Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar  

Go Back   Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar > Atatürk Köşesi > Atatürk Köşesi > Atatürk Devrimleri


Cevapla
 
Seçenekler
Alt 08-26-2013   #1
jean marcel
 
jean marcel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 999
User ID: 1953
Tecrübe Puanı: 71265251
Reputation: 712652441
jean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üye
Standart Harf Ve Dil Devrimi

Harf Ve Dil Devrimi






Harf Devriminin Gerekliliği

Her şeyden evvel, her gelişmenin ilk yapı taşı olan soruna değinmek isterim. Her araçtan evvel, büyük Türk milletine kolay bir okuma yazma anahtarı vermek gerekir. Büyük Türk milleti bilgisizlikten, az emekle kısa yoldan, ancak kendi güzel ve soylu diline kolay uyan böyle bir araç ile sıyrılabilir. Bu okuma yazma anahtarı, ancak Lâtin esasından alman Türk alfabesidir. Basit bir deneyim, Lâtin esasından Türk harflerinin, Türk diline ne kadar uygun olduğunu, şehirde ve köyde yaşı ilerlemiş Türk çocuklarının ne kadar kolay okuyup yazdıklarını güneş gibi meydana çıkarmıştır.
1928 (Atatürk'ün S.D.I, s. 345)

Şurasını deneyim ile ifade edeyim ki, hece ve alfabe yeniliği gerçekten çocukları güçlüklerden kurtaran, onlara küçük yaşta başarı zevkini tattıran en etkili yoldur. İnsanlar arasında kolay ve istekli okumak yolunun sağlanması, hem millî gelişmeye hem de milletler arasında anlaşmaya çok
hizmet eder.
1929 (Atatürk'ün T.T.B.IV, s. 543)

Yeni Türk Harfleri

Bizim uyumlu, zengin dilimiz yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Yüzyıllardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak ve bu gereği anlamak zorunluğundasınız. Anladığınızın izlerine, yakın zamanda bütün dünya tanık olacaktır. Buna kesinlikle inanıyorum.
1928 (Atatürk'ün MA.D., s. 26)

Milleti bilgisizlikten kurtarmak için kendi diline uymayan Arap harflerini bırakıp Lâtin esasından Türk harflerini kabul etmekten başka çare yoktur.
1928 (Atatürk'ün R.Y.G.S., s.346)

Yeni Türk harflerini çabuk öğrenmelidir. Her vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu vatanseverlik ve milliyetçilik görevi biliniz. Bu görevi yaparken düşününüz ki, bir milletin, bir toplumun yüzde onu, yirmisi okuma-yazma bilir, yüzde sekseni, doksanı bilmezse bu ayıptır. Bundan insan olanların utanması gerekir. Bu millet utanmak için yaratılmış bir millet değildir; övünmek için yaratılmış, tarihini övünçle doldurmuş bir millettir! Fakat, milletin yüzde sekseni okuma-yazma bilmiyorsa bu hata bizde değildir. Türk'ün karakterini anlamayarak kafasını birtakım zincirlerle saranlardadır. Artık geçmişin hatalarını kökünden temizlemek zamanındayız.

Hataları düzelteceğiz.Bu hataların düzeltilmesinde bütün vatandaşların çalışmasını isterim. En son bir yıl, iki yıl içinde bütün Türk toplumu yeni harfleri öğreneceklerdir. Milletimiz yazısıyla, kafasıyla bütün uygarlık âleminin yanında olduğunu gösterecektir.
1928 (Atatürk'ün M.A.D., s. 28)

Türk harflerinin kabulüyle hepimize, bu memleketin bütün vatanını seven yetişkin evlâtlarına önemli bir görev düşüyor. Bu görev, milletimizin toptan okuyup yazmak için gösterdiği istek ve aşka gerçekten hizmet ve yardım etmektir. Hepimiz, özel ve genel yaşamımızda karşılaştığımız
okuyup yazma bilmeyen erkek, kadın her vatandaşımıza öğretmek için can atmalıyız. Bu milletin yüzyıllardan beri çözümlenmeyen bir gereksinimini birkaç yıl içinde tam olarak sağlamak, yakın ufukta gözlerimizi kamaştıran bir başarı güneşidir. Hiçbir zaferin sevinçleriyle bir tutulamayan bu başarının heyecanı içindeyiz. Vatandaşlarımızı bilgisizlikten kurtaracak bir sade öğretmenliğin vicdanî zevki, varlığımızı doyurmuştur.
1928 (Atatürk'ün MA.D., s. 30)

Yeni harfler bizi çok uğraştırmalıdır. İnönü'ler, Sakarya, Dumlupınar'ın yakın günlerinde ne kadar dikkatli, ne kadar uyanık, aynı zamanda ne kadar ümit dolu olduğumuzu düşününüz; yeni harfler sorununda da o kadar dikkatli ve o kadar ümitli olmalıyız. Bu memleketin gerçekten mutlu olmasını kalpten arzu edenler, bunca başarılarına rağmen hâlâ bu milletin dilini ve yazısını ilkel kavimlerin işaretleri gibi görerek ona hiçbir önem vermek gereğini duymayanları gerçeğe getirmeli, yeni harflere ve bu harflerle oluşacak duruma bütün heyecanları, ümitleri ve dikkatleriyle önem vermeli ve uğraşmalıdırlar. Eğer bugün beynimizi demir çerçeve içinde bulunduran bu kıskacı parçalamazsak, bütün ihtilâl ve devrim başarılarının mutlu sonuçlarına rağmen parçalanırız. Kazandıklarımızla avunmayı ve özellikle gururlanmayı asla düşünmemeliyiz. Bundan sonra yapacaklarımızdan teselli nedeni aramalıyız.
1928 (Yeni Türk Yazısı ile İlk Kıraat, 1928 s. 7)

