Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar

Eski Kitaplarım - Eskiden günümüze kitaplar (http://www.eskikitaplarim.com/index.php)
-   TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları (http://www.eskikitaplarim.com/forumdisplay.php?f=607)
-   -   Carl Sagan - Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı (http://www.eskikitaplarim.com/showthread.php?t=37331)

Lentus 07-13-2014 03:16

Carl Sagan - Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı
 
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
Tübitak Yayınları
Sayfa Sayısı: 377
Çeviren: Miyase Göktepeli
Format: PDF


Pek az sayıda bilim adamı, bilimin merak, heyecan ve çoşkusunu geniş kitleleri aktarmada Carl Sagan kadar başarılı olabilmiştir. Pulitzer Ödülüne sahip Saganın milyonların düş gücünü yakalamaya ve zor kavramları anlaşılır bir biçimde aktarabilme yetisi okurlar açısından gerçek bir kazanımdır. Akıldışılığın ve batıl inançların egemen olacağı yeni bir Karanlık Çağın eşiğinde olup olmadığımız sorusu Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığının çıkış noktası. Kitapta bir yandan bilimsel çalışmalara neden kara çalındığı sorgulanırken, bir yandan da uzaylılarca kaçırılma, "bağlantı kurma" ve şifacılık gibi konuların iç yüzü gözler önüne seriliyor. Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı, Saganın bilimle bir ömür süren gönül ilişkisinin bir bildirgesi sayılabilir.

Yazar Hakkında

Dr. Carl Sagan, bir süre önce Ulusal Bilimler Akademisi'nin en önemli ödülü olan Toplumsal Refah Madalyası'na layık görülmüştü: ". . . Sagan, bilimin toplumsal refah yolunda uygulanması adına seçkin katkılar yapmıştır. . . Hiç kimse bilimin merak, heyecan ve coşkusunu geniş kitlelere aktarmada Carl Sagan ve az sayıda diğer bilim adamı kadar büyük başarı göstermemiştir. Sagan'ın milyonların düş gücünü yakalama ve zor kavramları anlaşılır terimlerle açıklama yetisi çok parlak bir kazanımdır."

Pulitzer Ödüllü Dr. Sagan, İngilizce olarak basılmış bilim kitapları arasında en geniş okuyucu kitlesine ulaşmış Kozmos da dahil olmak üzere, en çok satan kitaplar listesinde yer almış birçok kitaba imza attı. Televizyon dizisi olarak da yayımlanan, Emmy ve Peabody Ödülü alan Kozmos, o güne kadarki televizyon yayımcılığı tarihinde en çok izleyici bulmuş dizi oldu ve bugüne değin 60 ülkeden 500 milyon insan tarafından izlendi. Cornell Üniversitesi'nde Gökbilimi ve Uzay Bilimleri David Duncan Profesörü; Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü, Jet İtiş Laboratuvarı'nda Seçkin Konuk Bilim Adamı ve kendisinin de kurucularından olduğu, dünyanın en büyük uzay araştırmaları grubu Gezegen Araştırmaları Derneği'nin başkanı olarak görev yapıyordu.

Dr. Sagan, başlangıcından bu yana Amerikan uzay programında ve gezegenlere ilişkin birçok gizemin çözülmesinde önemli rol oynamış isimlerden biri olmuştu.

Amerikan Fizik Öğretmenleri Derneği, Oersted Madalyası'nı verirken kendisinden şöyle söz etmişti: "Carl Sagan . . . halkın ilgisini silahlanma yarışı, nükleer silahların yaygınlaşması ve sera etkisi, ozon tabakası gibi çevreyle ilgili bilimsel içerikli önemli ulusal siyasi konulara çekmede bilim adamlarının sorumluluğunu vurguladı. Karşıt görüştekilere karşı her zaman düşünceli bir yaklaşım benimsedi; bir tartışmacı olarak entelektüel ve ahlaklı bir düzey yerleştirmeye çalıştı; halkın bu önemli konulardaki bilincini büyük ölçüde geliştirdi. . .

Fizik öğretimine yapılmış büyük katkıların karşılığı olan Oersted Madalyası AFÖD'nin bir bireye verebileceği en büyük onur ödülüdür. Kelimenin en geniş ve derin anlamıyla iletişim ve öğretim ustası olan Carl Sagan bu ödülü onurlandırıyor."

