazınında, ılımlı ve tatlı yüzleri, fâcia etkisi bırakan biçimlere yeğleriz. Bu tatlı yüzler, yoldan çıkanları doğru yola getirirler. Biçimlerse korkuturlar; korkuysa bencilliği gideremez; artırır.

Sizce sanatın görevi insanlara duygu ve sevgi aşılamaktır; saf dönemlerin ahlak dersi veren öyküleri ve masalları, yerlerini romana bırakmalıdır; ve sanatçı, betimlemelerinin yarattığı korkuyu hafifletmek için, bazı sakınma ve uzlaştırma önlemlerini ileri sürmekten daha geniş ve daha şairce bir ödevi olduğuna inanmalıdır. Sanatın amacı, ele aldığı konuları sevdirmek olmalıdır; gerekirse bunları biraz süslemesini de uygun görürüm. Sanat, gerçeğin aranışıdır. Wakefıeld Papazı, Fesatçı olumlu bir gerçeğin incelemesi değildir; İdeal Bir Köylü ve Tehlikeli İlişkiler gibi yapıtlara göre, ruh için daha yararlı ve daha tehlikesiz bir kitaptır.

Ey okur! Bu düşüncelerimi hoşgör ve bunları romanıma giriş olarak kabul etmek iyi yürekliliğini göster. Anlatacağım öykücükte bu tür düşüncelerime hiç raslanmayacak; öykü, öyle kısa, öyle sıradan olacak ki, bunu hoş görmenizi sağlamak için önceden söylemeyi gerekli buldum.

Beni bu öyküyü yazmaya yönelten, bir çiftçidir. Size söz etmek niyetinde bulunduğum ve biraz sonra anlatacağım da, bir çiftçinin öyküsüdür.

George Sand


 
__________________
zamangezgini isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-14-2016   #5
taramaci
 
taramaci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2016
Mesajlar: 700
User ID: 46517
Tecrübe Puanı: 184390112
Reputation: 1843901113
taramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üyetaramaci Süper Üye
Standart

ada, medetres, zamangezgini ilgi ve katkılarınız için teşekkürler...
 
taramaci isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Julian Barnes - Arthur ve George evrenup Romanlar ve Öykü Kitapları 8 3 Hafta önce 13:07
Herbert George Wells - Doktor Moro'nun Adası - Tıpkıçekim PDF zamangezgini Fantastik ve Bilimkurgu Kitapları 9 12-09-2015 01:14
Herbert George Wells - The War of the Worlds zamangezgini Çizgi Romanlar 2 03-27-2015 11:11
George Orwell - Hayvan Çiftliği - Bir Peri Masalı zamangezgini Romanlar ve Öykü Kitapları 3 10-14-2013 19:35


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:24.

Forumumuz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan, yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, forum yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, ekyasal@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.