Türk harfleri, memleketin genel yaşamına tamamen uygulanmıştır. İlk güçlükler, milletin ülkü kuvveti ve uygarlığa olan sevgisi sayesinde kolaylıkla yenilmiştir.
1929 (Ayın Tarihi, Sayı : 68, 1929, s. 5024)


Türk Diline Verilen Önem

Kültür işlerimiz üzerine, ulusça gönüllerimizin titrediğini bilirsiniz. Bu işlerin başında da Türk tarihini doğru temelleri üstüne kurmak, öz Türk diline değeri olan genişliği vermek için candan çalışılmakta olduğunu söylemeliyim. Bu çalışmaların göz kamaştırıcı verimlere ereceğine şimdiden inanabilirsiniz.
1934 (Ayın Tarihi, Sayı: 12, 1934, s. 23)

Türk dilinin, kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için, bütün devlet örgütümüzün dikkatli, İlgili olmasını İsteriz.
1932 (Atatürk'ün S.D. I, s. 358)

Türk dili kaynakları üzerinde edindiğimiz bilgiler, umduğumuzdan daha verimli çıktı. Şimdi, yalnız ana dilimizin öz varlıklarını bilmekle kalmıyoruz; bunların çok eski bir uygarlığın ilk ana dili olduğunu da öğrendik.
(İbrahim Necmi Dilmen, Ulus gazetesi, 14.XI.1938, s. 3)


Milli Duygu Ve Dil

Millî duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, bilinçle işlensin.Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.
1930 (Sadrı Maksudi Arsal, Türk Dili İçin)

Millî Bilinç Ve Dil

Millî bilincin ayakta kalabilmesi ve uyanık bulunması için dil ve tarih uğrunda çalışmak zorunluğundayız.
(Enver Behnan Şapolyo, 1951 Olağanüstü Türk Dil Kurultayı, s. 53)


Türk Dilinin Zenginliği

Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felâketler içinde ahlâkını, geleneklerini, anılarını, çıkarlarını, kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.
1931 (Afetinan, Türk Dili Dergisi, Sayı : 182, 1966 s. 90)

Türk dili zengin, geniş bir dildir. Her kavramı ifadeye yeteneği vardır. Yalnız onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde işlemek gerekir.

Türk milletini ve Türk dilini, uygarlık tarihinin ve kültür dillerinin dışında görmenin ne yaman bir yanlış olduğunu bütün dünyaya göstereceğiz.
(İbrahim Necmi Dilmen, Ulus gazetesi, 14X1.1938, s. 3)

Milli Türk Talebe Birliği'ne verdiği cevaptan:

Dilimiz çok zengindir, güzeldir. Bunu ortaya çıkaracaklar sizin gibi duygusu derin, yorulmaz Türk gençleridir. Türkçemizi günün en ileri bilgi dili yapmak, değerli araştırmacılarımızdan beklenir. 1932 (Atatürk'ün R.Y.G.S., s.353)

Öyle istiyorum ki, Türk dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her dalda yazı yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli dilimizi kullansınlar. (Afetinan, Türk Dili Dergisi, Sayı: 182, 1966, s. 91)

Klâsik etimoloji'nin karışık görüşleri karşısında bizim teorimiz ve analiz yöntemimiz çok basit görünüyor. Fakat gerçek, öncesiz ve sonrasız gerçek, basittedir. Teorimizi bir dil yasası olarak bilim âlemine tanıttığımız gün, Türklük için şanlı bir zafer günü olacaktır.
(İbrahim Necmi Dilmen, Ulus gazetesi, 14.X1.1938, s. 3)

1936 yılında 3. Türk Dil Kurultayı'na gelen yabancı dil bilginlerini kabulü sırasında söylemiştir :
Dünya dil bilginlerinin Türk bilginleriyle beraber çalışmaları, dil biliminin şimdiye kadar çözümleyemediği birçok güçlüklerin çözümünü kolaylaştıracaktır. Bundan, büyük gerçekler de meydana çıkacaktır.
1936 (Ulus gazetesi, 25.8. 1936)


Türk Söz Dizimi

Türk söz dizimi (sentaks) hakkında söylemiştir:

Türk, konuşurken önce somut şeyi, sonra soyut anlam bildiren kelimeyi söyler. "Ahmet geldi" der, çünkü Ahmet somut varlığı, geldi soyut anlamı ifade eder. Türkün doğal söz dizimi budur. Bunu ancak heyecan, korku, şaşkınlık gibi durumlar bozabilir.
1935 (Abdülkadir İnan, Atatürk ve Devrik Cümle, Türk Yurdu Dergisi, Sayı: 286, 1960)