Kanada'nın Queens Üniversitesi, Dr. Sagan'a yirmi ikinci onur derecesini sunarken şu yorumda bulunmuştu: "Carl Sagan hayranlık uyandıracak denli yetenekli bir gökbilimci ve yaşayan en iyi yazınsal üsluba sahip bilim yazarıdır. . . Okuyucular olarak, zekâmıza ve ilgimize olan kesin güvenini, aydınlatıcı bakışını ve hoş nükteciliğini takdirle karşılıyoruz. Bir bilimciler topluluğu olarak. . . yaşamının özüne yerleştirip öğrettiği ikiz düşünceler peşindeki amansız takibine hayranlık duyuyoruz. Ona göre: 'Bilim asla tamamlanmamıştır' ve 'Dünyamızı sorularımızın cesareti ve yanıtlarımızın derinliğiyle önemli kılarız.' "


NOT: Tarama bana ait değildir,tarayan kişiye teşekkürlerimi sunarım.Keyifli okumalar dilerim.

[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]



[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]




cheso 07-13-2014 04:07

emeğinize teşekkür ederim

dabbex30 07-13-2014 10:23

teşekkürler Lentus...

odisa 07-14-2014 13:11

Çok teşekkürler...

alpdeniz 07-14-2014 14:34

Teşekkürler.

Maxwell ve İnekler bölümünü her defasında zevkle okurum.

Keşke tıpkıçekim olsaydı

halturin 07-14-2014 19:46

çok teşekkürler değerli Lentus, önemli bir eksiği giderdiniz.

Mandos 09-29-2014 17:43

Lise dönemlerinde 14-15 yıl önce okuduğum içimi cız ettiren Carl Sagan kitabı. Elini attığı her konuyu tane tane insanı coşkuya kaptırarak anlatabilen daha önemlisi öğretebilen büyük bir bilim adamı Carl Sagan. İçimi cız ettiren dedim ya, o dönem nerden bileceğim sahte bilimi ve bu saçmalalıkların esas bilimden çok çok daha fazla olarak insanlara aktarıldığını. Hele bir de şimdi bakalım; tv'leri görüyoruz işte, astronomiyle ilgili bir konu mu tartışılacak, ne lazım fizikçiye, astroma çağır iki tane astrolog, çağır şifre azmanı Çelakıl'ı oldu bitti.
Bu kitabı okuduktan sonra içim cız etmişti, umutsuzluğa düşmüştüm. Carl Sagan'ın diğer kitaplarındaki gibi umutlu bir gelecek çizmiyordu (ya da ben öyle algıladım diyeyim.). Bu kitabı okuyan ve ye okuyacak olanlara Alan Woods ve Tad Grant'in Aklın İsyanı kitabını öneririm. Bilimin kendisinin de bir nevi sahte bilime dönüşümünü oradan okuyabilirler. Mesela Hannes Alfven'in (Plazma Fiziğinin kurucusu) sonsuz evren teorisinin neden yok sayıldığını öğrenebilirler. Bing bang teorisinin gözlemlerle kanıtlanamadığını, sadece matematiksel olarak var olduğunu fakat insanlara nasıl ve neden sadece ve sadece bu teorinin gerçekmiş gibi sunulduğunu görebilirler...

Kitabı paylaştığın için teşekkürler Lentus.

lone_warrior 09-29-2014 17:50

Teşekkürü unutmuşuz. Sağolunuz, varolunuz.

Bazı paylaşımlar ya aramada çıkmıyor; ya da ara sıra görünüyor, çoğu kez kendilerini gizliyorlar. Efsunlu mudur nedir bu forum?

Mandos 09-29-2014 18:15

:) Efsunlu mudur dedin de sorayım Alev Alatlı' nın Schrödinger'in Kedisi kitapları yok mu arattım bulamadım. Bir kaç konuyu bulamadığımdan yeniden açtım sonra uyarı aldım var diye, baktım varmış. :)

zamangezgini 09-29-2014 19:08

Prof. Dr. Rennan Pekünlü (Ege Üniversitesi) BİLİMSEL YÖNTEM
 
Sevgili Lentus; bu çok önemli kitap için çok teşekkür ederim.

Sevgili Mandos; Prof. Dr. Rennan Pekünlü ile henüz yeni bir Doçent olduğu zamanlarda bir kaç kez sohbet etmişliğim vardır. Büyük Patlama teorisinin yanlışlanabilirliğe açık olmadığını Alton Arp gibi karşı çıkanların teleskoplarla çalışma yapmalarının engellenerek kapitalizmin yapısına çok uygun olan bu metafizik teorinin sistem tarafından desteklendiğini savunmaktadır. Günümüzde "Gözlem de neymiş? Gözlemler aksini söylese dahi ben matematik modelime inanırım!" diyen metafizik görüşlü sözde bilimciler her bakımdan tam destek görmektedir.