Türk Dilinin Özleşmesi

Daha çocukken, dersler, kitaplar arasında yuvarlanırken hissederdim ki bu dilin bir şeye gereksinimi var. O gereksinimin ne olduğunu, nasıl elde edileceğini bilmezdim. Fakat kesinlikle bir şey gerektiğini duyardım.
1928 (İbrahim Necmi Dilmen, Cumhuriyet gazetesi, 10X1.1941)

En iyi savunma yöntemi, saldırıdır. Şu halde dil alanında türemiş yabancılıklara saldıralım; ağacı bir defa silkeleyelim : Görelim, hangi çürükler düşecek; kalan sağlamlar bakalım ne kadardır? Dökülmeyenler, özleri ve arınmışları bulununcaya kadar biraz daha işe yarayabilir; geçici olarak!...
(Ruşen Eşref Onaydın, Atatürk T. ve D.K.H., s. 64)

Yeni Türkçe kelimeler teklif edebiliriz. Bu yönde ısrarla çalışmalıyız. Fakat, Türk dilinin yapısını zorlamak olmaz. Bu yapı sorununu Türk dilinin olgunlaşma seyrine bırakmalıyız. Birkaç gün önce Ahmet Cevat Bey*'e söyledim: Ketebe, yektübü Arab'ındır; kâtip, kitap, mektup Türk'ündür.
(Abdülkadir İnan, Atatürk Devrine Ait Bir Hatıra,Türk Kültürü Dergisi, Sayı: 85, 1969, s. 21)

Türk dilinin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi için her yayın aracından faydalanmalıyız. Her aydın, hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat edebilmeli; konuşma dilimizi ise ahenkli, güzel bir hale getirmeliyiz.
1938 (Afetinan, Atatürk ve Dil Bayramı, Atatürk'e Saygı, T.D.K. s. 54)

Dil işimizde henüz bir oturmuşluğa varamadık; daha çok ve pek çok çalışmak gerekir.
1938 (Afetinan, Atatürk Hakkında H.B., s. 222)


Yeni Sözcükler Hakkında

Onları ortaya atmak gerekir. Millî zevkimiz hangisinden hoşlanır ve onu kullanırsa, o zaman sözlüğümüze koyalım.
(Afetinan, Atatürk Hakkında H.B., s. 213)

Arapça bilim terimleri hakkında

Söz konusu terimler, uluslararası bilim alanında kolaylıkla ilerlememize engeldir! Bilim terimleri o şekilde yapılmalı ki, anlamları ancak istenilen şeyi ifade edebilsin.
(Âkil Muhtar Özden, Atatürk'e ait Bilinmeyen Hatıralar, Yeni Mecmua, Sayı : 21, 1939)


Yabancı Terimlerin Türkçeleştirilmesi

Dil Kurumu en güzel ve verimli bir iş olarak türlü bilimlere ait Türkçe terimleri belirlemiş ve bu şekilde dilimiz, yabancı dillerin etkisinden kurtulma yolunda esaslı adımını atmıştır. 1938 (Atatürk'ün S.D.l, s.395)

Bu yıl okullarımızda öğretimin Türkçe terimlerle yazılmış kitaplarla başlamış olmasını, kültür yaşamımız için önemli bir olay olarak belirtmek isterim.
1938 (Atatürk'ün S.D.l, s.395)



Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri

Prof. Dr. Utkan KOCATÜRK


Alıntıdr..
 
jean marcel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-26-2013   #2
belediyeci
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 79
User ID: 1297
Tecrübe Puanı: 1301361
Reputation: 13013541
belediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üye
Standart

Harf ve dil devrimi başta olmak üzere Devrimler konusunda bir/iki alıntı da biz yapalım dedik.

HARF DEVRİMİ FACİASI

Yok yok heyecanlanmayın!

Savcılar da el ovuşturmasın!

Devrim kanunlarına konu olan harf devriminden bahsedecek değilim. Harf devrimi deyince hemen aklımıza 1928 tarihinde Atatürk’ün yapmış olduğu harf devrimi gelmektedir. Aslında o bir ilk değildir. Başka harf devrimleri de vardır. Bunlardan birini ele alacağım. Bu devrimden 14 yıl önce yapılmış olan ve facialara sebep olan bir harf devrimi…

Yıl 1914… İttihat ve Terakki iktidarının Osmanlı Devletine tam hakim olduğu bir yıl. Birinci dünya savaşının ayak sesleri duyuluyor. İktidar içinde de bir tartışma vardır:

“Osmanlı’nın kullanmakta olduğu İslam Alfabesi’nin değiştirilmesi…”



Çeşitli görüşler vardır. Direkt latin alfabesine geçilmesi gerektiğini savunanların yanında, kullanılmakta olan alfabenin ıslah edilmesi ve Latin alfabesine geçiş için ara bir alfabenin uygulanmasını savunanlar…

İkinci görüş ağır basmış olmalı ki, esaslı bir hazırlık bile yapılmadan tüm kamu kuruluşlarına ve orduya bir genelgeyle harf devriminin yapıldığı, yeni alfabe ve yazım kurallarının şöyle şöyle olacağı ve aksine hareket edenlerin şu kadar cezaya çarptırılacağı emredildi. Emredilen yeni alfabe şu yenilikleri getiriyordu:
Alfabede öteden beri kullanılmakta olan harfler kullanılmaya devam edilecek. Ancak hareke kullanılmayacaktır. Bunun yerine e sesi vermek için elif, i sesi vermek için y ve ü sesi vermek için vav kullanılacaktır. Harfler hiçbir şekilde birleştirilmeyecektir. Her harf müstakil olarak yazılacaktır. Tıpkı latin harfleri ile yazar gibi…