George F. Smoot “Büyük Patlama yaratılışın günümüzdeki versiyonudur” diyor. Yani, Büyük Patlama bilimsel olmaktan çok dinseldir. Büyük Patlamanın temellerini sarsan görüşler ortaya atan bilim insanlarından biri de Halton C. Arp. Arp’a dünyanın önde gelen teleskoplarına proje sunma yasağı gelmiştir.

Tümdengelim-Tümevarım (Bilimsel Yöntem)

Birçok filozof, bilim adamı ve amatör bilim insanlarının katkısıyla oluşturulmuş olan bir bilimsel yöntem vardır. Bu, birçok yöntemler içinden bir tanesidir. Benim de benimsediğim bu bilimsel yöntemi daha önce, Büyük patlama II – “Bir metafizik Araştırma Programı’nın Eleştirisi”, adlı kitapçıkta şöyle dile getirmiştim: Prof. Dr. Rennan Pekünlü(Ege Üniversitesi)
Tümdengelimsel yönteme yapılan tüm karşı çıkışlar onun bilimsel çalışmalarda yeri olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, çok önemli bir yeri var. Ancak bu, doğanın gözlenmesiyle başlayan ve yine gözlemlerle biten bir çevrimsel çabada atılacak yalnızca tek bir adım olmalıdır. Yeni bir olgunun gözlemlerinden yola çıkan bilim insanı yeni hipotezlere, bu olayı kabaca betimleyebilen yeni kavramlara ulaşabilir. Bu, çevrimsel çabanın tümevarım aşamasıdır. Daha sonra ulaşılan kavrama matematiksel bir biçim verilir ve kavramdan, tümdengelim yöntemiyle sonuçlar çıkarılabilir. Bu da çevrimsel çabanın tümdengelim aşamasıdır. Daha sonra, kuramın sonuçları yeni gözlemler karşısında sınanır. Başarı sağlanmışsa, “kuram doğrudur” denmez, “kuram gözlemlerle tutarlıdır” denir.
Ancak çevrim burada sona ermez. Kuram tutarlılığını kanıtladıktan sonra devreye teknoloji girer. Yeni kuram teknolojide kullanılır: Ya bilimsel araştırmalar için yeni teknolojilerin geliştirilmesi ya da ekonomik amaçlar için yararlılığını göstermelidir. Bu yeni teknolojiler yeni ve beklenmedik olayların gözlenmesine ve çevrimin sürüp gitmesine yardımcı olur. Bu yeni teknolojiler gözlem ve deney aygıtlarımızın açısal, renk ve zaman çözünürlüğünü arttırdığından, bir önceki dönemde oluşturduğumuz ve gözlemlerle tutarlı olan kuramların öngörü gücünü sınar.
Yukarıdaki paragrafta sunulan tanımın özünde, Karl Popper’ın bilimsel yöntem çözümlemesi yatıyor. Konuyla ilgili görüşlerini The Logic of Scientific Discovery adlı kitabında özetleyen ve daha sonra bu kitabın ardından ortaya çıkardığı üç ciltlik (Realism and the Aim of Science; The Open Universe: An Argument for Indeterminism; Quantum Theory and the Schism in Physics) eserleriyle görüşlerini zenginleştiren Popper, ‘Bilimsel bir kuramın yanlışlanabilir olması, bilimle metafiziği ayıran temel ölçüdür. Eğer bir kuram yanlışlanamıyor, yanlışlığını kanıtlayacak hiçbir gözlem ya da deney yapılamıyorsa, bu kuramı kanıtlayabilecek herhangi bir yol da olamaz! Bu durumda kuram hiçbir öngörüde bulunamaz ve değersiz bir söylenceden (myth) öteye de geçemez’ diyor.

BİLİM VE METAFİZİK

“Popper’ın saptamasında Bilim ve Metafizik, birbirini dışlayan iki düşünsel etkinlik alanı olarak sunuluyor. Bilimin yanlışlanabilme özelliği var; ve bu görev gözlem ve deneylere verilmiş; metafizik ise sınanıp yanlışlanmadan bağışık!
“Newton da iki kütlenin birbirine uzaktan çekim kuvveti uyguladığına ilişkin önermeden rahatsızdı. Einstein bu kuvvet yerine uzayın eğriliği kavramını getirdi. Güneş dizgesinde yapılan gözlemler, örneğin Merkür gezegeninin enberi noktasının devinimi; tam Güneş tutulması sırasında uzayın eğriliğini kanıtlayan çekimsel merceklenme gözlemleri; vd. Genel Göreliliğin belli ölçeklerde gözlemlerle tutarlı olduğunu gösterdi. Ancak bugün, süper gökada kümeleri gibi devasa ölçeklerde Einstein’ın Genel Görelilik kuramı çalışmıyor!