Bir anda her şey karmakarışık oldu. Kamu kuruluşlarındaki curcunayı bir tarafa bırakalım. Harıl harıl savaşa hazırlanan orduda tam bir karmaşa yaşanmaya başladı. Çünkü, istihbarat raporlarından tutun da, iaşe emirlerine kadar, günlük harekat emirlerinden tutun da, hukuk metinlerine kadar her şey bu esasa göre yazılacaktı. Eski yazı şekli zinhar kullanılmayacaktı.

Doğuda 3.Ordu’da görev yapan Yarbay Şerif (İlden) Bey’in de hatıralarında yazdığı gibi, yeni alfabeyle yazılmış bir sayfalık bir metini çözmek ve anlayabilmek için ciltlerce metin yazmak ve çalışmak gerekiyordu. Bu da saatleri hatta günleri alıyordu.

Bir istihbarat raporu almışsınız ve bu çok acildir. Ne yazdığını anlayabilmek ve hemen gereğini yazışmalara geçirmek icap ediyor. Ama bunu çözmek bile saatler alıyor. Belki diğer yazışmalarda vakit kaybı önemli olmayabilir ama, bu günün diliyle “İvedi” “Çok İvedi” “Yıldırım” “Harekat Yıldırım” işaretini taşıyan acil yazışmalarda büyük faciaların doğmasına sebep olmuştur. Çünkü istihbarat bir ordunun olmazsa olmazıdır. İstihbaratı yavaşlatıcı hareketler ise facialara sebep olabilir. Hele ki fiilen bir savaş söz konusu ise…

İşte facialardan bazıları:

Birinci dünya savaşlarının ilk muharebeleri Ruslara karşı Erzurum Köprüköy ve Azap muharebeleridir. Kasım ve Aralık 1914 de bu muharebelerde ordumuz galip gelmiştir, Ruslar püskürtülmek üzeredir. İstihbaratın yavaşlamış veya kesilmiş olması sebebiyle hezimete uğradığımız zannedilmiş ve gece tipide geri çekilme emri verilmiştir. Tipi sebebiyle yollarını kaybeden askerlerimiz firari muamelesi görmüş ve bir çoğu kurşuna dizilerek cezalandırılmıştır. Kazandığımız muharebeler kaybedilmiştir.

Aynı anlarda Rus Çarı kendi askerlerine moral vermek için bu cepheyi ziyarete gelmektedir. Geliş esnasında geceleyin bölgede bulunan müfrezelerimizin avucuna düştüğü halde, neyin ne olduğu anlaşılamadığından elini kolunu sallaya sallaya yoluna devam etmesine müsaade edilmiş oldu. Halbuki ele geçirilseydi, belki 1.Dünya savaşının kaderi bile değişebilirdi.

Sarıkamış Harekatı’nda tüm olumsuz şartlara rağmen Enver Paşa’nın verdiği emir gereği, düşmanın arkasını çevirmek için dağları aşmaya çalışan birliklerimiz, istihbarat zayıflığı sebebiyle birbirleriyle savaşa tutuşmuşlardır. 4 saat süren çarpışma neticesinde binlerce askerimiz şehit olmuştur.

Yine istihbarat eksikliğinden dolayı, o tarihteki Erzurum yakınlarında bulunan Rus birliklerinin gerçek sayısı anlaşılamamıştır. Rusların bu bölgedeki birliklerinin daha kalabalık ve silah olarak da daha güçlü olduğu zannedilmiştir. Doğru istihbarat bilgileri alınabilseydi, belki de Sarıkamış Harekatı’na lüzum görülmez, cepheden taarruzla Rus ordusu mağlup edilebilirdi. Ya da bu taarruz birkaç ay geciktirilerek, 80-90 bin askerimizin donarak şehit olmasıyla sonuçlanan o büyük facia ordumuza yaşatılmazdı.

Neyse ki bu hevesten vazgeçilmiş, kısa süre sonra sebep olduğu facialar görülmüş, alfabe yeniden eski şekline getirilmiş yanlışlık bu şekilde düzeltilmiştir.
Okuduğunuz gibi 1928 tarihli Harf Devrimi’ne hiç dokunmadım. O tarihten önce İttihatçıların lideri Enver Paşa tarafından, ham bir hevesle orduya cebren uygulatmaya kalkışılan altyapısız bir harf devriminin sebep olduğu facialardan sadece bir iki tanesini hatırlattım.

Altyapısı oluşturulmadan girişilecek her bir yeniliğin benzer facialara sebep olacağını hiç unutmamak gerekir. Her zaman emir demiri kesemeyebilir. Hazırlık ve zamanlama çok önemlidir.

Ekrem Şama

...................................

'Devrimler yanlışlık getirir' mi dediniz?


Can Ataklı, 'Devrimler bir takım yanlışları beraberinde getirir' deyince Davut Şahin de devrimleri ve etkilerini sıraladı. İşte şapkadan harf devrimine, devrimler ve etkileri...

Habertürk’te izledim, gazeteci-yazar Can Ataklı, refiki Ahmet Tezcan’a hitaben şöyle diyor:

“Devrimler bir takım yanlışları beraberinde getirir.”

Dikkat buyurun, “getirdi” demiyor “getirir” diyor.


Konu malum: “Referandum.”

Ama tartışma, tarihi noktalara kayınca Ataklı heyecana geliyor ve galiba doğruları istem dışı dile getiriyor.

*

Peki “devrimler” hangi “yanlışları” beraberinde getirdi?

Misal alalım “harf devrimi”ni:

“Cumhuriyet devrimlerinin ben her zaman söylüyorum –en acıtanı- harf devrimidir. Çünkü dinlerin yazıyla müthiş bir ilişkisi vardır. Dil ile değil ama yazıyla müthiş bir ilişkisi vardır. Mesela Karamanlı Rumlar, Ortodoks Hıristiyan ve Türk dillilerdir. Yani kilisede bile Türkçe ibadet ediyorlar, yazmaya geldiklerinde mutlaka Yunan alfabesini kullanıyorlar.”

Bu sözler bana değil, Prof. Dr. Mete Tunçay’a ait…


Gelelim “Hilafetin kaldırılması”na:

“…Cumhuriyet devrimleri halkın çoğunun benimsemediği devrimlerdi. Hilafet kaldırılacağı zaman bir kamuoyu yoklaması yapılsaydı, cevap muhtemelen ‘Hilafet kaldırılmasın’ çıkardı. Düşünün… Türkiye’nin baş tarihçisi olan Enver Ziya Karal, Galatasaray’da talebeyken, Hilafet kaldırılınca talebelerin yemek boykotu yaptığını anlattı. Türkiye’nin en aydınlanmış kesimi bile hilafetin kaldırılmasına ‘hayır’ diyor.” Bu sözler de Prof. Tunçay’a ait… (29.05.2010, Radikal)

Yine aynı Tunçay, Şapka Devrimi için şöyle diyor:

“Şapka Hıristiyanlık’ın sembolü olarak algılandığı için can acıtıcıydı. Harf Devrimi isi en radikaliydi.” (Mustafa belgeseli için hazırladığı rapordan)

Ya bu sözlere ne demeli:

“Şapka kanunu bu dönemde girişilen devrimlerin ilki ve en gözalıcısı olmakla beraber, aynı zamanda en beyhude, en anlamsız ve en sathisi idi.” (Halide Edip Adıvar, Dictatorship and Reforms in Turkey, Güz Sayısı-1929)

*

“Şapka Devrimi” denince İskilipli Atıf Hoca’yı hatırlamamak mümkün mü. Devrimden bir buçuk sene önce yayınladığı “Frenk Mukallitliği ve Şapka” isimli kitabından dolayı tutuklanmış (26 Aralık 1925), Giresun İstiklal Mahkemesi’ne sevk edilmişti. Mahkeme takipsizlik verdi. Ancak Atıf Hoca İstanbul’a döndü ve tekrar tutuklandı. Ankara’ya sevk edildi. İsnat edilen suç, “Halkı kanunlara karşı kışkırtmak”tı. Oysa Hoca, şapka aleyhine hiçbir gösteriye katılmamıştı. Ankara İstiklal Mahkemesi Savcısı, Hoca için 3 yıl hapis cezası istiyordu. Fakat mahkeme iki gün içinde idam cezası verdi. Atıf Hoca savunma yapmaya gerek görülmeden 4 Şubat 1926 sabahı hüküm infaz edildi. Atıf Hoca’nın son sözü, “Mahkeme-i Kübra’da hesaplaşırız” oldu.

*

Görülüyor ki, bizde devrimler “yanlışlıkları” beraberinde getirmiş, kurbanlar verilmiş.

Devrimlerin “yanlışlıklarını” geçiştiremezsiniz.

Çünkü, bu hataların telafisi yok.

Gerçekte Devrim, “Belli bir alanda, hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik” olarak tarif edilir. (Türk Dil Kurumu sözlüğünden)

Ama Cumhuriyeti kuranlar bu “nitelik” kavramını pek dikkate almamış ve realitede çok sağlıklı bir sistem ortaya çıkarmamış.

İşte bir açıkoturumda söylenen sözün, bize hatırlattıkları.

Davut Şahin
 

Konu belediyeci tarafından (08-26-2013 Saat 12:06 ) değiştirilmiştir..
belediyeci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-27-2013   #3
jean marcel
 
jean marcel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 999
User ID: 1953
Tecrübe Puanı: 71265251
Reputation: 712652441
jean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üye
Standart

Teşekkür ederim sevgili belediyeci,

Osmanı tarihi on bin yıllık Anadolu tarihinin bir parçası.O dönemde de insanlar arayış içerisinde olmuşlar.Atatürk hemen Cumhuriyete geçti.Ama Osmanlı Meşrutiyeti denemişti.İnsan hayatını ilgilendiren her konuda Osmanlı döneminde de insanlar arayış içinde idi.Doğal olanda bu.