YANLIŞ ANLAMA

“Yanlışlanabilirlik” (falsifiability) kavramı çoğu kez yanlış anlamaya neden olabiliyor. ‘Newton’un da Einstein’ın da çekim kuramları yanlışmış!’ biçiminde bir saptama, gerçeği yansıtmaz. Her iki kuramın da geçerlilik sınırları vardır. Bugün heriki kuram da bilimsel çalışmalarda kullanılıyor. Bunlara, benzetme yerindeyse, spiral merdivenin basamakları gözüyle bakabiliriz.
“Popper, özgeçmişini anlattığı “Unended Quest” adlı kitabında, düşünsel olarak sosyalizme yakınken Avusturya’da sosyalistlerle polislerin sokak çatışmasından korkup “sir” ünvanına layık görüleceği cepheye “kaçışını” anlatıyor. Bir zamanların sosyalist Popper’ı diyalektik materyalizmin ilkelerini kuşkusuz çok iyi biliyordu. Popper bu ilkelerden birisi olan “yadsımanın yadsıması” nı (negation of negation) toplum mühendisliği adına, felsefe dünyasına “yanlışlanabilirlik” olarak, sanki yeni bir kavrammış gibi sunuyor.
Einstein, Newton’un omuzları üzerinde yükselerek Genel Göreliliği oluşturdu. Bugün Einstein’ın omuzlarında yükselecek olan evrenbilimciler süpergökada kümeleri ölçeklerinde gözlemlerle tutarlı kuramsal çekim modelleri oluşturacak. Bilimde ‘son bilgi saplantısı’ yoktur. Richard Feynmann’ın güzel betimlemesiyle, “Biz bilimsel kesinliğin yerine bilimsel ilerlemeyi yerleştirdik”.
“Popper, bilimle metafiziği birbirini tamamen dışlayan iki olgu olarak sunuyor. Öyle de olsa, aralarında bir ilişki, etkileşim olmalı. Popper’dan dinleyelim: ‘Spekülatif yaratıcılıkla, deneylere açık, sınanabilme özelliği gibisinden birbirine yabancı iki ayrı olgunun birlikteliği olarak tanımlayabileceğimiz fiziksel bilimlerin evreni tanımamızdaki görevleri çok önemlidir.
‘Evrenbilim spekülasyonları bilimin gelişmesinde daima önemli bir rol oynamış ve oynamaktadır. Bu spekülatif kuramları inceleyerek onların gelişimini sağlayabilir, daha önemlisi, bu kuramları deneysel olarak sınanabilir duruma getirebiliriz. (Durgun Durum evren modelinin kuramcıları bunu başarmış ve sınavların işaret ettiği doğrultuda ilerleyerek modelin geçersizliğini onamışlardır)”.
Tam bu aşamada Popper salvosunu savuruyor: “Evrenbilimdeki spekülasyonların çoğu, özellikle de başlangıç aşamalarında, deneysel olarak sınanma ve yanlışlanabilmeden uzaktır; bu nedenle, adı geçen spekülasyonları ‘bilimsel’ olmaktan çok ‘metafizik’ olarak nitelemeyi yeğliyorum’ (Popper, K., Quantum Theory and the Schism in Physics).
Bugünkü evrenbilim paradigması LCDM. Diğer bir deyişle, a) uzayın genişleme hızı zamanla artıyor; b) evren enflasyonist bir genişlemeyle başladı (metafizik!); c) evrenin erke – özdek içeriğinin %70 denlisi karanlık erke (metafizik!), % 25 i soğuk karanlık baryonik olmayan özdek (metafizik!), % 5 i de bildiğimiz, elektron, proton ve onların kombinasyonlarından oluşan helyum, oksijen, karbon, azot, kükürt, demir, vb (fizik). Kısacası, LCDM nin %95 denlisi metafizik, yani gözlem ve deneyden bağışık spekülatif ‘nesneler’!