Bu arayışlardan biri harf arayışıdır.Maalesef tarihimiz boyunca dilimize uygun bir alfabe geliştiremedik.Osmanlı döneminde kullanılan alfabe ise kullanışlı değildi.O kadar değildi ki Enver Paşa'ya hem de savaş zamanı o kararı aldırmıştı.Yoksa Enver Paşa deli değildi.Savaşı kaybetmeyi de hiç bir zaman düşünmedi.

Sonuçta yazı devriminin bir ihtiyaç olduğu hatta biyük bir ihtiyaç olduğu savaş sırasında da iyice anlaşıldı.

Zaten Atatürk'ün yaptığı her şey de bu gereklilik görülür.

Büyük Önder'i bir kere daha saygı ile anıyorum.

 

Konu jean marcel tarafından (08-27-2013 Saat 01:31 ) değiştirilmiştir..
jean marcel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-27-2013   #4
belediyeci
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 79
User ID: 1297
Tecrübe Puanı: 1301361
Reputation: 13013541
belediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üye
Standart

OKUMAK VE ANLAMAK

Bakmak ile görmek farklı şeyler olduğu gibi okumak ile okuduğunu anlamak da farklı şeylerdir.

bu girişten sonra konuya dönersek;

İT yani İttihat ve Terakki içinde yer alanların özellikle de subayların hemen hepsi batılılaşmak uğruna osmanlıda ve geçmişte uygulanan din, dil, yazı ve kanunlara karşı çıkmak yönünden bir takım girişimlerde bulunmuşlardır.

İT çilerin Arap harflerinden güya bizim dilimizin harfleri değildir ve yabancıdır deyip vazgeçip, yine bizim dilimizle ilgisi olmayan bir başka yabancı dilin yani latincenin harflerini almaya kalkmaları dil konusunda arayış içinde olmak değil, bilakis batı ülkeleri karşısında içinde bulundukları aşağılık kompleksi sebebiyledir.

Enver paşanın yapamadığını Mustafa Kemal yaptı demek bu açıdan bakılınca başarı sayılmadığı gibi, latin harflere geçme düşüncesini İT çilerin önceden düşünmüş olmaları nedeniyle de;

Enver paşanın diğer bazı konularda olduğu gibi dil değişimi konusunda da Mustafa Kemale öncülük yapmış olması sevinilecek bir husus mudur, dövünülecek bir husus mudur tartışmalıdır.

Yazı dilini değiştirmenin asıl gayesi gelişmek, modernleşmek değil, Osmanlı Türk milletini Dininden koparmak olmasına rağmen, bu talep milletin vicdanında yeterli karşılığı bulmadığı için tek parti iktidarı baskısı ile yazı dili zaman içinde değiştirilse bile, dilin dine olan etkisi tam olarak karşılık bulmamıştır, yani millet İslam dininden koparılamamıştır.



“Cumhuriyet devrimlerinin ben her zaman söylüyorum –en acıtanı- harf devrimidir. Çünkü dinlerin yazıyla müthiş bir ilişkisi vardır. Dil ile değil ama yazıyla müthiş bir ilişkisi vardır. Mesela Karamanlı Rumlar, Ortodoks Hıristiyan ve Türk dillilerdir. Yani kilisede bile Türkçe ibadet ediyorlar, yazmaya geldiklerinde mutlaka Yunan alfabesini kullanıyorlar.”



Dilden, özellikle yazı dilinden vazgeçilmemesi üzerine Prof. Dr. Mete Tunçay ın yukarıda verdiği örnek olaydaki can alıcı noktayı kaçırmadan, okumak ile okuduğunu anlamanın farklı şeyler olduğuna bir kez daha dikkat çekiyorum
.
 
belediyeci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-27-2013   #5
jean marcel
 
jean marcel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 999
User ID: 1953
Tecrübe Puanı: 71265251
Reputation: 712652441
jean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üye
Standart

İlgin için tekrar teşekkür ederim sevgili belediyeci,

Ha.İsa Yahudi'dir ama Yahudiler Ha. İsa'ya inanmaz.İman bam başka bir şeydir.Bunu harflere ya da başka her hangi bir şeye indirgemek bana göre dine yapılacak en büyük kötülüktür.

Maalesef bizde yapılan bu!

Oysa belki bir on yıl sonra teknoloji öyle değişecek ki belki harflere dahi gerek duyulmayacak.Bütün İslam dünyasını bin yıl önceye götürüp bıraksak bile dünyanın kalan kısmı ilerlemeye devam edecek.

Harf devrimi büyük bir devrimdir.Ancak biraz önce belirttiğim gibi insanlık daha ne devrimler yapacaktır.

Selam ve sevgiler..
 
jean marcel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-27-2013   #6
belediyeci
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 79
User ID: 1297
Tecrübe Puanı: 1301361
Reputation: 13013541
belediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üye
Standart

SANA GÖRE BANA GÖRE

İş yine dönüp dolaşıp sana göre böyle, bana göre böyle olayına getiriliyor.

Bu ülkenin insanlarının çoğunluğu bu işe ne diyor, milletin iradesi ne yönde oluşmuş buna bakan çeken yok.

Cumhuriyet, Demokrasi, Halk iradesi, sandık, seçim hep tabir caiz ise bir hile aracı olmuş.

Alakasız kişiler alakasız işleri bile halk böyle istiyor diye yapabiliyor bu ülkede.

İş halka sorma işine geldi mi SANDIK HER ŞEY DEĞİLDİR argümanına sığınılıyor.

Devrimlerde böyle görülüyor maalesef.

Birileri çıkıp hezeyanlar içinde türk halkı devrimleri özümsemiştir diye nutuk atabiliyor.

Hadi bir de halka soralım dedin mi . Orada yoklar.



İsterseniz bu konuda sözü Halide Edip Adıvar a bırakalım o konuşsun:

“Şapka kanunu bu dönemde girişilen devrimlerin ilki ve en gözalıcısı olmakla beraber, aynı zamanda en beyhude, en anlamsız ve en sathisi idi.” (Halide Edip Adıvar, Dictatorship and Reforms in Turkey, Güz Sayısı-1929)


Gelelim milletçe çok büyük memnuniyet(!) duyduğumuz hilafetin kaldırılmasına:


Bu konuda da Prof. Dr. Mete Tunçay’a sözü bırakalım isterseniz:

“…Cumhuriyet devrimleri halkın çoğunun benimsemediği devrimlerdi. Hilafet kaldırılacağı zaman bir kamuoyu yoklaması yapılsaydı, cevap muhtemelen ‘Hilafet kaldırılmasın’ çıkardı. Düşünün… Türkiye’nin baş tarihçisi olan Enver Ziya Karal, Galatasaray’da talebeyken, Hilafet kaldırılınca talebelerin yemek boykotu yaptığını anlattı. Türkiye’nin en aydınlanmış kesimi bile hilafetin kaldırılmasına ‘hayır’ diyor.” (29.05.2010, Radikal)
 
belediyeci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-28-2013   #7
jean marcel
 
jean marcel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 999
User ID: 1953
Tecrübe Puanı: 71265251
Reputation: 712652441
jean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üye
Standart

Sevgili belediyeci,

Türk tarihinde her değişim sorunlu olmuştur.Değişimi kaçınılmaz görüp harekete geçen herkese karşı konulnuştur.Osamnlı döneminde padişahlar öldürüldü.Yüzlerce sadrazam günümüz anlamında başbakan öldürüldü.

Türk tarihinde değişime karşı duran güçler var.Bunlar her zaman vardılar.Yine olacaklar.Batı ülkelerinde dahi var.Fransa'da Cumhuriyet beş defa kuruldu.Hala Fransa'da krallık taraftarı olanlar var.Kutsal Roma-Germen İmparatorluğunu kurmak isteyenler var.

Türkiye'de haydi haydi olacak.İslam ülkelerinde hemen herkes bir asrı saadet özlemi ile yanıp tutuşturulur.Hiç belli olmaz bir bakmışsınız ki Türkiye'de saltanat ve hilafet yeniden ilan edilir.İnsanlar yine Osmanlı döneminde olduğu gibi giyinir.Olabilir mi?Olabilir?Çok kısa bir süre sonra eskiden olduğu gibi kölelik,cariyelik serbest olur İnsan Pazarları yeniden kurulur.Hatta kısa bir süre sonra tıpkı eskiden olduğu gibi İlayı Kelimetullah iüğruna Türk ordusu büyük fetihlere çıkar.

Bunların hepsi olabilir.Çünkü demokrasi devrindeyiz.BakınTürkiye'de on yılda neler oldu?

Hatta ben şunu öneriyorum.Kılığınızı kıyafetinizi kendiniz değiştirin.Kullandığınız yazıyı da değiştirin.Niye hala sarık takmıyorsunuz mesela.Medeniyet Yuları kravatı öyle bir benimsediler ki İranlılar kadar onurlu olamadılar.Arap harflerini niye hala kullanmıyorsunuz*Tutan mı var?

Yok?

Memleketin her şeyi satıldı kimse sesini çıkarmadı pazarlarda köle cariye satılınca mı ses çıkaracaklar?

Açıkça söylüyorum.Ben şu veya bu görüş adına değil İnsanlık adına İlericiyim.Yine açıkça söylüyorum Türkiye başta olmak üzere hiç bir İslam ülkesinin ilerlemesine izin vermeyeceklerdir.Asla Be Kat'a!

Hatta saltanat ve hilafetin neden bu kadar geciktirildiğine şaşırıyorum.

Selam ve sevgiler..
 
jean marcel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-28-2013   #8
belediyeci
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 79
User ID: 1297
Tecrübe Puanı: 1301361
Reputation: 13013541
belediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üyebelediyeci Süper Üye
Standart

DEĞİŞİM DÖNÜŞÜM

Tarih boyunca milletlerin değişimi dönüşümü bozulmanın oranına göre sorunlu olmuştur demek daha doğru olur.

Bozulmanın arttığı dönemlerde ortaya çıkan değişim istekleri bozulmadan kar elde etmek isteyen taraflar tarafından zamanında karşılanmaz ise elbette iş padişahlara vezirlere kadar uzanır.

Ama bir avuç elit tabakanın kendini bütünüyle halkın yerine koyup, kendi isteklerini güya halkın tamamı istiyormuş gib göstermeleri ile başlatmaya çalıştıkları değişimler daha da sorunlu olmuştur diyebiliriz.

Bu dün de böyleydi bu gün de . Örneği en son 1960 da yaşandı bu ülkede.

Türk tarihinde değişime karşı duran güçler var diyip işin işinden sıyrılıp çıkma olmaz.