METAFİZİĞİN ETKİSİ

“Popper, aynı eserinde önemli bulduğu bazı evrenbilim kuramları için ‘metafizik doğaya sahip araştırma programları’ kavramını kullanıyor. Popper’a göre bu kavram, adı geçen kuramların ikili doğasını yansıtıyor:
Bilimsel araştırmaların yönünü ve doğasını saptayan programsal doğası,
Kuramın (en azından başlangıçta) sınanamayan, dolayısıyla metafizik doğası. Popper, ‘metafizik doğaya sahip araştırma programları’ kavramını, henüz sınanabilme aşamasına gelememiş olan kuramlar için kullanıyor. Bu programlar zamanla bilimsel kuram düzeyine çıkabilir. ‘Metafizik doğaya sahip araştırma programlarını eleştirmek oldukça zordur. Bu programların herhangi bir eleştiriye açık kalmaksızın uzun bir ömre sahip olmaları da olasıdır.
Popper burada ilginç bir saptamada bulunuyor ve …bilimin gelişme aşamalarının hemen hemen hepsinde metafizik düşüncelerin, yani sınanması olası olmayan düşüncelerin denetiminde olduğumuz gerçeğinden söz ediyor. Bu, bilimsel ilerlemelerimiz de metafiziğin büyük bir dürtüsü var, anlamına mı geliyor? İlerlemeyi, fizikle metafiziğin diyalektik birlikteliği ve çatışması mı sağlıyor? Popper, metafizik düşüncelerin problem yaratmaya yaptıkları katkıya ve bu problemlerin çözüm yollarının belirlenmesinde oynadıkları role özel bir önem veriyor. Problem durumları olarak adlandırdığı bu durumların, bilimde üç ayrı etmenin sonuçları olduğunu vurguluyor:
Belli bir alanda baskın kuram olma ayrıcalığını yakalamış olan kuramın bir tutarsızlığının ortaya çıkması;
Kuramla deney arasındaki tutarsızlığın belirlenmesi (kuramın deneyle yanlışlanması) ve
Popper’ın en önemli olarak nitelediği etmen, kuramla ‘metafizik doğaya sahip araştırma programı’ arasındaki ilişki.
Metafiziğin tarih sahnesine çıkışı, evrimi ve kendisine yöneltilen eleştirileri bir yana bırakıp, incelememizi Popper’ın yalın metafizik tanımıyla, (“gözlem ve deneylerle sınanamayan”) sürdürelim.
“Yukarıda sözü edilen ‘metafizik doğaya sahip araştırma programlarının bilimsel fizik özelliğinden çok metafizik veya spekülatif fizik özelliğine sahip olduklarını anlıyoruz. ‘Bu özelliklerine karşın bu programlar, bilim için gereklidir. Ortaya ilk atılışları sırasında hepsi, sözcüğün tam anlamıyla metafizik doğaya sahipti (bunlardan bazıları daha sonra bilimsel olma özelliğini kazandı); bu programlar, çeşitli sezgiler (intuition) temelinde oluşturulmuş, usu hemen hemen hiç kullanmayan çok büyük genellemelerdir. Bugün bu programlardan çoğunun yanlış olduğunu görüyoruz. Bunlar, evreni – gerçek evreni – bir bütün tablo olarak sunma çabalarıydı. Başlangıçta oldukça spekülatif tiler; sınanmaya açık değildiler. Aslında bunların hepsi, bilimsel doğaya sahip olmaktan çok, bir düş veya söylence niteliğindeydi. Ancak bilime problem ve amaç vermede ve esin kaynağı olmada yardımcı oldular’ (aynı kaynak, s. 165).

EĞER HAKLIYSA…

“Eğer Popper ‘haklıysa’, Fizik – metafizik çatışması bilimi ilerletmede büyük bir güç kaynağı olabilir. Metafizik, tümden gelim yönteminde verimli topraklar buluyor. Metafiziğe izin vereceksek, bunun dozunu nasıl ayarlayacağız? Bilim insanının çağın gelişmişlik düzeyi ve ideolojisine uygun program saptama sorumluluğu nerede devreye girecek? “Birazcık spekülasyon” birazcık hamileliğe benziyor! Doğan çocukların adı da hep aynı: ‘Metafizik doğaya sahip araştırma programları’! “Metafiziğin büyük ölçüde tümden gelim yönteminden sızdığını bir kez daha yinelemeliyiz. Ancak savunulması gereken salt tümevarım da değil kuşkusuz! Gözlem ve deney verilerinin yığıldığı, usun kullanılmadığı yerde de entelektüel durgunluk başlar. Burada metafizikle tümden gelim yöntemini özdeşleştirmediğimi bir kez daha vurgulamak istiyorum. Metafizik, kendini gerçekleştirebilmek için tümden gelimi daha rahat kullanabiliyor.
İşte benim Büyük patlama evren modeline karşı yönelttiğim tüm eleştirilerin nedeni, hem kendimi hem de ilgili okuyucuları bu konuda uyanık tutmak!


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:13.

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.