Kimin hangi niyetle hangi düşünceleri değişim diye topluma dayatmaya çalıştıklarını ortaya koyduktan sonra bunların gerçekten halkın istediği değişimler olup olmadığına bakmak gerek.

Türkiye'de saltanat bir tarafa şeriat ve hilafet isteyenlere karşı yumuşak tutumunuz hayli şaşırttı diyebilirim.

İslam ülkelerinde ve Türkiye de İslamı hiç bir menfaat ile ilişkilendirmeden asli haliyle yaşamak ve yaşatmak isteyen herkesin bir asrı saadet özlemi ile yanıp tutuştuğu bir gerçektir.

Samimi olanların yanında türlü menfaatler için islamı isteyenlerin istekleri gerçekleşebilir mi.

Dediğin gibi, hiç belli olmaz. Bir bakmışsınız Türkiye'de saltanat ve hilafet yeniden ilan edilivermiş.

Ama hilafet gelse de hiç korkmayın, insanlar yine Osmanlı döneminde olduğu gibi giyinmezler.

Hele hele eskiden olduğu gibi kölelik,cariyelik asla serbest falan olup, İnsan Pazarları falan da kurulmaz.

Çünkü İslam bizatihi köleliği ortadan kaldıracak direkt ve dolaylı tedbirleri almıştır. Yeter ki hakkıyla uygulansın.

Eskiden olduğu gibi İlayı Kelimetullah uğruna da Türk ordusu büyük fetihlere çıkarmı?
Zor bir ihtimal. Bu saatten sonra saldırı olursa ancak savaşılır artık.

Bunların hepsi her an olabilir.
Çünkü demokrasi devrindeyiz.
Hayali güzel olduğu gibi, İronisi bile güzel.

Türkiye'de son on yılda olanların İslam ile ilişkilendirilmesi çok yanlış.

son on yılda olanların ilişkisinin yanlış olduğu gibi önermeleriniz de çok yanlış.

21 yüzyılda ve dediğiniz gibi demokrasi(!) devrinde isek, hala insanların kılık kıyafeti ile ve kullandıkları yazı ve konuştukları dili zorla belirleme hakkının olduğunu savunmak demokrasi ve insan hakları ile bağdaşmadığını artık herkes(!) kabul ediyor maalesef.

Son paragrafınız kendi içinde tümden tutarsızlıklarla dolu.

Yanlış anlaımyor isem onurlu olarak kabul ettiğiniz iranlılar korktuğunuz veya korkutulduğunuz sarğı da takıyorlar, Arap harflerini de kullanıyorlar.

Biz de ihtiyaç olduğu yerlerde kullansak kıyamet mi kopar?

Açıkça söylüyorum. Ben de şu veya bu görüş adına değil İslam adına İlericiyim.

Yine açıkça söylüyorum ki; Türkiye başta olmak üzere hiç bir İslam ülkesinin ilerlemesine izin vermeyecek olanların bir hesabı varsa, ALLAH(cc) ın da bir hesabı vardır ve geçerli olan tek hesap O'nun hesabıdır.
 
belediyeci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-28-2013   #9
jean marcel
 
jean marcel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 999
User ID: 1953
Tecrübe Puanı: 71265251
Reputation: 712652441
jean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üyejean marcel Süper Üye
Standart

Sevgili belediyeci,

Lütfen, Arap harflerini kullanın.Lütfen, sarık takın.Lütfen İslami kıyafet ne ise öyle giyinin.İranlı müslümanları takdir ediyorum.Boyunlarına medeniyet yuları takmıyorlar.Bizimkiler ise çıkarmıyor.Böyle müslümanlık olmaz.Bütün İslam ülkelerinde namaz vakitleri camiler dolu bizde İSE her yer bomboş cami dolu.Böyle müslümanlık olmaz.

Arap harflerini kullanın,sarık takın ve lütfen şu camilerde ibadet edin.

Merak etmeyin kimse size karışmaz.
 
jean marcel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-28-2013   #10
Son_Silahsor
 
Son_Silahsor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2013
Mesajlar: 333
User ID: 22097
Tecrübe Puanı: 214748370
Reputation: 2147483647
Son_Silahsor Süper ÜyeSon_Silahsor Süper ÜyeSon_Silahsor Süper ÜyeSon_Silahsor Süper ÜyeSon_Silahsor Süper ÜyeSon_Silahsor Süper ÜyeSon_Silahsor Süper ÜyeSon_Silahsor Süper ÜyeSon_Silahsor Süper ÜyeSon_Silahsor Süper ÜyeSon_Silahsor Süper Üye
Standart

Alıntı:
...Çünkü İslam bizatihi köleliği ortadan kaldıracak direkt ve dolaylı tedbirleri almıştır...
kısmından sonra okumayı bıraktım.
 
__________________
Ya hep ya hiç...
Son_Silahsor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
atatürk devrimleri, harf ve dil devrimi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Aykut Kansu - 1908 Devrimi seyyarkitapçı Tarih Kitapları 21 02-20-2015 00:42
Christopher Hill – 1640 İngiliz Devrimi börklücemustafa Tarih Kitapları 18 06-21-2014 17:28


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:01.

Forumumuz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan, yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, forum yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, ekyasal@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.